Sorun, su kaynaklarının kıtlığı ekseninde ortaya çıkınca kuşkusuz, tatı su kaynakları açısından stratejik boyutun en belirgin şekilde ön plana çaktığı yerlerden biri Ortadoğu'dur, zira Orta- doğu bölgesi dinsel, etnik, ideolojik ve coğrafi sorunlarına ilave olarak, oldukça kurak bir yerdir. Bölgedeki bütün büyük nehirler farklı uluslar arasında paylaşılmaktadır.
Ortadoğu'daki hiçbir büyük nehir bir ülkenin sınırları içinde doğup aynı ülkenin sınırlarında denize dökülmemektedir. Libya'yı da Arap dünyasına kattığımızda, toplam 1.839.839 milkarelik Arabistan'da bir tek nehir yoktur. Dünyanın en kurak bölgesinde yer alan Ortadoğu'da, Fas'tan Irak'a kadar uzanan toprağın yaklaşık % 75'i çöldür. Üstelik Ortadoğu nüfusunun % 50'sinden fazlası, uluslararası sınırları aştıktan sonra kendilerine ulaşan sulara bağlıdır. Bu nedenle, bu karmaşık yapı ve coğrafyada, su her zaman önemli bir faktör olarak yerini koruya gelirken, çatışma veya uzlaşmanın bir unsuru olarak da stratejik değerini koruya gelmiştir. Geçmişte, zaman zaman militer bir karakter alan Ortadoğu su sorununun gelecekte de benzer riskleri taşıması olasıdır.