Ümit Kurt

Ümit Kurt

YazarÇevirmen
8.5/10
2 Kişi
·
7
Okunma
·
0
Beğeni
·
538
Gösterim
Adı:
Ümit Kurt
Unvan:
Türk Yazar-Akademisyen
Doğum:
1984
1984'te doğdu. 2006'da ODTÜ l.l.B.Fden mezun oldu. 2006-2007'de İngiltere'de Keele Üniversitesi'nde Uluslarası İlişkiler ve Sosyoloji Bölümü'nde araştırmacı olarak bulundu. 2008'de Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi'nde yüksek lisansını tamamladı. Gaziantep Zirve Üniversitesi İ.İ.B.F.'de tam zamanlı öğretim görevlisi olarak çalıştı. Türkiye'de ordu ve siyaset, sekülarizm ve din, Türkiye düşünce ve siyasi tarihi, Türkiye-AB ilişkileri gibi konularda Culture and Religion, Turkish Studies, European Journal of Economic and Political Studies, Turkish Journal of Politics, Civil Academy Journal of Social Sciences ve Turkish Poli-ticy Quarterly gibi dergilerde makaleleri yayımlanan Kurt'un, AKP Yeni Merkez Sağ mı? başlıklı ilk kitabı 2009'da (Dipnot Yayınları); Bülent Aras ve Şule Toktaş ile birlikte kaleme aldığı Araştırma Merkezlerinin Yükselişi: Türkiye'de Dış Politika ve Ulusal Güvenlik Kültürü (SETA Yayınları) başlıklı kitabı 2010'da yayımlandı. Bunun yanında Kurt'un Toplumsal Tarih, Birikim, Cogito, Virgül, Notos Edebiyat, Milliyet Sanat ve Mesele dergilerinde, Radikal İki, BirGün ve Taraf gazetelerinde yayımlanmış çok sayıda makalesi vardır. Halen Clark Üniversitesi Tarih Bölümü Holocaust and Genocide Studies Merkezi'nde Antep Ermenileri üzerine doktora çalışmasına devam etmektedir.
Cemal Paşa 26 Şubat 1915'te Dahiliye Nazırı Talat Paşa'ya göndermiş olduğu şifreli telgrafta Dörtyol ve Zeytun'da ki Ermeni ailelerin tehcir edilmesini teklif eder. Talat Paşa, 2 Mart tarihli cevabında Ermenilerin daha önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesi talimatını verir. İlk resmî tehcir emri 8 Nisan 1915 tarihinde verilir. Harbiye Nazırı Enver Paşa'ya telgrafta Cemal Paşa, "Zeytun ve Maraş'ta mukîm olup muzır oldukları düşünülenlerin Konya'ya transferi'nin elzem olduğunu belirtir. 8 Nisan'da, tanınmış 34 Ermeni, aileleriyle birlikte Zeytun'dan tehcir edilir.
Ümit Kurt
Sayfa 42 - İletişim Yayınları / Tarih Dizisi
18 Ocak'ta Ahmet Faik Bey, Rumkale civarında bahsi geçen vilayetlerden gelen yaklaşık 500 kişi olduğunu bildirir. Rumkale Kaymakamı Mithat Bey, bu Ermenilerin birçoğunun kadın ve çocuklardan müteşekkil olduğunu ve kendilerine daha önce iletildiği üzere aşina oldukları yöntemler doğrultusunda bu kadın ve çocukların bir daha geri dönmemek üzere Kürtlerin gözetiminde gönderildiğini Ahmet Faik Bey'e rapor eder. Burada "aşina olunan yöntemler"den kasıt imhadır. Söz konusu Ermeniler imha edilmek üzere gönderilmektedir. Ancak katliama maruz kalanların sayısı Ahmet Faik Bey'in verdiği 500 rakamından çok daha fazladır.
Ümit Kurt
Sayfa 71 - İletişim Yayınları / Tarih Dizisi
Anadolu'nun diğer bölgelerine kıyasla Antep Ermenilerinin tehciri Ağustos 1915 gibi geç bir tarihte başlatılır. Bu durum İttihat ve Terakki iktidarının tehcir ve Anadolu'nun Müslümanlaştırılması/Türkleştirilmesine dayalı demografik ve etnik mühendislik politikalarıyla yakından ilintilidir.
Ümit Kurt
Sayfa 41 - İletişim Yayınları / Tarih Dizisi
Rössler, 30 Temmuz'da üstlerini Ermenilerin Antep ve Kilis'ten tehcir edileceklerine ilişkin kararın alındığından haberdar eder. Amerika'nın Halep Konsolosu Jackson bu haberi birkaç gün sonra İstanbul'da Başkonsolos Morgenthau'ya bildirir ve aynı kararın Antakya, İskenderun ve Kesab'taki Ermeniler için de alındığını ekler.
Ümit Kurt
Sayfa 56 - İletişim Yayınları / Tarih Dizisi
9 Mayıs 1915'te Furnuz, Kaban ve Alabahçe dahil olmak üzere Zeytun'daki Ermenilerin tamamının tehcir edilmesine ilişkin emirler gönderilir. Van vilayetinde Nisan 1915'te başlayan Ermeni direnişi 19 Mayıs'ta Rus ordusunun şehre girmesiyle tehcirin gidişatına yeni bir boyut katar, tehcirin ölçeğinin genişlemesine neden olur. Böylece 23 Mayıs'ta tehcir listesine yeni bölgeler dahil edilir. Cemal Paşa'ya gönderilen listede, tehcir edilecek Ermenilerin yer aldığı bölgeler şu şekildedir:

