Ali Öztunç

Ali Öztunç

Yazar
8.6/10
7 Kişi
·
12
Okunma
·
0
Beğeni
·
67
Gösterim
Adı:
Ali Öztunç
Unvan:
Yazar
Doğum:
K.Maraş, 1976
1976 yılında dünyaya gelen Ali Öztunç, ilk ve orta öğrenimini Kahramanmaraş’ın Elbistan İlçesinde tamamladı. Elbistan Mükrimin Halil Lisesi’nin ardından, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünü bitiren Öztunç, üniversite öğrencisiyken, 1996 yılında gazetecilik mesleğine başladı. 1999 yılında sarı basın kartı sahibi oldu ve 6 yıl Kanal D Ankara Haber Merkezinde; gece, adliye, savunma, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı muhabirliği yaptı. Daha sonra 2 yıl Show TV Haber Merkezinde benzer görevler yürüten Öztunç, 2 yıl da Kanaltürk Televizyonunda Haber Müdürlüğü yaptı, Vatan Gazetesinde ise Parlamento Muhabiri olarak çalıştı. Habertürk Gazetesinde parlamento ve CHP Muhabiri olarak görev yapan Ali Öztunç, 2011 yılında CHP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Basın Danışmanlığı görevini devraldı. 14 Mayıs 2013 tarihinde 6 yıllığına Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyeliğine seçildi, görev süresinin bitimine 4 yıl kala istifa ederek, 1 Kasım 2015 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Kahramanmaraş 1. Sıra Milletvekili Adayı oldu. Savaş muhabiri olarak bulunduğu Afganistan ve Irak’ta yaşanan savaşları anlatan ‘’En Son Umutlar Ölür’’ adlı bir de kitabı bulunan Öztunç, 1999 yılında, ‘’Susurluk Seçimde’’ haberi ile Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından ‘’Yılın Gazetecisi’’ seçildi. Çok sayıda uluslararası ve ulusal toplantılarda konuşmacı oldu. Çeşitli gazeteci dernekleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından da ödüllendirildi. CHP 35. Olağan Kurultayı'nda Parti Meclisi Üyeliğine seçildi. İngilizce bilen Öztunç, evlidir.
Böyle parsel parsel bölünmüş dünya 
Bir dikili taştan gayri nem kaldı
Dost köyünden ayağımı kestiler
Bir akılsız baştan gayrı nem kaldı

Ali geçinenler Osman çıktılar 
Şimdi ettiğine pişman çıktılar
Eski dostlar bize düşman çıktılar 
Birkaç türlü puşttan gayrı nem kaldı
Askeri okula gitmek üzere Berçenek köyünden ayrılırken kaleme almıştı o eşsiz eserini. Yıllar yılı dillerden düşmeyen "Çeşmi Siyahım" eseri onun için bir ayrılığın adeta resmiydi.

İşte gidiyorum çeşmi siyahım
Önümüzde dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir, servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da

Haydi dolaşayım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da

Bağladım canımı zülfün teline
Sen beni bıraktın elin diline
Güldün Mahzuni'nin berbat haline
Mervan'ın elinden parelense de
Bülbül hayli oldu bağdan gideli
Uzak bağda öten Neşet hoş geldin
Aşıkların hepsi Hakk'tan badeli
Gözümüzde tüten Neşet hoş geldin.

Sen bizim ovaya türküler ektin
Ektiğin türküden çektin ha çektin
Gönül dolusunu gurbete döktün
Bir gelip bir yiten Neşet hoş geldin.

İnce ince gurbet yakar insanı
Sıladan ayrılmam derdin hanı
Güzel toprağımın ey bülbül canı
Gamlı gamlı yatan Neşet hoş geldin.

