Gaziantep’in Nizip kazasına bağlı Barak nahiyesinin Ağcaköy’ünde doğdu. Demiryolu müteahhitliği yapan ve aslen Konyalı olan babası Ateşzâde Mustafa Bey, işi icabı devamlı olarak bir yerde kalamamış, bu sebeple oğlunun çocukluk yılları çeşitli yerlerde geçmiştir. Ahmet Ateş ilkokulu Maraş’ta, ortaokulu Konya’da bitirdi, 1935’te İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’na girdi. Yüksek tahsilini Yüksek Öğretmen Okulu talebesi olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde yaptı. O zamanlar bu bölümde yardımcı ders olarak bulunan Arapça ve Farsça’yı da ayrı bir ilgi ile takip etti. Fakülteden mezun olunca o sırada Arap-Fars filolojisinde hocalık yapan Prof. Dr. Hellmut Ritter’in yanına asistan oldu (1939). “an-Nâbigat ad-Dubyâni” adlı çalışması ile 1943’te doçentliğe yükseldi. 1939’dan H. Ritter’in 1949’da Almanya’ya dönüşüne kadar, Arap ve Fars dil ve edebiyatlarının önce müstakil kürsü, daha sonra bir bölüm olarak gelişmesinde hocasının en yakın mesai arkadaşı oldu. Bu tarihten sonra da bölümün öğretim ve ilmî araştırmalarına en salâhiyetli şahsiyet olarak yön verdi. 1953’te profesör oldu; 1956’dan itibaren Şarkiyat Mecmuası’nı çıkardı. Çeşitli faaliyet ve neşriyatına rağmen 1938’den beri gayri resmî bir müessese halinde kalmış bulunan Şarkiyat Enstitüsü’nü hukukî hüviyetine kavuşturdu (1962). Fetih Derneği’ne bağlı olarak kurulan İstanbul Enstitüsü’nün müdürlüğünü yaptı (1954-1959). 1966 Eylülünde, mufassal bir İran tarihi yazdırılması için Tahran’da yapılan bir toplantıya katıldı; 20 Ekim 1966’da vefat etti.