A. Faruk Meyan

A. Faruk Meyan

YazarDerleyenÇevirmen
9.1/10
142 Kişi
·
503
Okunma
·
13
Beğeni
·
1.980
Gösterim
Adı:
A. Faruk Meyan
Tam adı:
Süleyman Kuku
Unvan:
Asker, Öğretmen, Yazar, Çevirmen
Doğum:
Baştımar, 1938
Ölüm:
Trabzon, Türkiye, 2 Ağustos 2019
Ceylanoğulları sülalesinden olan Süleyman Kuku, 1938 yılında Baştımar Köyünde doğmuştur. Kuleli Askeri Lisesini ve Dil Tarih-Coğrafya Fakültesini bitirmiş, Kuleli Askeri Lisesinde ve Ordu Dil Okulunda uzun yıllar öğretmenlik yapmıştır. Son asrın büyük mutasavvıflarından Abdülhakim Arvasi hazretlerinin oğlu, İstanbul da Kadıköy ve Üsküdar müftülüğü yapmış olan Ahmed Mekki Efendiden ve Kuleli Askeri Lisesinden hocası olan Hüseyin Hilmi Işık Efendiden yetişen Süleyman Kuku, İngilizce, Fransızca, Rusça, Urduca, Arapça ve Farsça dillerini bilip bilhassa Arapça ve Farsça pek çok eseri Türkçeye kazandırmış, ayrıca birçok Osmanlı ca eseri de bugünkü türkçeye çevirmiştir. Eserlerinde ve tercümelerinde 'A.Faruk Meyan' müstear ismini kullanmıştır. Bugün hala Baştımar Köyünde ikamet eden Süleyman Kuku, yöredeki insanları bilgisiyle aydınlatmaktadır. 
830 syf.
Tırnak kesmenin ve diş temizlemenin bile edebinin yazıldığı bir kitap hakkında her hangi birşey söylemek ne haddime... Okumuş olduğum en güzel, en kıymetli, en akılda kalıcı kitaplardan biri oldu. Kendimizi bu kitaptan mahrum etmeyelim. Çok ama çok faydalı bir kitap. Okuyunuz ve okutturunuz.

Ayet-i kerime ve hadisler barındıran bu türden kitapların güvenilir tercümesine ve yayın evine dikkat etmek önemlidir. İki farklı yayınevinden okudum. Biri çok iyiyken, diğerinde harf ve kelime hatası çoktu. Maalesef yayınevlerin ismini buraya yazamıyorum; unuttum isimlerini, kitaplar yanımda değil, tekrardan erişimim olduğunda ve tabii ki unutmasam yazacağım.
830 syf.
·Beğendi·10/10
Kimya_ı saadet yani mutluluğun formülleri demek ..Öyle güzel bir eser ki arayışta olduğum bir dönem de alıp okumuştum her cümlesi özel dalıyordum düşünüyordum derya gibi isminin hakkını kesinlikle veriyor.Bütün kişisel gelişim zırvalıkarı köşeye atılıp bu kitap okunmali bence

Teşbihte hata olmasın ama Okyanusta farklı birbirinden değerli canlılar oluyor ya hani kitabi okudugum da oyle hissetmiştim ne çok şey bilmiyormusum cahilliğimi daha da idrak ettim.Okumakla birşey kaybedilmez bir pencere daha açarsınız düşünce odanıza benim için öyle oldu.Bir çok konuda at gözlüklerimi çıkarıp attım bir köşeye..Dili de ağır değil kesinlikle.
Bu kitap dini bir kitap değil sadece icin de her türlü ilmi bulabileceğiniz bir hazine temizliğe kadar..

On asır önce yazılmış olmasına rağmen okunduğunda ufku en derinlere kadar açan, mutluluğun yemek yemek,evlenmek, uyumak, zengin olmak ya da cinsel münasebette bulunmak kadar basit sebeplerinin olmadığının idrakını sağlayan müthiş bir Gazali eseridir.

Kıymetli eser çok yönlü psikoloji, fıkıh, kelam, tasavvuf ihtiva eden kısaca insanı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan çağlarını aşan klasik bir tür.Icinde yine nasihatler,ayetler,hadisler,pratik bilgiler var insanın hayatında buna göre yön vermesi gerçek bir mutluluğa ve mutmainlige ulaştırır.

