Geri Bildirim
Ayfer Aytaç

Ayfer Aytaç

0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
1.164
Gösterim
Adı:
Ayfer Aytaç
Unvan:
Türk Yazar-Gazeteci
Doğum:
Isparta Yalvaç, 1955
Gazeteci- yazar Ayfer AYTAÇ, 1955 senesinin Mart ayında babasının memuriyeti hasebiyle Isparta’nın Yalvaç ilçesinde, ilçenin meydanlığındaki koca çınarın yakınındaki bir evde dünya ya gelmiştir. Soy kütüğü, Isparta merkezi Bey Mahallesi’ne “Günümüz adıyla Gazikemal Mahallesine”kayıtlıdır. Baba tarafından bütün soyu, Ispartalıdır. Anne tarafından dedesi Ankaralı, anneannesi Merzifonlu, annesi ise doğma büyüme Çorum’un Alaca ilçesindendir.

19 yaşında Isparta’nın ilk hanım gazeteci-yazarıolarak adım attığı basın hayatında, basının her dalında “Gazete, dergi, radyo, televizyon ve fotoğrafçılık” alanlarında aktif düzeyde ve her daim Isparta’nın menfaatine yönelik, halk taraflı olarak üstün gayretle çalışmıştır.

Ayfer AYTAÇ’ın yazarlığı tamamen Allah vergisi bir yetenektir. İçinden geldiğince, doğaçlamaya dayalı sürekli yazma eylemi, tamamen genlerinden geçme bir özelliktir. AYTAÇ, kendisine yöneltilen sorularda bu yönünü şu sözlerle özetler: “Ben genlerimden gelme ve Isparta’nın gerçek yerlisi olan ilk ve tek gazeteci yazarım. Galiba daha uzun süre öyle kalacağım. Çünkü Isparta’nın yerlisi pek kalmadı Isparta’da. Isparta’da hanımların çalışmasına örnek olmuşumdur. Dünya üzerinde kendi vatanımın, vatanım üzerinde kendi şehrimin,şehrimin üzerinde kendi mahallemin savunuculuğunu yapmakla bilinirim. Bu yönüm dünkü günde de öyleydi, bugünde bu böyledir…”



Kendi anlatımıyla Ayfer AYTAÇ:

“Baba tarafımdan dedelerimden biri “Isparta Tarihi”kitabının yazarı, iki dönem Isparta milletvekilliği yapmış, iki dönem Isparta belediyesi başkanlığı görevini yürütmüş Böcüzade Süleyman Sami Bey’dir. Yazarlığım ondan dolayı geçme… Gazeteciliğimse, babamın öz dayısı olan Muammer Kaylan’dan… Kendisi, Hürriyet Gazetesi’nin çok uzun yıllar Amerika temsilciliğini yapmıştır.

Yazarlığımı keşfeden isim, Isparta Cumhuriyetİlkokulu’nun değerli müdürlerinden Bekir Türk hoca olmuştur. 1964 yılında ilkokul üçüncü sınıfta okurken Akdeniz Bölgesi ilkokullar arası hikâye yarışmasında birinci olmuştum. Daha sonra defalarca kompozisyon yarışmalarında derecelerim ve ödüllerim oldu. Derken bir gün okul müdürüm Bekir Türk, bana şöyle dedi: “Kızım sen at değilsin ki, yarıştan yarışa katılasın. Boş ver yarışmaları, sen yarınlar için içinden gelenleri sürekli yaz. Gelecek neslin bugünleri senden öğrensin.”

Okul müdürüm böyle demişti, ancak ailem yazmama karşıydı. Ailem diyordu ki: “Kalemden ve kelâmdan para kazanılmaz. Sen de her Ispartalı kız gibi halı doku.”

O zamanlar Isparta’da kadının-kızın çalışması, adının bir şekilde duyulması ayıp sanıldığından, ailem gizliden yazdığım nice hikâyemi, makalemi yırtıp, yakmıştır.

