Almıla Çiftçi

Almıla Çiftçi

Çevirmen
8.4/10
10 Kişi
·
17
Okunma
·
0
Beğeni
·
4
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
144 syf.
Şüphesiz, bitkiler alemi yalnızca gezegenimizdeki yaşam için esas unsur değil, aynı zamanda insanlara ve zekamıza büyük bir armağandır; sıklıkla düşüncesizce kenara attığımız bir armağan. Her yıl, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz binlerce türün soyu tükeniyor ve insanlığa sunulan sayısız armağan da onlarla birlikte kayboluyor .
Belki de bitkilerin algıladığını, iletişim kurduğunu, hatırladığını, öğrendiğini ve sorunları çözdüğünü bilmek bir gün onları kendimize daha yakın görmemize yardımcı olur ve korumamıza da olanak sağlar .
Gezegenimizi ayakta tutan bu canlıları keşfetmek ve öğrenmek istiyorsanız bu kitap doğru tercih olabilir. Okumanızı tavsiye ediyorum .

Ana Başlıklar :
1) Sorunun Kökeni
2) Bitki : Bir Yabancı
3) Bitki Duyuları
4) Bitkilerde İletişim
5) Bitki Zekası
144 syf.
·3 günde·9/10
Pek çoğumuzun evinde, iş yerinde çiçekli ya da çiçeksiz bitkiler var. Onlara hemen her zaman bir dekorasyon unsuru olarak yaklaşıyoruz. Su veriyoruz, bazen toprağını, saksısını değiştiriyoruz. Biraz daha özenirsek toprağı başka besinlerle zenginleştirmeye çalışıyoruz. Bir de ağaçların çok önemli olduğunu biliyor, ormanların çeşitli faydalarını ezbere sayabiliyoruz. Bazılarımız kendisiyle konuşulan çiçeklerin daha sağlıklı olduğunu duymuş ya da görmüştür. Ama bitkilerin hallerinden gerçekten haberdar değiliz.

Bukitap bitkilerin hallerinden, davranışlarından, duyularından yani aslında zekâlarından bahsediyor.

Bitkileri zeki varlıklar olarak görmeye alışık değiliz. Bu yüzden kitabın ismi şaşırtıyor biraz. Dünyanın toplam biyokütlesinin %99,5'inden fazlasını teşkil eden bitkiler hakkında çoğumuz sadece durağan olduklarını, fotosentez yaptıklarını biliyoruz. Nefes aldıklarını söylüyoruz hatta.

Bukitap bizi daha da ileri götürüyor. Ciğeri olmadan nefes alan bu canlıların gözleri olmadan nasıl gördüğünü, burnu olmadan nasıl koku aldığını, dili olmadan nasıl tat aldığını, derisi olmadan nasıl dokunduğunu, kulağı olmadığı halde nasıl duyduğunu ve bunlardan başka on beş duyusunu örneklerle anlatıyor.

Birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarını, akrabalarını tanıdıklarını hatta onlara karşı daha arkadaş canlısı davrandıklarını, çoğalmak için biz insanları bile araç olarak kullandıklarını, problem çözme becerilerini.... Yani bitkilerin beyni olmadan nasıl düşündüğünü.

Bitkilerin beyni yok mu? Acaba?...

Her sayfada hayret, her paragrafta hayranlık duyarak okudum bukitapı. "Zekâ"yı yeniden tanımlayan bukitap bitki zekâsından ilham alarak yepyeni teknolojiler geliştirebileceğimize işaret ediyor. Ama esas derdi, bitkilerin binlerce yıldır bir "şey" olarak algılanmasının haksızlık olduğunu göstermek. Kitapta çok detaylandırılmamış olsa da okurun zihnine biyoetik meselesine karşı bir hassasiyet aşılıyor.

Daha fazlası için: https://bukitap.wordpress.com/2018/03/22/bitki-zekasi/
144 syf.
·7 günde·10/10
“Zekayı çok basitçe, hayatın getirdiği sorunları çözme kapasitesi olarak tanımladığımız anda bitkilerin böyle bir yeteneği olmadığını iddia etmek imkansız hale geliyor.”

Dünya üzerindeki biyokütlenin yüzde doksan dokuzunu oluşturan, ve 200.000 yıldan beri beraber yaşadığımız bitkiler hakkında aslında ne kadar da az şey bildiğimi fark etmemi sağlayan bu kitap hem bitkilere bambaşka bir gözle bakmamı sağladı, hem de çıkara dayalı insan ilişkilerini gayet ‘doğal’ görmeme neden oldu. Fazla idealize etmek hata diye düşündüm, doğanın işleyişi böyle...:)
144 syf.
·5 günde·9/10
''Bir düşünün: ilk önce, evrenin köşesindeki bir galaksideki çok önemsiz bir gezegende yaşadığımızı fark ederek dünya merkezli sistemimizden vazgeçmek zorunda kaldık. Ardından, diğer hayvanlarla benzerliğimizi ve hatta belli hayvanlarla ortak atalarımızı kabul etmek zorunda kaldık. Ne tokat ama!''
Ve şimdi de,bu kitapla birlikte, aslında düşündüğümüzden çok ama çok fazlası olan bitkilerin üstünlüğünü kabul etmemiz gerekiyor. Gerçekten de ne tokattı ama ! Kitabı okurken, bize öğretilenin, bilinçaltımıza yerleşmiş olanın ve de tabi ki bizim için yaratılmış olan bu evrendeki en zeki ve en mükemmel olmanın(!) getirisi mükemmel egomuzun sebep olduğu inanamama ve içten içe reddetme duygusu fazlasıyla zorluk çıkarıyor. Maalesef, ne kadar acı olursa olsun, gerçek gerçektir.
Bitkiler sandığımız gibi duygusuz, duyusuz ya da bizden daha az gelişmiş değiller ve sanırım artık 'ot gibi' kavramını kullanımdan kaldırmamız gerekecek. Bitkiler bizim yapabildiğimiz 'hemen hemen' her şeyi ve hatta daha fazlasını yapabiliyorlar. Tat almak, koku almak, algılamak, strateji üretmek, öğrenmek (evet öğrenmek!) ve daha bir sürüsü...
Bitkilerin kapasitesini ve yapabildiklerini okudukça kendimi büyülenmekten alamadım. Bitkilerin bizden ve diğer hayvanlardan çok farklı bir biyolojiye sahip olmasından dolayı hiçbir zaman onları bizden biri olarak görmedik. Ama bizden farklı yaşam koşullarında yaşayan bir canlının bizimle benzer şekilde evrimleşmiş olmasını ve bazı ortak özelliklerimizi aynı şekilde göstermesini bekleyemeyiz değil mi ? Yine de sırf bizimle aynı şekilde koklamıyorlar, benzer organlarla duymuyorlar ya da zekalarını bizimle aynı şekilde göstermiyorlar diye onların bütün bu özelliklerini yok sayamayız. Sırf bu yüzden dünyada bizden çok ama çok daha uzun süre var olmuş ve hayatta kalmış olan ve popülasyon olarak da bize baskın olan bu canlıların 'otdan başka bir şey olmadığını' savunamayız.
Üzgünüm insanlık yine yanıldın.
''Birkaç saatliğine alışık olduğunuz insan merkezciliğinizi bir kenara bırakın. Daha zengin ve daha muhteşem diğer dünyaya adım atın. Pişman olmayacaksınız ve bu yeni dünyadan asla eskisi gibi çıkamayacaksınız.'' Michael Pollan

Yazarın biyografisi

Adı:
Almıla Çiftçi

Yazar istatistikleri

  • 17 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 24 okur okuyacak.