Kalbi,sevgiyi,adaleti,takvayı,dünya hayatını,şehveti..hemen hemen her nokta açıklanıyor.
isminde geçen saadetten kastedilen nedir, bir insan nasıl mutlu olabilir, maddi ihtiyaçları karşılanması mutlu olması için yeterli midir’ gibi sorular akla gelebilir.  Halbuki kitap başından sonuna kadar mutluluğa ermenin yolunun Allah Teala’nın rızasını kazanmak için çabalamaktan geçtiğini anlatıyor.insanın maddi yönünü oluşturan bedeni topraktan gelmiş, toprağa dönecektir ve sürekli bir değişim halindedir.  İnsanın manevi tarafı ise, kalp, nefs ve ruhtan meydana gelir, daimidir ve gayb aleminin bir tabakası olan alem-i emr’e aittir der.

İnsanın maddi ihtiyaçlarının gideriliyor olması, önemlidir ama yeterli değildir.
dünya bir tarladır, burada güzel ameller ekilir, meyveleri ahirette toplanır.  Demek ki gurbete gelmiş olan ruh/manevi kalp, sonunda yine O’na dönecektir.

Ben Özellikle okurken Nefis terbiyesi ve ego analizleri bölümlerini çok beğendim hatta Freud da asırlar sonra aynı şeyleri totem ve tabu da ego ve kitle psikolojisinde söylediğini farkettim.Şu makale de okunursa ne demek istediğim daha iyi anlaşılır;

https://www.tavsiyeediyorum.com/makale_4661.htm

Kimya-yı Saadet ne mi demek?Büyük imam Gazali hz şöyle diyor ;

"Bakır ve pirinci kırmızı altın yapan maddî kimya zor ele geçtiği gibi, insanlık cevherlerini hayvanî bulanıklardan arıtıp melekler safiyetine eriştiren, onu altın gibi paslanmaz ve devamlı yapan mücahede kimyası da zor elde edilir. Bu kitaptan maksat, hakikat ilâcının ecza ve bileşimini okuyucularına kolaylıkla açıklamaktır. Bu sebeble bu kitaba "Kimya-yı Saadet" adını verdik. Bağışlayan Allah'tan niyaz ederim ki, onu adına uygun ve kimya gibi hizmete lâyık eylesin.
Bilhâssa bu kimya diğer kimyalardan üstündür. Hattâ kimya adı buna hakikat, diğerlerine mecazdır. Çünkü diğer kimyaların değer ve itabarı, bakır ve pirinci paslanmaktan koruyup onlara geçici bir miktar safiyet vermektir. Bu kimya ise, bizzat büyük nimetlerin ve ebedî hayatın sebebidir. Zira hayvanî sıfatları insanî sıfatlara, nefsanî halleri rûhbaniyete tebdil eden bu kimyadır ve yine ebedî mutluluğun rabıtası, sonsuz saadetin vasıtası bu kimyadır."(Giriş bölümünden)

Imam Gazali'nin bu Kimya-yı Saadet kitabı İhya'nın özeti durumundadır.

Kitap, insan kavramını konu alarak anlatıma başlar. İnsanın kendini bilmesinin önemi üzerinde durur. Buradan Allah’ı tanımaya geçer.
insanın kendini bilmesi, Allah’ı bilmekten önce gelir. Bu da düşünce sistemimiz içerisinde yolculuğa nereden başlayacağımız konusunda ipucu verir. Başlangıç noktası insanın kendisidir. Nitekim Peygamber Efendimiz; “Kendini bilen Rabbini bilir “ buyurarak bize yol göstermiştir. Hadis üzerinde düşündüğümüzde eserden müessire doğru bir hareket tavsiyesi söz konusu olur

Bir başka önemli nokta;

Kalbin hakikatini bilmek, sıfatlarını tanımak Allah’ı tanımanın/bilmenin anahtarıdır. Bedenimizdeki kalple manevi kalp arasında bir ilişki vardır. Bu ilişkiyi mumla ışık örneği güzel anlatır. Işık mum değil ama onunla irtibatlıdır. Bedenin padişahı kalp olup, el, ayak, göz gibi diğer uzuvlar da manevi kalbin askerleridir. Kalbin sıfatı, Hak Teala’yı tanımak onun cemalini müşahede etmektir. Teklif onadır, hitap onadır, ikap da (azarlama, cezalandırma da) onadır. Dolayısıyla asıl saadet ve şekavet ( isyankarlık) kalbe bağlıdır.  Yani asıl mutlu ya da mutsuz olan kalptir. İslami yaklaşıma göre günah işleyen kişi mutsuz kişidir. Allah’a itaat eden kişi saadet (said; Allah’a itaat etme hali) içindedir.

İnsan kalbi ruhu kadar komplike bir şekilde yaratılmıştır ki insan onu anladığı zaman Cenab-ı Hakkın sonsuz gücünü daha iyi idrak eder. Kimya-ı Saadet bu sebepten dolayı kitaptaki sıralamada önce insanı sonra Allah Teala’yı anlatır.

