Ahmet Aytimur, 1924 Elazığ doğumludur. 1948 senesinde hem çalışmak, hem de Kur’anî dersler almak için İstanbul’a gelir. Allah, ona aradığını İstanbul’da fazlasıyla lütfeder. Bir ömür boyu hadimi ve naşiri olacağı “Kur’an-ı Hakîm’in hakiki bir tefsiri ve o güneşin bir nuru ve onun bir memuru olan Risale-i Nur’u” nasip eder ona. İçi kaynayan Aytimur, hemen o Nurların sahibi ve müellifi Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’ni arar, bulur ve Emirdağ’da ziyaretine gider. Artık âlemi değişmiştir. Hayat programını yeniden düzenler; hayatını, hayatın mûcidine feda eder, vakfeder. Çoluk çocuk, ev, evlenme, mal, mülk bunları lügatinden çıkarır. Bunların manasını da bilmez olur Ahmet Ağabey. Daha doğrusu manasızlığını bilir. Milyarlar senelik hayat-ı bakiyenin yanında, hayat-ı faniyenin manasızlığını kendi âleminde bilir, keşfeder...
"Çıkmaz bir sokaktayım, tamamlanmamış bir cümleyim. Bir kitabın okumayı unutulmuş sayfasıyım şimdi. Hayallerim var o sayfada. Yüklemsiz bir cümleye özne olmuşum sanki. Ya da anlamsız bir cümleyim. O kitabın unutulmuş bir sayfasında yer alan...
Kitap düşmüş yere, kaldıran olmamış bir daha düştüğü yerden. Yerden kaldırılmayı bekliyorum çaresizce..."