Kadercilik, insanların gerekli gayreti ve tevekkülü göstermeden, karşılaştıkları durumlar için “Demek ki kaderim buymuş;
Allah zaten benim kaderimi yazmış, ne yapsam faydasız; kaderim böyle” gibi mantıklarla düşünmesi ve hareket etmesidir.
Yaşadığımız her olayda, kader ve tercihin payları bulunduğunu ve bu payların yüzde sıfır ile yüzde yüz arasında değişim gösterebileceğini ifade etmiştik. Olayın bütününü, kader ve tercihin net olarak hangi oranlarda paylaştığını ise sadece yüce Allah’ın bilebileceğini anlatmaya çalışmıştık. Bu durumda kader payının
yüzde yüz olduğundan emin olmadığımız hiçbir olay için, şahsi irademizin yani karar ve tercihimizin etkisiz olacağını düşünemeyiz.
Belki de o olayda yüce Allah, tercihimizin payını yüzde yüz olarak takdir edecek ve etkimizin olmadığı hiçbir kader yaratmayacaktır. Her olaya bu gözle bakmalı ve ona göre gerekli gayreti göstermeliyiz. Gayretimiz, amaçladığımız sonucu versin ya da vermesin,
önemli olan o gayreti göstermemizdir. Bu konuda bazı yerlerde İbn-i Arabî’ye bazı yerlerde de Yunus Emre’ye atfedilen, “Kader, gayrete âşıktır.” sözü, derin manalar içeren çok felsefî bir görüştür. Yine Hz. Mevlânâ’ya ve Fuzûlî’ye atfedilen şu söz de anlatmaya çalıştığımız konuyu, son derece mükemmel bir şekilde özetlemeye yeter: “Ey insan! Kadere az bahane bul. Buğday ektin de arpa mı biçtin.”
Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık