1000Kitap Logosu
Alan Barnard

Alan Barnard

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.3
16 Kişi
36
Okunma
2
Beğeni
225
Gösterim
Unvan
Güney Afrika Antropolojisi Profesörü
Doğum
22 Şubat 1949
Cihat Tezcan
Tarihöncesinde Dil'i inceledi.
220 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Dil Tarihi
Tarihöncesinde Dil'i an itibariyle bitirdim. Kitabın yazarı dilbilimci değil, sosyal antropolog. Bu durum bir yönden iyi çünkü farklı disiplinlerin "dilin kökenine" bakışlarını görebiliyoruz. Kitap biraz karışık. Yazar birçok kuramı dağınık biçimde bize veriyor, araya kendi düşüncelerini de serpiştiriyor. Bundan dolayı okurken dikkat ve özveri isteyen bir kitap. Farklı disiplinleri de açıklıyor. Bundan dolayı kitap sadece bir dil tarihi değil. (Aslında iyi bir dil tarihi sadece dil tarihi değildir!) Son bölümde ise sonuçları tek tek gösteriyor. Farklı kuramları karşılaştırmasının da "sosyal antropoloji"nin özelliği olduğunu söylüyor. Ben genel manada kitabı beğendim. Lafı fazla uzatmayacağım. Kitabın son iki cümlesini verip yazıyı bitiriyorum. "Dilin şafağı, İngold'un (2000:374-6) bisikletine benzer. İnsanların sürmeye hazır olduğu bir şey olarak vücut bulmuştur: Ne tamamen içgüdü ne de tamamen icattır, ikisinden de bir şeyler barındırır." Tarihöncesinde Dil Alan Barnard
Tarihöncesinde Dil
Okuyacaklarıma Ekle
6
Aykut Karabay
Simgesel Düşüncenin Doğuşu'yu inceledi.
200 syf.
·
5 günde
·
9/10 puan
Yazar daha önceki kitabı Sosyal Antropoloji ve İnsanın Kökeni ‘nde insanın ve şempanzenin ortak atasından simgesel kültürün ilk günlerine kadar olan zamanı işlemişti. Bu kitap öbürünün bıraktığı yerden konuyu devralıyor. Daha yakın zamanların hikayesi ile tam insan olmanın anlamını ön plana çıkarıyor. En geniş anlamıyla insan modernliğinin doğuşundan bu yana manevi düşüncenin maddi dünyanın üzerine kurduğu hakimiyeti anlatıyor. İlk fosil kayıtlarından neolitik’e, homo sapiens e, simge, akıl, dil, din, insan topluluklarının ve kültürün kuruluşu ele alınıyor. İnsan öncesinden, davranışsal modernliğe İnsanlık tarihi boyunca Din, ritüel, akrabalık,sanat, simgesel düşüncenin doğuşu anlatılıyor. “Simge; yani bir nesneye gerçekte olduğundan farklı bir anlam yüklemek ve değer atfetmek ve bunun kültür içindeki yönlendirici ve kurucu etkisi” ele alınıyor. Neolitik öncesi Avcı toplayıcılarda tek tanrıcılığa kadar gelenekler ve inançlar simgelere, toplumsallığın evrimi, kozmolojik yapılarla ilişkileri bakımından akrabalık yapıları, dil, din-ritüel ile simgeciliğin bağlantıları anlatılıyor. İnsanlığın simgeciliği keşfettikten sonra dünyanın Engin alanlarına yayılışı anlatılıyor. Simgesel kültürden sonra insanlık tarihi daha manevi bir anlayışa geçiyor. Simgesel düşünce bir kez ortaya çıkınca dil, ritüel, sanat, inanç etkileniyor ve ardından tam bir dil gelişiyor. Mitoloji - karmaşık dili- karmaşık dil daha da karmaşıklaşan simgesel düşünceyi doğuruyor. Daha sonra bunlar modern bilimsel düşünce lehine son binlerce yıl içinde kayboluyor. Sosyal antropoloji fikri atalarımızı rehber kabul ediyor ve simgesel düşüncenin doğuşu bu disiplini başka disiplinlerle daha görünür kılıp, birleşmelerini sağlıyor. Tarihöncesini inceleyen antropologlar alt yapı çalışmalarını yapan genetikçi, arkeolog, tarih gibi disiplinlerle sürekli etkileşim halindeler. Simgesel düşünce sadece arkeoloji alanına katkı sağlamakla kalmıyor; benzetme, karşılaştırma ve dilsel, kültürel evrensellerin önemini takdir ederek daha bütüncül bir bilim anlayışının oluşmasına katkı sunuyor.
Simgesel Düşüncenin Doğuşu
Okuyacaklarıma Ekle
3
Arif BABACAN
Tarihöncesinde Dil'i inceledi.
220 syf.
·
20 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Dilin Doğuşu ve Gelişimi
"İletişim ve Dil mi?/Düşünce ve Dil mi? Dil ve Düşünce mi? " Dilin kökenine ilişkin bir türlü ittifak edilemeyen görüşlerin tartışıldığı bu kitapta, bilhassa avcı toplayıcılar da norm olan çok dilliliğin, mit ve hikaye anlatımının, insanların göç etmesinin ve halklar (gruplar) arası evliliklerin dile ciddi anlamda zenginlik kattığı belirtilmektedir. Ortak bir ata dilden ziyade, birden fazla yerde, birden fazla dilin, önce belirli ses ve jestlerin kullanıldığı ön dil, sonra kelimelerin icat edildiği kök dil ve son olarak söz diziminin kullanıldığı dile evrilmesi ile ortaya çıkma ihtimalinin yüksek olduğu vurgulanmaktadır. Aynı zaman da benzer gen yapısına sahip diğer canlılarda solunum işlevi gören FOXP2 gen mutasyonunun insan türünde diğer bilinmeyen başka mutasyonlarla beraber konuşma teknolojisini tesis ettiği belirlenmiştir. Jestlerden konuşmaya dönüşme serüveninin ise, ses kullanımının daha düşük enerji ile daha fazla kombinasyona olanak vermesi nedeni olduğu iddia edilmektedir. Bu süreçte, avcı toplayıcıların peşin ekonomiye bağlı avlanma ve toplama sistemi, onların modern şehirli insandan daha fazla boş vakte sahip olmasına ve bu boş vakitlerin mit tarzı hikayeleri anlatma ve paylaşmasına neden oluyordu. Böylelikle dil öngörülemeyen kırma yapılar ve kurallar ile kendi seyrine devam ediyor, bir yandan insan onu geliştirirken o da insanı bilhassa düşünmeyi geliştiriyordu. Tımar, dedikodu, kandırma ihtiyacı, cinsel seçilim vb dile zenginlik katmaya devam etti. Fakat bugün den bakınca ilkel addedilebilecek toplumların (avcı toplayıcı mesela) dillerinin ilkel olduğunu söylemenin bir yanılgı olduğu, aksine mitsel anlatımda, çoğulluk belirtmede, yön belirtmede vs daha zengin olabildiği söylenmektedir. Bu durum ihtiyaçlara ilişkin evrimsel üstünlükle açıklanmaktadır... #alanbarnard #tarihöncesindedil #boğaziçiüniversitesiyayınevi
Tarihöncesinde Dil
Okuyacaklarıma Ekle
1