Alkım Doğan

Alkım Doğan

Çevirmen
8.4/10
241 Kişi
·
707
Okunma
·
0
Beğeni
·
213
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
408 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Güneşin, şiirin, şarkının, şifanın, salgının ve daha bir çok şeyin tanrısı olan Apollon'un başı dertte. Bir tanrı nasıl cezalandırılır? Tabi onu insana dönüştürerek. Babası Tanrı Zeus onu yaptığı hatadan dolayı cezalandırır(Bu konuyu daha detaylı öğrenmek isterseniz Olimpos'un Kanı'nı okuyabilirsiniz.). Ve onun bütün yeteneklerini elinden almış durumda. Bir de üstüne üstlük Demeter'in kızı olan Meg'in emri altında. Ve Melez Kampı'na gitmeye karar verir. Dünyada onların güvende oldukları tek yere. Yarı-tanrıların kampına...
408 syf.
·7/10 puan
Percy'nin yokluğu hissedilse de kitap çok güzeldi. Apollo'nun hislerini, yaşadığı acıları daha iyi anlayabiliyorsun kitabı okudukça. Sakın kitabı başlarında sıkılıp bırakmayın, herkese tavsiye edilir.
ESOLİ
ESOLİ Apollon’un Görevleri 2: Karanlık Kehanet'i inceledi.
456 syf.
·3 günde·10/10 puan
Rick Riordan bayılıyorum sana kitaplarının sonu hep sonraki kitabı almak zorundasın duygusunu yaşayarak bitiriyorum. Appollon' un Görevleri kessinlikle sıkıcı değil bize Percy Jackson dünyasını daha iyi anlatıyor. PJO ve HOO kitaplarındaki karakterlerin yavaş yavaş gelerek Apollon'a yeni karakterlerle yardım etmesi beni çok mutlu etti.
352 syf.
·7 günde·Beğendi·5/10 puan
İlk kitap olan Duvarların Dili Olsa’yı okumuş ve çok sevmiştim.İkinci kitap tam olarak beklentilerimi karşılamadı. Çok kalın bir kitap olmamasına rağmen okurken sıkıldığım zamanlar oldu. Çünkü birbirini tekrarlayan yatak muhabbetlerinden ibaretti. Cinsellik benim açımdan bir kitapta sorun değildir, tüm kitap bunun üzerine kurulu olmadıktan sonra elbette. Sıkıldığım kısım bu oldu. Sanırım benim için final ilk kitap olarak kalacak. Gerçekten beğenmiş ve epey gülmüştüm çünkü.Eğer ilk kitabı okumadıysanız tavsiye ederim, okuyun. İkinci kitabı ise siz bilirsiniz. 
408 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Rick Riordan'ın bende çok özel bir yeri vardır. Yani ne yazsa okurum dediğim nadir yazarlardan biri. Mükemmel bir kitap olacağını biliyordum ve tabiki beni yine yanıltmadı.
Asya Şenol
Asya Şenol Bir Şapşalın Günlüğü 1: Pek Heyecanlı Olmayan Bir Hayattan Hikayeler'i inceledi.
292 syf.
·3 günde·Puan vermedi
arkadaslar ben ayvalıktan gelen mektubu daha bıtırmedı ama bu kıtaba basladım ve cok komık tabı bazı yerlerı sıkıcı zaten detaylısını yazarım....Bu kıtapta bır kıızın hayallerını ve gerceklerı anlatıyor.
Moony Zoya
Moony Zoya Apollon’un Görevleri 2: Karanlık Kehanet'i inceledi.
456 syf.
·10 günde·8/10 puan
Öncelikle üzülerek de olsa söylemem gerekirse kitabın başı beni kendine çekemedi. İlk 150 sayfayı okumak için kendime sürekli bunun bir Riordan kitabı olduğunu, zamanla kendini toplayacağını ya da en kötü bir sonraki kitapta böyle bir şey olmayacağını söylemem gerekti. Böyle yapmasam yarım bırakma ihtimalim vard. Nedenini bilmiyorum yani kötü değildi ama beklediğim bu değildi diyelim. Neyse ki 200. sayfalardan itibaren açıldı sonrasında ise zaten 1 gün içinde geri kalanı da bitti. Böyle söyleyince kitap kötü gibi anlaşılmasın problem bende de olabilir.