Fakat kaderde olanın önüne kimse geçemiyor. Ben yılmadım, geceleri gizliden yazdığım şiir ve öykülerimi biraz yetişkin olunca (13-14 yaşlarımda) ailemden gizli, bayramlarda ellerini öptüğüm aile büyüklerimin verdiği harçlıklarımdan biriktirdiğim paraları posta parası edip, Hürriyet Gazetesi’nin Kelebek ekine ulaştırdım. Orada birkaç kez yazdıklarım yayınlanınca, her gün bu gazeteyi alan bir komşumuz, yazılarımı, adımı veşehrimi okuyunca, bana destek olacağını söyleyip, elimde müsvedde ne kadar hikâye, şiir varsa alıp Isparta’nın ilk yerel gazetesi olan Isparta Gazetesi’ne gönderdi. Ben henüz çocuk yaşta olduğumdan, ilimizdeki böyle bir gazetenin varlığından haberim yoktu. Komşumuz demişti ki bana: “Yazdıkların çok güzel, ama ulusal gazetede her zaman yer vermezler. Yerel gazetenin sahibi de beğenecek yazını ve her yazdığını yayınlayacak, görürsün.”

Bu şekil sâfiyâne bir hevesle gazeteye yazılarım gönderildi. Fakat yayınlanıp yayınlanmadığını takip edemiyordum. Aradan üç hafta geçmişti ki, gazetenin bir elemanı nüfus müdürlüğünden adresimi öğrenerek evime geldi ve beni, gazete sahibinin görmek istediğini söyledi. Ailem şiddetle karşı çıktı “Olmaz!” diye…

Lakin ben her şeye rağmen, her türlü riski göze alarak karşıma çıkan fırsatı değerlendirdim. O andan sonra geriye dönüşümde olmadı. Yaydan çıkmış ok gibi bir anda gazete ortamında buldum kendimi. Sene: 1974 baharıydı.

Önce yazar olarak başladım gazetede çalışmaya, sonra gazetenin kıdemli elemanı ve o günlerdeki TRT’nin Isparta temsilcisi, aynızamanda başta Hürriyet, Milliyet ve Cumhuriyet olmak üzere, Marmara ve Ege Bölgesinde yayınlanan tüm ulusal gazetelerin Isparta temsilcisi olan Bayramİleri, bana gazeteciliği de aşıladı… Bir müddet sonra kendisiyle evlendim. Bu evliliğimden dört evladım oldu. 13 yıl süren evliliğimiz iş arkadaşlığından farklı olunca: “Şartlarımız uyuşmadı hakim bey.” diyerek bir celse de ayrıldık. Zira her ikimizde aslında mesleğimize sevdalı olduğumuzu anlamıştık. Ayrılık sonrası ikişer yaşaralıklı çocuklarımı ben yanıma almıştım. Hem işimin yoğunluğu, hem de çocuklarımın bakımı zor olacağından; o günlerde yurt genelinde bile henüz yaygın olmayan “Özel Ana Okulunu” öncü olup açtım Isparta’ya. Maksadım hem kendi çocuklarımın, hem de giderek yaygınlaşmakta olan çalışan kadınların çocuklarının bakımına kolaylık getirmek içindi… Allah’ın izniyle bu işte de alnımın akıyla muvaffak olmuştum lakin birkaç sene sonra sevdiğim meslek olan gazetecilik ile kavuşmayı daha çok münasip bulmuş ve tercih etmiştim.”

Gazeteci ve yazar olarak Isparta ve Demokrat gazetelerinde uzun soluklu, disiplinli bir hizmet sergileyen Ayfer AYTAÇ, 1991 senesinde Isparta’ya ilk kurulan yöresel ve bölgesel televizyonda (BES TV) muhabirlik, programcılık ve televizyon müdürlüğü yapmıştır. Aynı dönemlerde yine Isparta’nın ilk radyo yayın istasyonu olan Gülistan Radyosu müdürlüğünde bulunmuştur. Fakat ağırlığıtelevizyon programcılığına vermiş; bu alanda, Isparta’ya görmediklerini, bilmediklerini sergilemiştir. Olumsuzlukların üzerine cesaretle gitmesi Ispartalıların takdirini toplamıştır. AYTAÇ’ın televizyondaki başarıları, onu, Isparta Belediyesi’nin Basın ve Halklaİlişkiler Müdireliğine getirmiştir.