Kitapta o kada rguzel alintilar var ki ben bikac tane yazıp kaçacağım ama lütfen okuyun okutun;

"nihayet bu sevgi aşk derecesine yükselince , aşıklarda olduğu gibi sevgilisinin köyünü, mahallesini, evinin duvarlarını sever. hatta sevgilisinin arzusunu yerine getirenleri, hizmetinde çalışanları, akraba ve yakınlarını da sever. zira sevgisi, sevgilisiyle ilişkisi olan herkesi, her şeyi kuşatır.
sevgilinin evinin duvarlarını sevmek..."

"Sevginin manası; mizacın güzel şeylere meyletmesidir.Bu meyl kuvvetli olursa buna aşk denir"

Ey insan! Rabb’ini tanımak için kendini tanı.”
“Kendini bilen, Rabb’ini bilir.”
Bu söz şuna işarettir ki, insanın kendisi bir aynadır, ona bakan, hakkı görür.

İnsanın bu dünyadaki sermayesi ömrüdür. Bu öyle bir sermayedir ki, her an tükenmektedir. ...
O sermayesi buz olan kimseye benzer ki,yaz ortasında buz satar ve:
“Ey Müslümanlar! Sermayesi erimekte olana acıyınız” der.

Allah Teâlâ’nın kullarına şevkati, annenin süt emen çocuğuna olan şevkatinden daha fazladır.

İnsanlar üç kısımdır:

Bazıları gıda gibi olup, daima lazımdır.
Bazıları ilaç gibi olup, bazen lazım olurlar.
Bazıları da hastalık gibi olup hiç aranmazlar.
Fakat insanlar bu hastalığa tutulurlar..

Düşmanların sözü dinlenmelidir. Çünkü düşman gözü hep ayıp ve kusurları görür. Düşmanlık sebebiyle mübalağa etse de, sözünde doğru tarafları çoktur.

İnsanın kalbi, yaratılışın başlangıcında, ayna yapılan madene benzer. Eğer gereği gibi onu muhafaza edip itina gösterirse, bütün âlemi görecek bir ayna haline gelebilir.

İnsanların arasındaki ayrılıkların çoğu, hepsinin sözünde bir sebeple doğruluk bulunmasıdır. Fakat bazıları görmedikleri halde, herşeyi gördüklerini zanneder.

Ayrica yaninda Tavsiye edilen ve faydalanilan kaynak;
Recep şentürk hocanın makalesi okunabilir

Her nasihat yazılan her bilgi kulağa kalbe ruha hayata işlemelik.Çokça istifade ettim Allah rahmet eylesin.

kesinlikle lütfen okuyun okutun
(Ramazan ayında okursanız daha farklı hissettirir )

iyi okumalar dilerim..
446 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
Arapça'da ise kısaca "inandım" mânasını taşıyan ve İslâm'ın temel inançları arasında yer alan Allah'ın varlık ve birliğine imân etmeyi, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine inanmayı dile getiren sözcük olan " Amentü'yü " anlatan ve açıklayan bir kitap.Gerek ayet ve gerekse hadisler ışığında konular aydınlatılıyor.

Benim okuduğum kitapta " Dürr-i Yekta Şerhi " mevcut değildi,bunuda belirteyim.
Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
830 syf.
·91 günde·Beğendi·9/10
Tırnak kesmeden tutun da konuşmanın kuralları malayani konuşmanın zararları ve dahi hayatımızda uymamız gereken tüm edeb kurallarını ilmi ve fikri yönden şahane bir şekilde anlatan İmam Gazali'nin bu eserinin evlerin kütüphanelerinde yer edinmesi gerektiğini düşünüyorum:)
358 syf.
·73 günde·Beğendi·10/10
On beş yaşımdan beri ara ara osmanlıcasını okuduğum, kitaplığımın vazgeçilmezi. İçeriği insanı hayran bırakıyor.Doğru diye inandığımız yanlışları güzel ve keskin bir dille ifade ediyor.Akışı şiir gibi bir bakmışsınız kitap çabucak bitmiş. Dini kitaplar arasında ruhuma dokunanlardan..
%19 (152/830)
·Beğendi·Puan vermedi
Kitap Adı: Kimya-i Saadet
Yazar: İmam Gazzalî (1058-1111)
Milliyeti: Fars?
Yayınevi: Bedir
Sayfa Sayısı: 830 (57)
İlk Basım Tarihi: 1105?
Başlama Tarihi: 01.02.2020
Bitiş Tarihi: 15.02.2020
Puan: ?
Fikir: Maalesef bu aralar kafam yoğun ve sırf bitirmek için de okumak istemiyorum böyle kıymetli bir eseri. O sebeple daha düzgün bir vakitte devam etmek üzere şimdilik rafa kaldırıyorum. Lakin dediğim gibi kitap şu ana kadar gayet güzel ilerliyordu. Ancak bitirmediğim için puan vermedim. Keyifli okumalar, selâmetle kalın...
830 syf.
·4 günde·10/10
Gazali diyor ki: "Bu kitabı okuyanın yazarını unutmamasını rica ederim." Seni unutmak mümkün mü? Var mı böyle bir şey Ey Gazali?