Bu kadar kötü şey söyledikten sonra sonunda iyi şeylerin bir kısmından bahsetmeye geçelim. İlk olarak kitaplar ilerledikçe Apollon'un düşüncelerini oturtması ve sayfalarda ilerledikçe daha az sinir bozucu olması harika bir şey. Sonunda kendini yeni hayatına adapte etmeye başlıyor. Bunun dışında Leo'yu ve Thalia'yı görünce ne kadar mutlu olduğumu tahmin edemezsiniz. İkisi de oldukça sevdiğim karakterler ve bir kez daha buluşmak oldukça hoş bir deneyimdi. Kalipso'ya bir şeyler demem gerekirse ona karşı bir sorunum, antipatim yok ancak yine de çok sevdiğim bir karakter değil. Onu da görmek oldukça güzeldi tabii.

Bu kitapta neler olduğundan da kısaca bahsetmem gerekirse Apollon hala kahinlerle uğraşmaya devam ediyor. İlk kitabın sonunda Apollon'un yanından ayrılan Meg onun yanına geri dönüyor. Ve kitap boyunca aslında eskiden zarar vermiş olduğu, bazı problemler yaşadığı kişiler ile uğraşıyor.

Şöyle bir şey söylemem gerekiyor ki bu serinin en güzel yönlerinden biri bölüm başlarına yazılmış haikular. Aşırı hoşlar ve seriye bambaşka bir hava katıyor.

Bu kitapta da yine akıcı, esprili ve bu anlatışın altında birçok şey öğretmeye çalışan bir anlatım vardı. Riordan'ın kitaplarının en iyi yönü kesinlikle toplumun her kesiminden karakterlere yer vererek insanlara saygı duymayı öğretiyor olması. Bu kitapta da bunu çok rahat bir şekilde görüyorduk. Yani kısaca aslında klasik Riordan anlatışı diyebilir miyiz? Kesinlikle!

Kitabın sonunda ise bize yeni kitapta eşlik edecek kişi geldiğinde minik bir çığlık atmış olabilirim... İkinci seride yeterince değer görmedi. Çok fazla arka planda kaldı. Umarım bu kitapta bu telafi edilebilir. Üçüncü kitaba başlamaya da korkuyorum aslında. Oldukça yüklü bir miktarda spoiler yedim ve bu beni aşırı üzüyor. Ben bu kitabı da dediğim tüm eleştirilere rağmen oldukça sevdim :)
Son kitabın da bir an önce çevirilmesi dileğiyle...

İyi okumalarr!!
408 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitabı bitirdikten sonra buraya koşup tüm düşüncelerim tazeyken buraya aktarmayı seviyorum. Bu kitapta da öyle yapacağım bakalım.

Apollon, Gaia ile olan savaş sonrasında Zeus tarafından cezalandırılmak üzere insana dönüştürülüp dünyaya gönderiliyor. Düştüğü yerin çöp konteyneri olması pek iyi bir başlangıç olmasa da Meg adındaki bir kızın yardımıyla oradan kurtuluyor. En çok güvende olacağı yerin neresi olacağını düşündüğünde ise tek cevap olarak Melez Kampı aklına geliyor. Percy'nin de yardımıyla oraya gittiğinde ise olaylar aslında başlamış oluyor.

Bu seriyi çok uzun bir zamandır almak istesem de nedensiz şekilde birkaç ay boyunca ertelediğim bir seri oldu. Ancak şimdi düşündüğümde oldukça pişmanım. Riordan'ın kitaplarını ne zaman ertelesem sürekli bunu düşünürüm çünkü onun kitapları benim için apayrı bir yerdedir. Kitaplarında esprili, basit bir üslup kullanıyor olmasına rağmen kendime birçok şey katmamı sağlayan bir yazar Riordan. Belki de bunların en önemlisi kitaplarında toplumun her kesiminden karakterlere yer vererek bana ne olursa olsun, hiçbir ayrım gözetmeksizin insanlara saygı duymayı, onları herhangi bir şekilde dışlamamam gerektiğini öğretmesiydi. Kendi karakter gelişimimde etkisi en çok olan yazar muhtelemen Riordan'dır.

