Ali Akpınar

Kuran Niçin ve Nasıl Okunmalı? yazarı
Yazar
Çevirmen
8.8/10
41 Kişi
277
Okunma
28
Beğeni
5,2bin
Görüntülenme

Hakkında

1963 yılında Konya'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Konya'da tamamladı. 1984 de Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi. 1988 de S. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsünde Tefsir ana Bilim Dalında Yüksek Lisans, 1993 de Doktorasını tamamladı. Yüksek Lisansta Kur'ân'ın Tefsirine Olan İhtiyaç, Doktorada Said b. Cübeyr ve Tefsîr İlmindeki Yeri adlı tezleri hazırladı. 1983-1995 yıllarında Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çeşitli görevlerde çalıştı. 1989-1993 yılları arasında Avusturya'da bulundu. 1995 tarihinde İnönü Üniversitesi Darende İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü-Tefsîr Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi oldu. 1996 da Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesine geçti. 11.07.97-09-05-2003 tarihleri arasında Dekan Yardımcısı, 14/02/2005 13/02/2008 tarihleri arasında Temel İslam Bilimleri Bölümü Başkanı olarak görev yaptı. 22. 11. 1999 da Doçent, 2005 de Profesör olan Akpınar, 2009 Nisan’ında Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesine geçti. 2011 yılında ise Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığına atandı. 2014 yılında Konya İl müftüsü olarak atandı. Görevini halen sürdüyor. Kur'ân'ın anlaşılması ve yorumu, halkımızın Kur'ân anlayışı, Kur'ân tercüme teknikleri, Kültür Dünyamızdaki Kur'ân motifleri gibi konular üzerinde çalışmalar yapan Prof. Dr. Akpınar'ın 60'ın üzerinde ulusal ve uluslar arası makalesi, 20 adet yayınlanmış kitabı bulunmaktadır.
Ünvan:
Prof.Dr
Doğum:
Konya, Türkiye, 1963

Okurlar

28 okur beğendi.
277 okur okudu.
11 okur okuyor.
164 okur okuyacak.
5 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 73.8
Erkek% 26.2
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Doğum günü kutlaması
Meryem Suresi 33.ayet; Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır. والسَّلام عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدتُ وَيَوْمَ أُمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا Biz yakın zamana kadar, doğum günü kutlanmasına hep karşı çıktık; hatta doğum günlerimizi çoğumuz hatırlamak bile istemedi. Haklıydık. Çünkü bize doğum günü kutlamaları diye, hep günah ve işret âlemleri örnek olarak sunuldu. Tamamen bizim olmayan adetlerle, batı müziklerinin eşliğinde içkili, israflı, mumlu vb. kutlamalar kondu önümüze. Peki, Islam, doğum gününü hatırlamayı yahut kutlamayı yasaklamış mıydı? Elbette ki hayır. Öyle olsa, Müslümanlar olarak Rebiul Evvel ayının on ikinci gecesinde Hz. Peygamberin doğum gününü kutlamazdık. Öyle olsa, edebiyatımızın şah eserlerinden ve bir çeşit doğum kutlaması olan "mevlidler" yazılmazdı.. Mehmed Zihni Efendi'nin Nimet-i Islam adlı eserinde verdiği bilgilere göre, ezandan sonra minareden Peygamberimize salat ve selam okunma adeti (sala), 791 yılı Rebiu'l-Evvel ayının Pazartesi gecesi Mısır'da başlamıştır. Gerçekten de her insanın hayatında unutamadığı çok önemli günler vardır. Bu günler acı tatlı hatıralarıyla hep yâd edilir, diger günlerin önüne çıkartılır. Örneğin bir doğum günü, bir düğün günü, bir ölüm günü, bir kuruluş, kurtuluş yahut tarihten siliniş günü, Hatta bu çok önemli günler adına tarih bile düşülmüş ve sonuçta bu özel günler tarihe ve insanlığa mal olmuştur. Sözgelimi bir Nuh Tufanı, Hz. İsa'nın doğum günü, Fil vakası, Hicret günü, Istanbul'un fetih günü gibi. Insana inen Kur'ân da insanın bu eğilim ve özelliklerini gözeterek inmiş olup bazı günleri diğer bazılarının önüne çıkararak anmıştır. Elbette bir kısım günlerin öne çıkarılması zamanın diğer dilimlerinin önemsiz görüldüğü anlamına gelmez. Bu cümleden olarak Kur'ân
Sayfa 69 - Doğum günü ile ilgili en güzel açıklama
Reklam
Reklam
Reklam