(1) Erzurum, Van ve Bitlis vilayetleri, (2) Adana, Mersin, Kozan ve Cebel-i Bereket vilayetlerinin yanında Adana, Sis ve Mersin vilayetleri. (3) Maraş (4) Halep vilayeti merkez idare bölgesinin yanında İskenderun, Bulan, Cisr-i Şuğur ve Antalya'nın kasaba ve köyleri.
Ümit Kurt
Sayfa 44 - İletişim Yayınları / Tarih Dizisi
21 Haziran 1915 tarihinde Almanya'nın Halep Konsolos'u Rössler, Ermenilerin tehcir edilmesine karşı olduğu gerekçesiyle Halep Valisi Celal Bey'in görevinden alındığını, İstanbul'daki başkonsolosluğuya bildirir.
Ümit Kurt
Sayfa 54 - İletişim Yayınları / Tarih Dizisi
Çeteler düzenli olarak Antep ve Nizip arasındaki bölgeden geçen Ermeni sürgünlere yönelik cinayetler işlemekte, soygun ve yağmalamalar yapmaktadır.

Bütün bunlar vuku bulurken, 8 Ağustos'ta üçüncü kafile şehirden çıkartılır. Bu kafilede Antep'in Kayacık ve Akyol mahallerinde oturan 100 Ermeni aile yer alır.
Ümit Kurt
Sayfa 62 - İletişim Yayınları / Tarih Dizisi
Barbarlığın dili onun için hazırlanan tuzağa falan düşmez, gizemsizdir. Onu bir yerlerden çekip çıkarmak gerekmez, ona kesilmek yeter.
Ümit Kurt
Sayfa 7 - İletişim Yayınları / Tarih Dizisi
Şehrin ve ordunun ihtiyaçlarının karşılanması için bazı Ermeniler tehcirden muaf tutulur. Bu Ermenileri üç kategoride ele almak mümkündür. İlk grupta toplam 370 Ermeni yer alır, bunlar zanaatkâr olup ordunun ihtiyaçlarının karşılanması için askerî atölyelerde çalıştırılır. İkinci grupta ise 65-70 Ermeni vardır, bunlar dişçi, sarraf, bakırcı, veteriner, terzi, saraçî, boyacı ve fırıncılardır. Onlara aileleri de eşlik eder. Müslümanlar bu tür becerilerden yoksun olduğundan, bu zanaatkârların varlığı son derece değerli ve önemlidir. Üçüncü kategorideki Ermeniler ise sayıları 30-35 arasındaki değişen asker aileleri, memurlar ve Ordu'da görevli hekimlerdir. Antep'in geniş Ermeni nüfusundan sadece 2.000 civarında Ermeni'nin şehirde kalmasına izin verilir. Bunlardan yaklaşık 30 aile din değiştirip Müslüman olmak suretiyle şehirde kalabilmişlerdir.
Ümit Kurt
Sayfa 71 - İletişim Yayınları / Tarih Dizisi
24 Nisan'daki tutuklamalarda İstanbul'da gözaltına alınan avukat ve gazeteci Aram Andonyan, Antep mebusu Ali Cenani'nin başını çektiği ve eski Kilis mutasarrıfı Fadıl Bey ve yine Kilis eşrafının önde gelenlerinden Hacı Mustafa Bey'in de mensubu olduğu Antep İttihat ve Terakki Kulübü'nün Mart başında Zeytun ve Maraş'taki hadiselerden faydalanıp; İstanbul'daki merkezî hükümete Antepli Ermenileri zararlı ve tehlikeli bir unsur gibi sunarak Antep ve Kilis'teki Ermenilerin sürgün edilmesi kararını aldırmaya çalıştıklarını vurgular. Ancak dönemin Antep mutasarrıfı Mehmed Şükrü Bey ve askerî kumandan Hilmi Bey merkezî hükümeti, Ermenilerin tehcir edilmesi için bir neden görmedikleri konusunda bilgilendirir. Zira