Bu kitapta da yine yeni karakterler ekleniyor, onları tanımaya çalışıyoruz. Eski karakterleri görünce bir mutlu oluyoruz ve aynı zamanda da daha fazla onları okuyamadığımız için üzülüyoruz. Mesela Percy'i tekrar görebilmek bana o kadar iyi geldi ki. Ve Nico'nun sonunda mutlu olmuş olduğunu görmek... Çok güzeldi ♡

Kitapta ara sıra canımı sıkan tek nokta vardı. O da Apollon'un bazen hala o eski yaşamına duyduğu özlem, onu geri kazanma takıntısı, belki biraz da egosu ve olanları kabullenemeyişi... Gerçi bunlar olması gereken şeyler. Yani çok kısa bir sürede elinde ne varsa kaybedince her kim olursa böyle tepki verir. Ama dediğim gibi bir süre sonra hafiften sıkmıştı artık.

Bu seriyi okumadan önce en azından Percy Jackson serisini ve Olimpos Kahramanları serisini okumuş olmanız gerekiyor. Eğer ki ikisini de okuyup bu seriye devam edip etmeme konusunda kararsızsanız bence hiç durmayın ve bu seriyi de okuyun.
Defne...
Defne... Apollon’un Görevleri 2: Karanlık Kehanet'i inceledi.
456 syf.
·17 günde·Beğendi·8/10 puan
Herkese selam!!! Bugün sizlere Apollon'un Görevleri serisinin 2. kitabı olan Karanlık Kehanet' ten bahsedeceğim.
__________________________________________________________________

Konusundan başlayalım öncelikle.
Eskiden Apollon denen bir tanrı vardı. Ama babası Zeus tarafından cezalandırıldı. Bir ölümlüye dönüştürüldü ve Zeus ondan tüm kahinleri bulup iyileştirmesini istedi. Bu kitapta da Trophonios Kahini'ni iyileştirmesi gerekti ve bunu yaptı (sayılır) mağarayı patlattı. Ama olsun:) Sonuçta artık Kahin yok . Kötülerin elinde de değil iyilerin de. Tabii ki bu kitapta Apollon aynı zamanda geçmişte yaptığı hatalarla da yüzleşiyor.
__________________________________________________________________

Değerlendirmeme gelirsek,
Bu kitaptaki haikulara bayılıyorum. Bir de diğer serilerin karakterleri de yan karakter olarak yer aldığı için daha da güzel olmuş.

En yakın zamanda Annabeth'in de görülmesi dileğiyle...

Hoşçakalın:))
408 syf.
·9/10 puan
Gaia’ya karşı olan savaşın ardından gözden düşen tanrımız Apollo, babası Zeus tarafından ölümlü olmakla cezalandırılıp Manhattan sokaklarına atılıyor.
Pabucu Manhattan’a atılan Apollo tanrısal güçlerinin hiçbirine sahip değil artık. Ne sade havadan bir yay bir de ok oluşturabiliyor ne eşsiz sesiyle şarkılar söyleyebiliyor ne iyileştirici güçlere sahip ne de yakışıklı !!! O artık sivilceli ve hafif göbekli ergen bir ölümlü, o Lester Papadopulos

Uncle Rick, Olimpos’un Kanı’nda mesajını verdiği gibi Apollo’ya yapacağını yapıyor ve bir ölümlü olarak dünyada yaşamanın nasıl olduğunu gösteriyor. Apollo tabiki ölümlü hayata alışmakta zorlanıyor (4000 yıl tanrı olarak sonsuz güçlerle yaşayan herkesin başına gelebilecek zorluklar. İstediğin görünüşe bürünememek mesela.
Oldukça doğal). Beceriksizliği ve popüler kültür atıfları ile bizi güldürüyor.
Olimpos’un en eğlenceli, renkli, yakışıklı, güzel sesli... kısacası en müthiş tanrısını ölümlü yapıp bu kitabı yazdığın için teşekkürler Uncle Rick.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 707 okur okudu.
  • 17 okur okuyor.
  • 428 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.