Alper Işık

Alper Işık

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
19
Gösterim
Adı:
Alper Işık
Unvan:
Yazar
Hobbes’a göre insanlar doğa halinde eşittir. Doğa hali ise kaos halidir. İnsanlar bu kaos halini aşmak için sosyal sözleşmeyle devleti yaratırlar. Bu sözleşmeyle oluşturulan devletin amacı bireylerin güvenliğini sağlamaktır.
Lozan’da süren uzun müzakerenin neticesinde azınlıklar konusu karara bağlanmıştır. Buna göre Türkiye’de sadece gayrimüslim azınlıkların varlığı kabul edilmiş ve başkaca bir tür azınlığın varlığı kabul edilmemiştir. Bu kabule göre azınlığın ölçütünün dini olduğu da söylenemez. Çünkü Lozan’da din, azınlık tanımında başlı başına bir farklılık unsuru olarak yer almaz. Lozan’a göre sadece gayrimüslimler azınlık korumasından yararlanır. Şüphesiz din ölçütü azınlık tanımında kullanılsaydı günümüzde Aleviler de bu korumanın kapsamına girebilirdi.
Konuşmasında Ermenilere ayrı bir bölüm ayıran İnönü, Ermenilerin uzun yıllar hiç bir sıkıntıyla karşılaşmadan Osmanlı Devleti’nde yaşadıkları hatta ‘’Millet-i Sadıka’’ olarak anıldıklarını belirtmiştir. Daha sonra Ermenilere karşı değişen tutumun sebebinin ise Rusların Ermenilere yanına çekme çabasının bir sonucu olarak görmüştür.
1929 Mayıs’ında İstanbul Belediyesi, Türkçeden başka bir dille müşteri çağıran seyyar satıcıların satış yapmasını engellemeye yönelik bir karar almıştır. Bu karara parelel olarak İzmir Belediyesi de 1933 Mart’ında satışlarında Türkçe kullanmayan seyyar satıcıların cezalandırılması yönünde zabıtalara talimat vermiştir.
Rousseau’ya göre sosyal sözleşmenin çözüm bulduğu temel problem; ‘’kişilerin tümünün canını malını bütün ortak gücüyle muhafaza edeceği bir toplum biçimi bulmak ve bu biçimde her insanın herkesle birleştiği halde kendisine ve diğerlerine itaat ederek eskisi kadar özgür olmasıdır.’’
2510 Sayılı İskan Kanunu’nun ikinci fıkrasında ise Türk kültürüne bağlı olmayanlar ya da bağlı olup da Türkçe’den başka dil konuşanlar hakkında İçişleri Bakanlığı’nın lüzumlu görülen tedbirleri almaya mecbur olduğu belirtilmiştir ve bu tedbirler arasında toptan olmamak şartıyla başka yere nakil ve yurttaşlıktan çıkartmak da vardır. Bununla birlikte 13.maddenin 3.fıkrası da ‘’Türk ırkı’’ndan olmayanların iskanını düzenlemektedir. Fıkraya göre; Türk ırkından olmayanların serpiştirme suretiyle köylere ve ayrı mahalle veya küme teşkil edemeyecek şekilde kasaba ve şehirlere iskanı mecburi kılınmıştır. Kuşkusuz serpiştirme usulüyle zorunlu iskana tabi tutma ve yapılacak nakillerin toptan olmaması bu uygulamalara tabi olacak kişilerin hakim kültür içinde kendi kültürlerini unutmalarının sağlanması amacına yöneliktir.
Türkiye’nin uluslaşma sürecinde ibadet dilinin Türkçeleştirilmesi de gündeme gelmiştir. Çünkü İslam dininin yalnızca Türkiye sınırları içerisinde yaşanmıyor oluşu uluslaşma bilinci aşılanmaya çalışılan kitleye başka bir aidiyet sunmaya müsaitti. Bu durumun uluslaşma sürecine vereceği muhtemel zararların önüne geçmek için ise dinde bir kısım reformlara gitmek gerektiği düşünülmüştür. Bu düşüncenin köklerini Mustafa Kemal’in 1 Mart 1922 tarihinde Meclis’in üçüncü yılının açılışında yaptığı konuşmada bulmak mümkündür.
Yurttaşlık, Antik Yunan döneminde ayrıcalığa, Roma döneminde eşitliğe, Fransız Devrimi’nden sonra da milliyete işaret eder bir kimliğe bürünmüştür. Kavramın günümüzde eriştiği anlam ise bir devlete hukuki anlamda bağlı olmak ve buna dayalı olarak bir takım haklara sahip olup, bir takım ödevlerle yükümlenmektir.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Alper Işık
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 2 okur okuyacak.