"Kelly derin düşüncelere dalmıştı.Bir nevi kendisiyle hesaplaşıyordu. Hayatı boyunca o bir çiftlikte babasız büyürken zenginlerin o kadar para içinde mutlu yaşadıklarını düşünmüş ve bunun için onlardan nefret etmişti. Ama şimdi dünyadaki her insanın kendi dertleriyle uğraştığını, bunun din, dil, ırk, zengin, fakir ve sosyal statü ayırt etmediğini anlamıştı. Herkesin hayatta bir sorumluluğu ve uğraştığı bir takım sorunları vardı. Kader ilginç bir şeydi. Mesela yıllar önce biri ona kraliçe adayı bir prensesle omuz omuza savaşacağını söyleseydi ona güler ve deli olduğunu zannederdi. Böyle bir şeyin gerçekleşeceği aklının ucundan bile geçmezdi. Ama buradalardı işte. Yan yana bir şekilde dev kapılardan içeri girecek mutlak ölümlerini bekliyorlardı. Gelecekleri belirsizdi. Ancak bir tek şeyden çok emindi. Hayatı boyunca annesininki de dahil olmak üzere pek çok ölüm görmüştü ama hiç sahip olma şansına erişemediği kız kardeşi olarak gördüğü Prenses Rose'un ölümü onlardan biri olmayacaktı..."
Bu hikaye, boyu küçük olsa da yüreği kocaman olan bir kediyi, tarihi kişileri ve içine cehennemin de karıştığı dünyamızı yok edecek kadar büyük bir komployu anlatıyor...