Tarihte ‘Rus Temizliği’ adı ile Orta Asya ve Kafkasya’da Türklere karşı sistematik soykırım uygulanmıştır. Stalin dönemi Sovyet diktatörlüğü, Türk aydınları öncelikli olmak üzere, 1917- -1944 yılları arasındaki katliamlar ve sürgünler hakkında hala sabıkalıdır. Rusların 1954 yılından başlamak üzere bazı davalarda özür dilemiş olması, bu büyük kayıpların acısını ve zararını hiçbir zaman telafi etmeyecektir.
Doğu Türkistan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Çeçenistan, İnguşya, Karaçay-Malkar Türkleri ile Kırım Tatarları, önce katliama sonra da sürgüne uğratıldılar. Ahıska Türkleri ile Kürtler de Kafkasya’da sürülmüş Türk topluluklarıdır. Avrasya bölgesinde 30 Milyon sürgünün 20 milyonu yolarda ve kamplarda ölüme terk edilmiştir.
Gerçek nedeni ne olursa olsun, milyonlarca insanın evini, yurdunu ve ailesini terk etmek zorunda kalması ve binlerce Türk aydının öldürülmesi bir insanlık dramdır. Bir milleti aydınsız bırakmak o milletin devlet olmasını engellemenin en vahşi ve en cahil yöntemlerinden birisidir. Türk Dünyası tarih boyunca varlığını ve birliğini korumak için büyük bedeller ödemiştir. ‘Kızıl Kırgın’ olarak bilinen Lenin- Stalin dönemi sürgün ve soykırımında öldürülen yaklaşık 47 milyon kişinin 30 milyona yakını Müslüman Türklerdir.
Lenin ve Stalin döneminde, İdil-Ural bölgesinde 7 binin üzerinde aydın ve bilginin şehit edildiği tespit edilmiştir. Kafkasya’da en çok şehit veren ülke ise Azerbaycan’dır. Azerbaycan’ın ulusal kahramanlarından olan şair ve yazar Ahmet Cevat, 5 Mayıs’ta doğdu ve şehit olarak ölümsüzleşti.
Her ne zaman memleketimizden adaletsizlik, devlet dairelerimizden rüşvet ve hatırşinazlık, aramızda nifak ve anlaşmazlık, vücutlarımızdan tembellik, kalbimizden kıskançlık, ruhumuzdan şahsi ihtiraslar, bütün davranışlarımızdan haram yiyicilik kalkarsa: her ne zaman meziyetin, hüner ve marifetin kıymeti bilinmeye, takdir görmeye, yalakalık birinin adamı olma birilerine yakınlık terfi nedeni görülmememeye, sözün kısası "millete hizmet ve efendim millet" prensip olursa; işte o zaman biz de bağımsız bir devlet olarak dünyada hür ve bağımsız devletler ve milletler arasında yaşamaya hak kazanmış olacağız.