Augustinius

Augustinius

Yazar
8.5/10
8 Kişi
·
44
Okunma
·
17
Beğeni
·
1.752
Gösterim
Adı:
Augustinius
Tam adı:
Saint Aurelius Augustinius
Unvan:
Hristiyan Filozof, Tanrıbilimci, Yazar
Doğum:
Thagaste , Numidia (şimdi Souk Ahras , Cezayir ), 13 Kasım 354
Ölüm:
Hippo Regius , Numidia (şimdi Günümüz Annaba , Cezayir), 28 Ağustos 430
(13 Kasım 354/28 Ağustos 430)
Batı Kilisesi'nin ilk döneminin başlıca ilâhiyatçısı, M.S. 396-430 yılları arasında Roma Afrikası'nın Hippo piskoposu olan Augustinus İlkçağ Hristiyanlığının en büyük düşünürü sayılır. Yunan felsefesinin Platoncu geleneği ile Hristiyan öğretiyi kaynaştırmaya çalışmıştır.

Augustinus'un babası Patricius putperest, annesi Monica ise dinine bağlı bir Hristiyandı. Ondokuz yaşında Kartaca'da öğrenciyken, Çiçero'nun bugün kayıp olan Hortensius adlı denemesinin etkisiyle felsefeye ilgi duymaya başladı. Katolik Kilisesi'nin inançlarını felsefeye uzak bulduğu için Maniciliğe yöneldi. Çapkın bir gençlik döneminden sonra düşük tabakadan bir kadınla ilişki kurmuş olan Augustinus zaaflarına karşı duramadığı için evlenmesine göz yumulan sıradan Manici müritler arasına girebildi.

Augustinus'un bu "ışık dini"ne duyduğu ilgi uzun sürmedi. Yirmisekiz yaşında Kartaca'dan ayrılarak Roma'ya, oradan da Milano'ya gitti. Milano piskoposu Ambrosius ile tanıştıktan sonra Katolik öğretiye karşı beslediği önyargılar bir ölçüde sarsıldı. Ama Tanrı'nın varlığı, kötülüğün kaynağı ve niteliği gibi sorunlar, onda hâlâ çözüme kavuşmamıştı.

Yeni-Platonculukla tanışması bu sıralarda oldu. Yeni-Platoncu görüşler, Manicilikten aldığı, Tanrıya ancak bedenden uzaklaşarak dönülebileceği ilkesini pekiştirmişti. Onun için bu, öncelikle cinselliğin bağlarından kurtulmak demekti. Hristiyanlığa kesin dönüşü Milano bahçesinde kulağına gelen al ve oku (tolle, lege) buyruğuyla gerçekleşti. "Rab İsa Mesih'i giyinin ve şehvetler için bedenin tedarikini görmeyin" âyetini okuyunca son kuşkularından da kurtuldu ve 387'de Ambrosius tarafından vaftiz edildi.