her ikisi de tehcire karşıdır. Bunun üzerine Ali Cenani, Fadıl ve Hacı Mustafa beyler tıpkı Maraş'taki ittihatçıların yaptığı gibi Ermenilere karşı provokasyon eylemlerine girişirler. İstanbul'daki merkezî hükümete gönderdikleri telgraflarda Antepli Ermenilerin silahlarla camilere saldırdıklarını, Müslümanları öldürdüklerini, Müslüman kadınlara tecavüz ettiklerini ve Müslümanların evlerini yakıp mallarını talan ettiklerini iddia ederler. Bu iddiaların asılsız olduğunu Cemal Paşa'ya bildiren Hilmi Bey, bu tür provokasyonları yaratanların cezalandırılmasını talep eder; ancak Antep'teki İttihatçı kulübe mensup kişiler Hilmi Bey'in bir Ermeni sempatizanı olduğu suçlamasını getirirler.
Ümit Kurt
Sayfa 46 - İletişim Yayınları / Tarih Dizisi
215 syf.
·4 günde
Şüphesiz ki Antep, yazılı tarihten önceki dönemlerden bu yana birçok medeniyete ve millete ev sahipliği etmiş, Mezopotamya'dan dünyaya yayılan  kültürü başka  coğrafyalara taşıma da transit görevi görmüş bir şehirdir. Genel olarak dünya tarihi içinde de büyük bir öneme sahiptir. Nuh peygamberin soyundan gelen zamanın Babil hükümdarı Pel'e isyan ederek Anadolu'ya Ermeni halkını, kültürünü taşıyan Hayg'ın torunlarına da yurtluk etmiş, Malazgirt savaşından sonra Anadolu'ya yavaş yavaş yerleşen Türklere de. -pek bilinmese de yüzyıllardır Kürtlere ve Yahudilere de.-  Yerleşik hayata geçildikten sonra kültür-sanat bağlamında birçok gelişme kaydedilen, ilk tarihi bulguların gün yüzüne çıkarıldığı sayılı coğrafyalardandır. Asıl mesele şu ki; bu gelişmeleri sağlayan milletlerin içinde Antep'te soykırıma uğramış Ermenilerin de bulunmasıdır. Antep'teki kazıların birçoğunda,  mitolojik motiflerde Ermenilerin izine de rastlanır. Tarım, ticaret, el işçiliği, heykelcilik, sanat, mutfak, düzenli şehirleşme, mimari ve birçok alanda ustalıklarının tartışılmaz olduğu tüm milletler içinde aşikar. Bugün, bu şehrin Unesco tescilli gastronomi şehri oluşunu tamamen Antep Ermenilere borçlu olduğumuzu söyleyebiliriz. Tehcir sırasında, tehcirden muaf tutulanlar arasında Antepli Ermeni aşçılar da mevcuttu. Sadece gastronomi alanında değil; bakır işlemeciliği, kutnu dokumacılığı, peyzaj süslemeciliği gibi birçok alanda zanaatkârlardı.  Bir şehri tüm yönüyle geliştiren bir milletin, sadece gayrimüslim olduğu için ve zenginliğinden nemalanmak adına tehcire tâbi tutmak hiçte kabul edilir nedenler değil. Bu açgözlülük, ötekileştirmek, binlerce insanın canına mâl olmanın adını, gaza'ya ya da istiklâl'e bağlamak hiç kabul edilir değil. Bugün Antep, tehcir sonrası mal ve mülklerden faydalanan, zenginleşen insanların torunlarına ev sahipliği yapıyor. Kitapta bu açgözlü 'Kişizâde'lere bolca yer vermiştir. Her geçen gün sokaklarında yürüdüğüm bu şehrin tarihini öğrendikçe utancımdan girecek yer arıyorum.