Serin olur Ilgaz Dağı'nın başı
Seninle çok yedik ekmek aşı
Mahsuni Şerif'in gara gardaşı
Bir doğup bir batan Neşet hoş geldin.
Cırık Baba, bana "Şerif sen farklı bir çocuksun. Mahzun bir yüzün var. Bundan sonra sana Mahzuni diyelim" dedi.
...
Cırık Baba tarafından Mahzuni mahlasını alan Şerif Cırık, 1971 yılında mahkeme kararıyla Cırık olan soyadını, Mahzuni olarak değiştirecekti.
Yoksulun sırtından doyan doyana
Bunu gören yürek nasıl dayana
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
Bilmem söylesem mi söylemesem mi?
Bulutlar terinden, dağlar kokundan
Sarhoştur sevdiğim Mahzuni bundan
Bir daha gel, gel Samsun'dan
Sarı saçlım mavi gözlüm
Neredesin dost?
Ali Öztunç
Sayfa 87 - Doğan Kitap
"Ey yolcu destursuz bağa girilmez
Kadir bilmeyene kıymet verilmez
Her sazın döşüne pençe vurulmaz
İncedir kırılır tel gizli gizli "
...akrabam olan eşimden ayrıldım ve ondan bir kızım kaldı.
(...)
Mahzuni Şerif, Emrah, Ferhat ve Şirin isimli üç çocuğunun annesi Suna'dan sıkıntılı bir süreçten sonra ayrıldı.
Ali Öztunç
Sayfa 21 - Doğan Kitap
(Cezaevinde) En çok da iyi günlerinde yanından ayrılmayan, kendisinden türkü alan, sofrasından kalkmayan sanatçı arkadaşlarına kızıyordu. Bir gün dayanamadı ve aldı sazı eline, başladı söylemeye:

Bu yıl benim yeşil bağım kurudu
Dolu vurdu yaprakları çürüdü
Benim de saz tutan elim var idi
Şimdi bir köşede yatar ağlarım.

Benim ile lokma yiyip içenler
Gölgemin altında konup göçenler
Bre zalim, dar günümde kaçanlar
Ben kendi halime yanar ağlarım.

....
Ali Öztunç
Sayfa 41 - Doğan Kitap
Yıllar sonra Demirel, cumhurbaşkanı olmuştu. Mahzuni Şerif ise Ozanlar Derneği genel başkanıydı. Bir vesileyle ozanların Çankaya Köşkü'ne gitmesi gerekti. Dernek olarak hep beraber köşke çıktılar. Mahzuni, yıllarca hakkında ağır türküler yazdığı Süleyman Demirel ile artık karşı karşıyaydı. Demirel, Mahzuni'yi diğer ozanları karşıladığı gibi kapıda gülerek karşıladı, buyur etti. Salona geçildi. Sohbetler edildi.

Bir ara Demirel, Mahzuni'ye dönüp gülerek, "Beni en çok ve en ağır eleştiren sen oldun. Ne Caferliğim kaldı ne de köyün çobanlığı. Her fırsatta benimle uğraştın." dedi. Mahzuni de aynı yüz ifadesiyle, "O zamanlar öyle gerekiyordu sayın cumhurbaşkanı." cevabını verdi. Gülüştüler. Demirel, "Sen halk ozanısın. Halkın ozanı bunu yazar da söyler de, benim kırgınlığım yok. Sen böyle yüreklice türküler yazdığın için halk ozanı oldun." diyerek hoşgörüsünü gösterdi.

Mahzuni'nin ağır eleştiri ve türkülerine hedef olan Demirel, ünlü ozan hakkında bir defa dahi yargı yoluna gitmemiş, başbakan iken, yani tüm güç elindeyken dahi herhangi bir dava açmamıştı.
Ali Öztunç
Sayfa 65 - Doğan Kitap
176 syf.
Bugün yanıma kitap almayı unutmuştum. Ancak okumadan olmazdı. Bu nedenle hemen yakındaki bir kitapçıya gittim ve daha evvel varlığından bile haberim olmayan bu kitabı alıp, okumaya başladım.

Aşık Mahzuni Şerif ki, Mahsuni bilirdim, bu ülkede yaşayıp, türkü kültürü olan hemen herkes gibi benim de bildiğim, sevdiğim bir isimdi. Hatta belki de hatırlayıp bildiğim ilk türkü onun Domdom Kurşunu olabilir.

