Muâviye taraftar toplamak ve hedeflerine ulaşabilmek için gerektiğinde
devlet hazinesinden harcama yapmaktan çekinmemiş ve bazen amacına
ulaşmayı başarmıştır. Hz. Ali’den yaklaşık yirmi yaş büyük olan ağabeyi
Akîl b. Ebî Tâlib, Hz. Ali halîfe olunca, şahsi bir borç meselesinde ondan
yardım istemiş, Hz. Ali milletin hazinesinin şahsi tasarrufunda olmadığını
söyleyerek ağabeyinin bu talebini reddetmiştir. Bunun üzerine Akîl kendisine gerekli yardımı sağlayan Muâviye’ye katılmış ve Sıffin’de kardeşine karşı
savaşmıştır. Akîl’in tavrı, Hz. Ali’nin ağabeyi olduğu için ön plana çıkmaktadır. Akîl’in bu duruşunun şahsi sıkıntılarının giderilmesiyle sınırlı
olduğu anlaşılmaktadır. Zira Muâviye, Hz. Ali’yi kötüleyen bir konuşma
yaptığında Akîl, bu tenkitleri kabul etmemiş ve Emevîler’in fesat ve zulümlerinden bahsederek mukabelede bulunmuştur.