Antep Ermenilerinin tehciri Anadolu'da en geç gerçekleşen tehcirlerdendir. Hükümet, tehcir için ortada bir sebep bulamıyordu. tâ ki 2 Ağustos 1915 tarihine kadar. Gecikiyor olmasının nedeni bazı görevini lâkıyla yapan yöneticiler sebebiyle idi. Bu tarihe kadar hiçbir sorun vuku bulmuyordu. Bir sorun yaratmak, sorun varmış gibi devlet erkanlarını zor durumda koymak tamamen kadılar ve yerel yöneticilerin göreviydi. Tehcir, merkezden uzak köylerin boşaltılmasıyla başladı.

Antep'teki Ermeni Tehcirini sistematik bir biçimde yürüten 1915 İttihat ve Terakki Antep kulübü ve Halep Jön Türkler cemiyeti, boşalan birçok Ermeni yerleşkesine Türkmen muhacir yerleştirerek , içinde birçok milleti barındıran bir şehri Türkleştirme politikaları yürütmüştür. 1915 tehcirindeki birincil amaç Türkleştirmek ve tehcir sonrası bu halktan arda kalanlardan faydalanmaktı. Bunu buraya rahatlıkla yazıyorum, çünkü; boşalan birçok Ermeni köyünü ziyaret edip, buraya yerleştirilen muhacirlerin çocuklarından, torunlarından bunları da dinlemiştim. Antep'teki Ermenilerin Tehciri için hiçbir sebep bulamayan hükümeti azdırmakta,  kadılar (Din adamları) ve yerel siyasilerin göreviydi. Her geçen gün Ermenileri topyekûn göndermenin planları yapılmakta, Antepli Ermeni aydınları uzak topraklara sürgüne gönderilmekteydi. Kadılar, müslüman halkın kadınlarını taciz etmekle suçlamakta, siyasiler ise Ermenilerin çeteler oluşturup köy köy insanlara eziyet ettiğini hükümete telgraflar ile beyan ediyordu. Dönemin Antep mutasarrıfı Mehmet Şükrü Bey ve Askerî kumandan Hilmi Bey, Antep'teki Ermenilerin tehciri için ortada hiçbir neden olmadığını merkezî hükümete rapor ediyordu. Ali Cenani ve diğer kana kana tehcir isteyen taraflar bu iki zat-ı muhteremi Ermenileri korumakla ve etnik sempatizanlıkla suçluyordu. Yerel yöneticilerin çoğunlukta olduğu bir grup bu iki ismin tutuklanmasını istiyordu. Mehmet Şükrü Bey, Çankırı'ya sürgüne gönderilmişti. Askerî sorumlu olarak görevlendirilen Hilmi Bey ise yerinde bir karar alarak görevinden istifa etmişti. Mehmet Şükrü Bey'in yerine ise tam bir tehcir yanlısı, şehirde tek bir Ermeni bile görmek istemeyen Ahmet Faik gönderilmişti. Tehcir için uygun bir ortam yaratan yerel yöneticiler artık tamamen tehcire odaklanmış,  Ermeni yerleşkelerinden gelecek olan ganimetin hesaplarını yapmaktaydı. Antep'e gelir-gelmez Ali Cenani ile tehcir sürecini hızlandırmakta, Ermenilere karşı sert ve radikal siyasalar uygulamaktaydı. İttihak ve Terakki kurucularından Ali Cenani (TBMM 1922 Gaziantep Milletvekili, Ticaret Bakanı), Nizip'te bulunan, en büyük ve en zengin Ermeni köylerinden olan Orul Köyünün ağasını kendi çiftliğinde misafir ediyordu. Niyet, buradaki Ermenileri sessiz sedasız bir şekilde tehcir etmek, Orul Köyü ağasının Halep'teki mallarına rahat bir şekilde el koymaktı. Bu tutumundan dolayı Ali Cenani gibi kana susamış, açgözlü biri Ahmet Faik tarafından Ermenileri korumakla suçlanıyordu. Böylesi çelişkilerle dolu insanların kararlarının kadim ve saygın bir milleti etkilemesi gerçekten üzücü. Mondros Ateşkes antlaşmasından sonra Ali Cenani ile karşılaşan Mustafa Kemal, Ali Cenani'ye buradaki sorumluluğu teklif etmişti. Ali Cenani, Suriye tarafında kalacak olan mallarının bekâsını düşünerek bu teklifi geri çevirmişti. Kuvâ-yi Milliye döneminde ise şehire İngiliz askerleri girmişti. Ali Cenani ve diğer tehcirden sorumlu failler hakkında yakalatma kararı verilmişti. Sorgulandıkları süre içerisinde yine bu askerî güçler tarafından kabul görmek için binbir dereden su getirmişlerdi. Gel gelelim ki bugün bu insanların Antep'te heykelleri dikili durmakta, kahraman gösterilmekte.