Kitap, CHP K.Maraş milletvekili Ali Öztunç tarafından yazılmış bir biyografi. Kolay okunan, başarılı bir çalışma olduğunu söylemem lazım. Bir yandan kitabı okurken öbür yandan, kitapta geçen türküyü dinlemek oldukça güzeldi.

Sadece eserleriyle tanıdığım Aşık Mahzuni'nin hayat hikauesini bilmiyordum. Başından geçen ilk iki evlilik, askeri liseden atılmış olması ve beni en çok şaşırtan şey, birkaç defa hapse girmesi...

Ama bu hapisler, hırsızlık, ahlaksızlıktan değil tabii. Peki neden? Fikirden! Ulan arkadaş, Mahzuni Baba gibi bir adamı bile hapislere atmışız! Ne biçim ülke burası?

Mahzuni, Alevi Türkmen bir ailenin evladı ve siyaseten sola yakın. Ancak onun solculuğunun önüne geçen esas şey insancılığı. Zaten bu ülkede her kesimden seveni, dinleyeni olması bunun işareti.

Okurken gördüğüm şeylerden birisi de, onun bizden biri olması. Hani, şimdi her şeyi yerle bir eden, birkaç oy uğruna kırmadığı değer kalmayanların iddia ettiği gibi biri aslında: yerli ve milli. Ama insan, insanoğlu...

Onun Neşet Ertaş başta olmak üzere, Sivas'ta katledilen Muhlis Akarsu, Nesimi Çimen gibi ozanlar, Arif Sağ'dan Edip Akbayram'a kadar pek çok sanatçı ile, dahası hemşehrisi ama karşı cenahın büyük şairi Abdurrahim Karakoç gibi ustalarla olan dostluğu dikkat çekiyor.

Keza, Süleyman Demirel anısı da çok ilgi çekiciydi bence. Bugün her tarafını nefret ve tek adam baskısı saran ülkedeki siyasetçi-sanatçı ilişkisini göstermesi bakımından özlenesiydi...

Sanatçılar ölümsüzdür Mahzuni Baba; bedenin ölse bile türkülerin hep yaşayacak bu topraklarda...
176 syf.
·Puan vermedi
"Ben Aşık Mahzuni Şerif kabul ederseniz..." Ve ardından müthiş sazı. "...selam benden çoluğumdan çocuğumdan selam sizlere..."
Keşke şu incelemenin arkasina bir Mahzuni Şerif türküsü ekleyebilseydim de o naifligini kendi sözleriyle anlatsaydı.
Mahzuni türküleri ile büyümüş, neredeyse bütün albüm ve türkülerini ezbere bilen biri olarak bu kitap bende aslolmamış bir şeyi tamamladı. Derinliğini, sözlerini, ezgisini yüreğimde hissettiğim bu adamın hayatına, içinde bulunduğu durum ve koşullara, ne anlatmak istediğine daha hakim olarak bakmaya başladım. Maraş milletvekili Ali Öztunç, memleketinin ozanını araştırmış yazmış bizlerle paylaşmış. Ellerine sağlık.