Bu konumda da Ayfer AYTAÇ Isparta Belediyesi’nin kendisine imza yetkisi verilmiş olan ilk hanım yöneticisi olmuştur. AYTAÇ, uzun seneler aralıksız yaptığı yöneticilikten bazı siyasilerin dalaverelerine göz yumamadığı için kendi isteğiyle 2000 senesinin Mayıs ayında emekliliğini istemiş ve emekli olmuştur.

Emekliliğinin akabinde İstanbul’a giden Ayfer AYTAÇ, “Ay Işığı Sevgi İstiyor” isimli ilk kitabını yayınlatmıştır (2001). Bir kapkaç saldırısında basın çantasını, dolayısıyla fotoğraf makinasını çaldıran Ayfer AYTAÇ, İstanbul’a değil de, insanlarına biraz kırılarak Isparta’ya dönüşkararı almıştır. Birazda bu hadiseden mütevellit “Unut Beni İstanbul” adınıverdiği ikinci kitabını, henüz İstanbul’dan ayrılmamışken çıkartmıştır (2002).

Isparta’ya dönüşüyle birlikte “Reform” adını verdiği yerel gazeteyi yayın hayatına koymuştur. Böylelikle Isparta’nın ilk hanım gazete sahibi unvanını da elde eden Ayfer AYTAÇ, yoğun çalışmaları sırasında geçirdiği bir trafik kazası nedeniyle, kendi gazetesinin yayınını geçici olarak durdurarak; yazarlığını, evinden, yerel bazı gazetelere makale ve röportajlar yazarak devam ettirmektedir.

Ayfer AYTAÇ, vatana ve millete hayırlı olarak yetiştirdiği, dört çocuğunun annesi ve on yılda, kısa aralıklarla yayınlanmışon üç kitap sahibidir.

Çalışma hayatı süresince, gazetecilik mesleği sırasında çektiği fotoğraflarla beş şahsî fotoğraf sergisi de açan Ayfer AYTAÇ’ın, çektiği fotoğraflardan ve yazdığı yazılardan ötürü aldığı pek çok başarı ödülü bulunmaktadır. Lakin kendisi ödül için değil, geleceğe birikimlerini aktarmak için yazıya önem vermektedir.

Ayrıca Ayfer AYTAÇ Isparta ve insanlarla ilgili pek çok hatırata, sırra sahip olduğu kadar, bir kısmını sebil gibi dağıttığı genişbir fotoğraf arşivine de sahiptir. 35 sene aralıksız basının içinde var olan Ayfer AYTAÇ’ı mesleğinden koparamayan tek etken, Ispartalıların ona güven duymasıdır. Aytaç mesleğinde idealist ve ilkeli, etik anlayışı olan, “Önce insanım”diyen bir gazeteci olarak bilinmesinden dolayı Ispartalılardan hep takdir görmüştür. Peşinden gelen mesleğe meraklılar tarafından da hep kıskanılan ve taklit edilen gazeteci-yazar olmuştur.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayfer Aytaç
Unvan:
Türk Yazar-Gazeteci
Doğum:
Isparta Yalvaç, 1955
Gazeteci- yazar Ayfer AYTAÇ, 1955 senesinin Mart ayında babasının memuriyeti hasebiyle Isparta’nın Yalvaç ilçesinde, ilçenin meydanlığındaki koca çınarın yakınındaki bir evde dünya ya gelmiştir. Soy kütüğü, Isparta merkezi Bey Mahallesi’ne “Günümüz adıyla Gazikemal Mahallesine”kayıtlıdır. Baba tarafından bütün soyu, Ispartalıdır. Anne tarafından dedesi Ankaralı, anneannesi Merzifonlu, annesi ise doğma büyüme Çorum’un Alaca ilçesindendir.