Kısa tutmak istiyorum.

Keşke diyorum; keşke bu insanların kanı düşmeseydi bu topraklara, elimizde izi kalmasaydı. Belki bugün ülke daha ileride ve daha renkli olabilirdi. Birçok uygarlığın savaşından yara almış bu coğrafya, bir ulusu daha barındırabilirdi. Birkaç insanın kendi bekâsı için, bir coğrafyayı tek-tipleştirmek için bunca insanın canı bu topraklara düşmemeliydi. Ne var ki Türkiye Tarihinde bu tehcir kara bir leke olarak kalmaya devam edecektir.

Kitap, 1915 Antep'i hakkında geniş bilgi veriyor. Birçok kaynaklardan ve fotoğraflardan yararlanmıştır. Kitaptaki iddialar arşivlerden kaynaklar gösterilerek desteklenmiştir. Taraflı yazıldığını düşünmüyorum. Gayet objektif ve nesnel bir bakış açısıyla ele alınmış. 1915 tehciri faillerini tüm yönüyle ele alarak okunulası bir çalışma ortaya konulmuştur. Okuyacak olana şimdiden keyifli okumalar diliyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ümit Kurt
Unvan:
Türk Yazar-Akademisyen
Doğum:
1984
1984'te doğdu. 2006'da ODTÜ l.l.B.Fden mezun oldu. 2006-2007'de İngiltere'de Keele Üniversitesi'nde Uluslarası İlişkiler ve Sosyoloji Bölümü'nde araştırmacı olarak bulundu. 2008'de Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi'nde yüksek lisansını tamamladı. Gaziantep Zirve Üniversitesi İ.İ.B.F.'de tam zamanlı öğretim görevlisi olarak çalıştı. Türkiye'de ordu ve siyaset, sekülarizm ve din, Türkiye düşünce ve siyasi tarihi, Türkiye-AB ilişkileri gibi konularda Culture and Religion, Turkish Studies, European Journal of Economic and Political Studies, Turkish Journal of Politics, Civil Academy Journal of Social Sciences ve Turkish Poli-ticy Quarterly gibi dergilerde makaleleri yayımlanan Kurt'un, AKP Yeni Merkez Sağ mı? başlıklı ilk kitabı 2009'da (Dipnot Yayınları); Bülent Aras ve Şule Toktaş ile birlikte kaleme aldığı Araştırma Merkezlerinin Yükselişi: Türkiye'de Dış Politika ve Ulusal Güvenlik Kültürü (SETA Yayınları) başlıklı kitabı 2010'da yayımlandı. Bunun yanında Kurt'un Toplumsal Tarih, Birikim, Cogito, Virgül, Notos Edebiyat, Milliyet Sanat ve Mesele dergilerinde, Radikal İki, BirGün ve Taraf gazetelerinde yayımlanmış çok sayıda makalesi vardır. Halen Clark Üniversitesi Tarih Bölümü Holocaust and Genocide Studies Merkezi'nde Antep Ermenileri üzerine doktora çalışmasına devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur okudu.
  • 22 okur okuyacak.