Anthony Marra

Anthony Marra

Yazar
5.4/10
5 Kişi
·
11
Okunma
·
0
Beğeni
·
323
Gösterim
Adı:
Anthony Marra
Unvan:
Yazar
Yıllar boyunca tarihi zamanın durduğu, güvenli ve sürekli geriye çekilen geçmişe sürgün etmişti ancak tarih aslında tam olarak o anda gözünün önünde...
...bir anlık görür gibi oldukları yerdeydi.
416 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Hayat: Hayati hadiseler bütünü- düzen, duyarlılık, eylem, büyüme, üreme, uyum sağlama

Kapağına bakınca ışıl ışıl yıldızlar, orman, mavi... İnsanın içini bir huzur kaplıyor. Sanıyorsun ki elinde kırmızı balonu, ağzında lolipopu olan bir çocuktan bahsedecek şimdi kitap...
Öyle değildi...
Yıl 2004. Havva, bir gece evlerine gelen federaller tarafından babası götürülürken, evleri cayır cayır yakılırken sekiz yaşındaydı. Ahmet onu saklamak için hastaneye Sonja'nın yanına götürdüğünde, mayınlara basıp parçalanmış vücutlar gördüğünde daha sekiz yaşındaydı...
"Havva'nın acısı daha önce hissettiği her şeyden daha derine bir çukur kazmıştı. O kadar derindi ki hissettiği bir şey olmaktan çıkmış, kendisi olmuştu."


Kitapta 5 günlük bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu 5 gün içinde 1994-2004 yılları arasında mekik dokuyoruz. Başlangıç noktamız Eldar kasabası.
Çeçenlerin vatanlarından sürgün edilmesi, boş kalan yerlere Etnik Rusların yerleştirilmesi, 1956'da Kruşçev'in geri gelebilirsiniz demesi.. Düşünün, annesi ve babası bu göçte hayatlarını kaybetmiş geri dönerken onları orada bırakmak istemeyip kahverengi valizine anne ve babasının kemiklerini dolduran Hasan gibilerini, Birinci Çeçen Savaşı ardından Hasavyurt Barış Antlaşması ve kimsenin beklemediği İkinci Çeçen Savaşı.. savaştan kaçmak isteyen ülkeden kaçırılıp fuhşa mecbur bırakılan Natashaları...
"Gece böyle geçiyordu; son gece de, bir sonraki gece de. Bileğinde bir kemer, şırıngadan iki vuruş, çarka sızan kan, bastırılan piston. Anzela adında bir kadın vardı, Natasha diyorlardı.Nadya adında bir kadın vardı, Natasha diyorlardı. Natasha adında bir kadın vardı, adı Natasha'ydı."
Daha neler var biliyor musunuz? Zaçistka yani temizleme operasyonu, ölenlerin portrelerini çizip onları ölümsüzleştiren Ahmet gibileri var.. Bir günde belki yüz tane uzuv ampüte etmek durumunda kalan yeri geldiğinde diş ipiyle sütür atması gereken Sonja gibi cerrahlar, Deshii ve Maali gibi hemşireler..
Mültecileri düşünün, evimden uzakta ölürsem diye pantolonunun iç kısmına adresinin yazılı olduğu bir kağıt dikip iyi kalpli birinin onu bulması ümidine tutunanları...
"... İsimsiz bir mezar taşından daha kötü bir zalimlik düşünemiyordu."
Peki ya Ramazan gibileri? Ramazan bir muhbirdi. Başta ona öyle öfkeliydim ki ama sonra kendimi onun yerine koymayı başardım. Vicdanındaki o korkunç sesleri de duydum. Babası ona yeterli sevgi göstermemiş de olsa onun babasını nasıl da sevdiğini gördüm, o iyi olsun diye ve ikisi birlikte yaşayabilsin diye yapmıştı hepsini? Yine de affedilemez çünkü masum insanları federallere ihbar ediyordu.. Bir bir hepsi atık sahasına götürülüyor bir daha da onları gören olmuyordu... Atık sahasına, 61 basamak derinlikteki o iki çukura atılan insanlar, kendilerine işkence edileceğini, öldürüleceklerini biliyorlardı.
"Çağırılan kişi merdivenin ucuna varıp altmış birinci basamak olan karlı toprağa basar basmaz imam cenazeye başlıyordu. Cenaze namazı Ramazan'ın daha önce katıldığı hiçbir namaza benzemiyordu. Naaş yoktu. Kefen yoktu. Çağırılanı bu çaresiz durumundan başka bilen ne bir arkadaşı ne de komşusu vardı. Hepsi ölüydü, gidenden belki bir ya da iki adım arkadaydılar."

Hayat: Hayati hadiseler bütünü- düzen, duyarlılık, eylem, büyüme, üreme, uyum sağlama

Ama hayat onlar için bundan biraz farklıydı. Düzensizliğin, uyumsuzluğun hakim olduğu savaş vardı hayatlarında. Tüm bu zorlukları atlattıklarındaysa, iyileştiklerinde mucizeleri seyredebildiğimiz hayatlar!

Marra savaşın etkilerini çok iyi anlatmış. Havva, Dokka, Ahmet, Sonja, Natasha, Ramazan, Hasan, Ula, Mirza...Burada on kadar kişideki etkileri görürken, bir savaşla etkilenen milyonlar olduğunu bir an bile aklımdan çıkaramıyorum...

Az sayıda birbirinden aslında çok uzak gibi duran o insanların birbirlerinin hayatına öyle dokunuşları var ki kitabın adı Tesadüfler Bütünü olsa daha yerinde olacağını düşündürüyor bazen insana. Ayrıca olayların birkaç defa anlatılması tarihler arasında aşırı atlamalar biraz okumayı zorlaştırıyor.
Yine de bir şans verilmeli bu kitaba çünkü şu birkaç satırda bahsedemediğim o kadar çok şey var ki...

...

"Eskiden böyle değildi," dedi Ahmet. "Sen doğmadan önce buralarda kurtlar, kuşlar, böcekler, keçiler, ayılar, koyunlar, geyikler olurdu!"
416 syf.
·8 günde·5/10
Ben genelde kitap seçerken arka kapağına bakmamaya çalışırım. Kitap hakkında bir ön yargıya kapılmak istemediğimden. Bu kitabın da hiç arkasına bakmadım. İsmi etkilemişti beni 'Mucizeler bütünü'... Aklıma direk toz pembe bir hayat geldi, tamam belki başlarda biraz zorlanmış ancak sonra hayatında her şeyi yoluna koymuş biri. Ama okumaya başladığımda hiç de öyle olmadığını gördüm. Kitap Rus ve Çeçen savaşını konu alıyordu. Mucize derken de yaşamanın, hayatta kalmanın, zorluklarla baş edebilip hayata devam edebilmenin mucizesini anlatıyordu. Bu yönden beni çok etkiledi. Nitekim böyle bir derse ihtiyacım da varmış, onu da görmüş oldum. Öte yandan beni çok yoran kısımları da oldu. Fazla ayrıntılı olduğu ve asıl kısımları göz ardı etmemize neden olacak bölümleri... Belki daha sakin bir zamanımda okusam öyle gelmeyecekti ama zor bir dönemdeyken okuduğum için bana öyle gelmiş de olabilir. Umarım siz okurken çok keyif alırsınız...

Yazarın biyografisi

Adı:
Anthony Marra
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 11 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 15 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.