!!!!Spoiler!!!
'Erim Erim Eriyesin' türküsünü; Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan'ın idam kararını onaylayan dönem başbakanı Nihat Erim'e yazdığını, 'Derde Düştü Bizim Köyün Çobanı' ile Süleyman Demirel'e laf attığını, 'Hacı Bacı Günlerim' de Tansu Çiller- Necmettin Erbakan koalisyon günlerini anlattığını, 'Dumanlı Dumanlı oy bizim eller' türküsünü Afşin'den oğlundan uzak kaldığında nasıl bir hasretle yazdığını, İbrahim Tatlıses ve Ahmet Kaya'nın hangi albümüne hangi şarkıyı verdiğini, Aşık Veysel'in gözleri görmediği halde bu yüce bir ozandır diyerek karşısında ayağa kalktığını, kısacası acılarını, özlemlerini, aşkını memleket hasretini bulacaksınız. Size tavsiyem yüreğinize biraz dokunmuş insanları,ozanları, bilginleri biraz daha yakından tanımaya çalışın. Neden sevdiğinizin cevabını orada bulacaksınız.
176 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Mahsuni türküleri ile büyümüş bir nesilden gelmeme rağmen kitapla birlikte Ozan hakkında bilgilerimin çok kulaktan dolma ve eksik bilgiler olduğu kanısına vardım. Evet onun Atatürk sevdalısı yaşamı boyunca iktidarda olan tüm hükümetlere muhalif olması dışın da çok çok özel anılarını da bu kitapla öğrenme fırsatı buldum. Ne gördüğü işkenceler nede yattığı hapisler bu kocaman yürekli küçük dev adamı doğru bildiğini söyleyip savunmaktan alıkoyamamıştır. Aşık Veysel gibi bir büyük ozanımız bile ona yüzyılımızın Pir sultanı demiştir. Bu ülke yine böyle yürekli insanlar yetiştirebilecek mi?
176 syf.
·1 günde·7/10
Mahzuni Şerif adıyla bilinen, Kahramanmaraş doğumlu Şerif Cırık'ın hayatı. Mahzuni Şerif bütün hayatını halkına, mücadelesine, davasına, Hak yoluna adamış bir halk ozanıdır. Onun sivri dili, eleştirel bakışı, haksızın karşısında duruşu ömrünün büyük bir kısmını cezaevinde geçirmesine neden olmuştur. Çünkü yeri geldi çalan yöneticileri eleştirdi, yeri geldi dini kullananları eleştirdi hatta yeri geldi dönemin şart ve koşullarına aldırmadan "Amerika katil" dedi açık açık. Kimseden korkmadan. Onun her şey için bir diyeceği vardı "Dumanlı dumanlı oy bizim eller" deyip gurbeti dile getirdi, "Bir daha gel, gel Samsun'dan" deyip Atatürk'e hasretini bildirdi...
Kitaba yazım ve tasarım yönünden de bakarsak Aşık Mahzuni Şerif için çok kısıtlı bir kitap olmuş. Sayısız eseri olan "günümüz Pir Sultan'ının" bu kadar az eserinin alınması ona haksızlık diye düşünüyorum. Hayatı gayet güzel anlatılmış resimler ile güzelleştirilmiş.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Öztunç
Unvan:
Yazar
Doğum:
K.Maraş, 1976
1976 yılında dünyaya gelen Ali Öztunç, ilk ve orta öğrenimini Kahramanmaraş’ın Elbistan İlçesinde tamamladı. Elbistan Mükrimin Halil Lisesi’nin ardından, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünü bitiren Öztunç, üniversite öğrencisiyken, 1996 yılında gazetecilik mesleğine başladı. 1999 yılında sarı basın kartı sahibi oldu ve 6 yıl Kanal D Ankara Haber Merkezinde; gece, adliye, savunma, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı muhabirliği yaptı. Daha sonra 2 yıl Show TV Haber Merkezinde benzer görevler yürüten Öztunç, 2 yıl da Kanaltürk Televizyonunda Haber Müdürlüğü yaptı, Vatan Gazetesinde ise Parlamento Muhabiri olarak çalıştı. Habertürk Gazetesinde parlamento ve CHP Muhabiri olarak görev yapan Ali Öztunç, 2011 yılında CHP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Basın Danışmanlığı görevini devraldı. 14 Mayıs 2013 tarihinde 6 yıllığına Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyeliğine seçildi, görev süresinin bitimine 4 yıl kala istifa ederek, 1 Kasım 2015 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Kahramanmaraş 1. Sıra Milletvekili Adayı oldu. Savaş muhabiri olarak bulunduğu Afganistan ve Irak’ta yaşanan savaşları anlatan ‘’En Son Umutlar Ölür’’ adlı bir de kitabı bulunan Öztunç, 1999 yılında, ‘’Susurluk Seçimde’’ haberi ile Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından ‘’Yılın Gazetecisi’’ seçildi. Çok sayıda uluslararası ve ulusal toplantılarda konuşmacı oldu. Çeşitli gazeteci dernekleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından da ödüllendirildi. CHP 35. Olağan Kurultayı'nda Parti Meclisi Üyeliğine seçildi. İngilizce bilen Öztunç, evlidir.

Yazar istatistikleri

  • 12 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 14 okur okuyacak.