7.5/10
0 Kişi
2
Okunma
0
Beğeni
97
Görüntülenme

Hakkında

Okurlar

2 okur okudu.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Hz. Ali’nin şehadetinden sonra halîfe seçilen Hz. Hasan Irak ordusuna güvenememesi gibi sebeplerle mücadeleden vazgeçerek bir anlaşma yapmış ve Muâviye’ye biat etmiştir. Söz konusu anlaşmada Muâviye’nin ölmesi halinde halîfenin Hz. Hasan olacağı kararlaştırılmıştır.439 Hz. Hasan bu anlaşmadan sonra ailesiyle birlikte Medine’ye gitmiş ve hayatının geri kalan kısmını orada siyasetten uzak bir şekilde geçirmiştir. Ancak sonunda, Muâviye tarafından bin dirhem, bir miktar arazi ve Yezîd b. Muâviye ile evlendirilmek vaadiyle kandırılan eşlerinden Caʻde bint Eşas b. Kays tarafından zehirlenmiş 440 ve h. 49/m. 669 yılında kırk altı yaşında iken vefat etmiştir. Muâviye’ye, Hz. Hasan’ın vefat haberi ulaştığı sırada Şam’da olan Abdullah b. Abbâs, Muâviye ile görüşmek için geldiğinde: “Seni Hasan’ın ölümüne sevinmiş görüyorum. Ne oluyor? Allah’a yemin ederim ki, onun ölümü senin ecelini geciktirmez” demiştir.
Muâviye taraftar toplamak ve hedeflerine ulaşabilmek için gerektiğinde devlet hazinesinden harcama yapmaktan çekinmemiş ve bazen amacına ulaşmayı başarmıştır. Hz. Ali’den yaklaşık yirmi yaş büyük olan ağabeyi Akîl b. Ebî Tâlib, Hz. Ali halîfe olunca, şahsi bir borç meselesinde ondan yardım istemiş, Hz. Ali milletin hazinesinin şahsi tasarrufunda olmadığını söyleyerek ağabeyinin bu talebini reddetmiştir. Bunun üzerine Akîl kendisine gerekli yardımı sağlayan Muâviye’ye katılmış ve Sıffin’de kardeşine karşı savaşmıştır. Akîl’in tavrı, Hz. Ali’nin ağabeyi olduğu için ön plana çıkmaktadır. Akîl’in bu duruşunun şahsi sıkıntılarının giderilmesiyle sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Zira Muâviye, Hz. Ali’yi kötüleyen bir konuşma yaptığında Akîl, bu tenkitleri kabul etmemiş ve Emevîler’in fesat ve zulümlerinden bahsederek mukabelede bulunmuştur.
Reklam
Reklam