Ve Gazali'yi tanımaya çalışmak ne haddime? Kafası uçsuz bucaksız bir derya. Hakkında yazılanlarsa kütüphaneler dolusu. Doğrusu, Gazali'yi anlamaya çalışırken, o, ne olduğumu anladı. Kalbimi söktü, haritasını çıkarıp elime verdi, ne yapmam gerektiğini söyledi, ve gitti: Kimya-ı Saadet'le olan yolculuğumun özeti bu.

Vefat edeli yaklaşık bin yıl olmuş ama aydınlık saçmaya devam ediyor. Kim ne derse desin, Gazali hazretlerinden razıyız. Allah da ondan razı olsun. Vesselam.
830 syf.
·9/10
Kitap 18 bölümden oluşmaktadır. Bölümler: insan yaratılışı, kalbin varlığı, ruh ve mahiyeti'den başlayarak insanın acziyetine kadar. İnsanı başta ontolojik olarak yerini belirleme sonra da Allah'a karşı konumunu nefse karşı gelebilmenin çarelerini vermesi ile hem bir ilmihali andıran hem de Gazali'nin kalp vurgusuyla insanın gerçeğe ulaşması için tasavvufi bir sezgiye kulak vermesi gerektiğini öğütleyen bir kitap. Ayrıntılarda Şafii fıkhını referans almasından dolayı Hanefi arkadaşların biraz aklı karışabilir. Ayrıca bazı savunduğu fikirler için sahih olmayan hadisleri referans aldığından okurun en azından karmaşaya düşmemesi için hadis konusunda bir ölçüde bilgisi olması çok faydalı olabilir. Ayrıca İhya'yı okuyacak okur için bu kitabın daha önce okunmasını tavsiye ederim. Çünkü bu kitap bir nev'i ihya'dan bir numune, bir giriş olarak düşünülebilir.
%13 (100/830)
·Beğendi·Puan vermedi
Ruh asansör gibidir akıl ise bu asansörü yukarılara çıkaran kuvvet iken şehvet ise yavaşlatıp indiren kuvvettir kişi eğer aklını kullanmaz ise insanlık makamının en alt seviyelerine inmeye mahkumdur...

Yazarın biyografisi

Adı:
A. Faruk Meyan
Tam adı:
Süleyman Kuku
Unvan:
Asker, Öğretmen, Yazar, Çevirmen
Doğum:
Baştımar, 1938
Ölüm:
Trabzon, Türkiye, 2 Ağustos 2019
Ceylanoğulları sülalesinden olan Süleyman Kuku, 1938 yılında Baştımar Köyünde doğmuştur. Kuleli Askeri Lisesini ve Dil Tarih-Coğrafya Fakültesini bitirmiş, Kuleli Askeri Lisesinde ve Ordu Dil Okulunda uzun yıllar öğretmenlik yapmıştır. Son asrın büyük mutasavvıflarından Abdülhakim Arvasi hazretlerinin oğlu, İstanbul da Kadıköy ve Üsküdar müftülüğü yapmış olan Ahmed Mekki Efendiden ve Kuleli Askeri Lisesinden hocası olan Hüseyin Hilmi Işık Efendiden yetişen Süleyman Kuku, İngilizce, Fransızca, Rusça, Urduca, Arapça ve Farsça dillerini bilip bilhassa Arapça ve Farsça pek çok eseri Türkçeye kazandırmış, ayrıca birçok Osmanlı ca eseri de bugünkü türkçeye çevirmiştir. Eserlerinde ve tercümelerinde 'A.Faruk Meyan' müstear ismini kullanmıştır. Bugün hala Baştımar Köyünde ikamet eden Süleyman Kuku, yöredeki insanları bilgisiyle aydınlatmaktadır. 

Yazar istatistikleri

  • 13 okur beğendi.
  • 503 okur okudu.
  • 153 okur okuyor.
  • 689 okur okuyacak.
  • 39 okur yarım bıraktı.