Bazı Yapıtları: Hristiyan Öğretisi; İnanç, Umut ve Sevgi Üzerine; Vaazlar; Mektuplar; Tekvin'in İlk Üç Bölümü Üzerine Yorumlar; Mezmurlar Üzerine Açıklamalar; Gerçek Din Üzeri¬ne; Özgür İrade Üzerine; Vaftiz Üzerine; Doğa ve Kayra Üzeri¬ne; İsa'nın Kayrası ve İlk Günah Üzerine.
''Gördüklerimden hiçbiri gibi yaratılmış değilim. Yaşayanlardan hiçbirine benzemediğimi cesaretle söyleyebilirim, onlardan daha iyi olmasam bile hiç değilse başkayım.''
Augustinius
J. J. Rousseau
"Bugüne dek az bir ışık vurdu insanlara, karanlığa kapılmamak için yürüsünler, yürüsünler!"
(...) bu yaşamıma ölümle sonlanacak bir yaşam mı demeli, yoksa yaşamla sonlanacak bir ölüm mü, bilmiyorum.
Augustinius
Sayfa 36 - Alfa, 2014
Eserin en etkileyici yönü yaşı. 1600 yaşında bir kitabı okumak her zaman karşınıza çıkacak bir fırsat değil. Yaşına rağmen halen geçerli bir üslubu, hiç ölmeyecek yaklaşımları var. Felsefe/Din alanında okumalarınız var ve bu alan ilginizi çekiyorsa bu ölümsüz esere zaman ayırmanızı ısrarla öneririz. İnsanın kendini tanıma arayışında verdiği uğraşların hemen hemen hiç değişmediğini fark edeceksiniz. Bir diğer farkındalığınızda bir insanın o tarihlerde neden yazmaya merak saldığı olabilir. Yazdıklarından para veya şöhret kazanmanın imkansız olduğu tarihlerde hangi itki ile böyle zahmetli bir işe soyunur insan? Okumaya, üzerinde düşünmeye, zaman ayırmaya değer bir kitap. tekrar hatırlatmakta yarar olacak; Din - Felsefe ilginizi çekiyorsa başlayın.
Acaba yaptığımız her şeyden(iyi şeyler de kısmen dahil olmak şartıyla) pişmanlık duyar mıyız?
Neden gücü yeten Tanrı her şeyi kendi akışına bırakır,ya da biz öylece bıraktığını mı düşünüyoruz?
Zaman kavramı tanrıdadır.
Bu gibi düşündürücü cümlelerin hakikat ile örtüştüğü eserin yazarını saygıyla okumak lazım.
Bizim öncemiz ve sonramız olan Tanrı;Muhakkak ki bizi afedecektir. Çünkü bizim ne kadar zayıf bir varlık olduğunu yaratıcımız olarak bilir.Dolayısıyla pişmanlık dolu,empati dozu yüksek ,duyguların yoğunluğu ile harmanlanmış bu felsefi, edebi ve inançsal eserin okurlarının hiçbir zaman bitmeyeceği kanaatindeyim.
Gerek felsefe, gerek Ortaçağ Tarihi, gerek ise teoloji ile ilgilenen okurların, muhakkak eserin tamamını okumasını; Hristiyanlık dininin en önemli azizlerinden kabul edilen Aziz Augustinus'un hayatını merak eden okurların ise ilk 400 sayfayı okumalarını tavsiye ederim. Böyle bir ayrıma gitme nedenim: Augustinus'un ilk 400 sayfada ağır felsefi tartışmalara girmekten ziyade, Confessiones'i (İtiraflar) yazdığı tarihe kadar olan yaşantısını, yaptıklarını, düşüncelerini, arkadaş çevresini, ilişkilerini yani kısaca anılarını anlatıyor olmasıdır. Bu ilk kısım Augustinus'un yaşadığı Roma İmparatorluğu döneminin koşullarında bir çocuğun/gencin/yetişkinin hayatını anlamak için çok faydalı ve kolay okunan bir kısım. Fakat 400. sayfadan kitabın sonuna kadar olan kısım, en azından Kitab-ı Mukaddes ile haşır neşir olmuş, Platon ve mümkünse Cicero okumuş okurlar için daha uygun olabilir. Çünkü Augustinus eserin bu bölümünde, zaman kavramını, Kitab-ı Mukaddes'in "Genesis" bölümünü, genel olarak Hristiyanlık düşüncelerini ve Hristiyanlık evren anlayışını, Üçlü Birlik (Teslis) inancını inceliyor. Bu kısımlar Kitab-ı Mukaddes'e ve Platon'a aşina olmayan okurları zorlayabilir bir mahiyet taşımaktadır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Augustinius
Tam adı:
Saint Aurelius Augustinius
Unvan:
Hristiyan Filozof, Tanrıbilimci, Yazar
Doğum:
Thagaste , Numidia (şimdi Souk Ahras , Cezayir ), 13 Kasım 354
Ölüm:
Hippo Regius , Numidia (şimdi Günümüz Annaba , Cezayir), 28 Ağustos 430
(13 Kasım 354/28 Ağustos 430)
Batı Kilisesi'nin ilk döneminin başlıca ilâhiyatçısı, M.S. 396-430 yılları arasında Roma Afrikası'nın Hippo piskoposu olan Augustinus İlkçağ Hristiyanlığının en büyük düşünürü sayılır. Yunan felsefesinin Platoncu geleneği ile Hristiyan öğretiyi kaynaştırmaya çalışmıştır.

Augustinus'un babası Patricius putperest, annesi Monica ise dinine bağlı bir Hristiyandı. Ondokuz yaşında Kartaca'da öğrenciyken, Çiçero'nun bugün kayıp olan Hortensius adlı denemesinin etkisiyle felsefeye ilgi duymaya başladı. Katolik Kilisesi'nin inançlarını felsefeye uzak bulduğu için Maniciliğe yöneldi. Çapkın bir gençlik döneminden sonra düşük tabakadan bir kadınla ilişki kurmuş olan Augustinus zaaflarına karşı duramadığı için evlenmesine göz yumulan sıradan Manici müritler arasına girebildi.

Augustinus'un bu "ışık dini"ne duyduğu ilgi uzun sürmedi. Yirmisekiz yaşında Kartaca'dan ayrılarak Roma'ya, oradan da Milano'ya gitti. Milano piskoposu Ambrosius ile tanıştıktan sonra Katolik öğretiye karşı beslediği önyargılar bir ölçüde sarsıldı. Ama Tanrı'nın varlığı, kötülüğün kaynağı ve niteliği gibi sorunlar, onda hâlâ çözüme kavuşmamıştı.

Yeni-Platonculukla tanışması bu sıralarda oldu. Yeni-Platoncu görüşler, Manicilikten aldığı, Tanrıya ancak bedenden uzaklaşarak dönülebileceği ilkesini pekiştirmişti. Onun için bu, öncelikle cinselliğin bağlarından kurtulmak demekti. Hristiyanlığa kesin dönüşü Milano bahçesinde kulağına gelen al ve oku (tolle, lege) buyruğuyla gerçekleşti. "Rab İsa Mesih'i giyinin ve şehvetler için bedenin tedarikini görmeyin" âyetini okuyunca son kuşkularından da kurtuldu ve 387'de Ambrosius tarafından vaftiz edildi.

Bazı Yapıtları: Hristiyan Öğretisi; İnanç, Umut ve Sevgi Üzerine; Vaazlar; Mektuplar; Tekvin'in İlk Üç Bölümü Üzerine Yorumlar; Mezmurlar Üzerine Açıklamalar; Gerçek Din Üzeri¬ne; Özgür İrade Üzerine; Vaftiz Üzerine; Doğa ve Kayra Üzeri¬ne; İsa'nın Kayrası ve İlk Günah Üzerine.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 44 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 51 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.