19 yaşında Isparta’nın ilk hanım gazeteci-yazarıolarak adım attığı basın hayatında, basının her dalında “Gazete, dergi, radyo, televizyon ve fotoğrafçılık” alanlarında aktif düzeyde ve her daim Isparta’nın menfaatine yönelik, halk taraflı olarak üstün gayretle çalışmıştır.

Ayfer AYTAÇ’ın yazarlığı tamamen Allah vergisi bir yetenektir. İçinden geldiğince, doğaçlamaya dayalı sürekli yazma eylemi, tamamen genlerinden geçme bir özelliktir. AYTAÇ, kendisine yöneltilen sorularda bu yönünü şu sözlerle özetler: “Ben genlerimden gelme ve Isparta’nın gerçek yerlisi olan ilk ve tek gazeteci yazarım. Galiba daha uzun süre öyle kalacağım. Çünkü Isparta’nın yerlisi pek kalmadı Isparta’da. Isparta’da hanımların çalışmasına örnek olmuşumdur. Dünya üzerinde kendi vatanımın, vatanım üzerinde kendi şehrimin,şehrimin üzerinde kendi mahallemin savunuculuğunu yapmakla bilinirim. Bu yönüm dünkü günde de öyleydi, bugünde bu böyledir…”



Kendi anlatımıyla Ayfer AYTAÇ:

“Baba tarafımdan dedelerimden biri “Isparta Tarihi”kitabının yazarı, iki dönem Isparta milletvekilliği yapmış, iki dönem Isparta belediyesi başkanlığı görevini yürütmüş Böcüzade Süleyman Sami Bey’dir. Yazarlığım ondan dolayı geçme… Gazeteciliğimse, babamın öz dayısı olan Muammer Kaylan’dan… Kendisi, Hürriyet Gazetesi’nin çok uzun yıllar Amerika temsilciliğini yapmıştır.

Yazarlığımı keşfeden isim, Isparta Cumhuriyetİlkokulu’nun değerli müdürlerinden Bekir Türk hoca olmuştur. 1964 yılında ilkokul üçüncü sınıfta okurken Akdeniz Bölgesi ilkokullar arası hikâye yarışmasında birinci olmuştum. Daha sonra defalarca kompozisyon yarışmalarında derecelerim ve ödüllerim oldu. Derken bir gün okul müdürüm Bekir Türk, bana şöyle dedi: “Kızım sen at değilsin ki, yarıştan yarışa katılasın. Boş ver yarışmaları, sen yarınlar için içinden gelenleri sürekli yaz. Gelecek neslin bugünleri senden öğrensin.”

Okul müdürüm böyle demişti, ancak ailem yazmama karşıydı. Ailem diyordu ki: “Kalemden ve kelâmdan para kazanılmaz. Sen de her Ispartalı kız gibi halı doku.”

O zamanlar Isparta’da kadının-kızın çalışması, adının bir şekilde duyulması ayıp sanıldığından, ailem gizliden yazdığım nice hikâyemi, makalemi yırtıp, yakmıştır.

Fakat kaderde olanın önüne kimse geçemiyor. Ben yılmadım, geceleri gizliden yazdığım şiir ve öykülerimi biraz yetişkin olunca (13-14 yaşlarımda) ailemden gizli, bayramlarda ellerini öptüğüm aile büyüklerimin verdiği harçlıklarımdan biriktirdiğim paraları posta parası edip, Hürriyet Gazetesi’nin Kelebek ekine ulaştırdım. Orada birkaç kez yazdıklarım yayınlanınca, her gün bu gazeteyi alan bir komşumuz, yazılarımı, adımı veşehrimi okuyunca, bana destek olacağını söyleyip, elimde müsvedde ne kadar hikâye, şiir varsa alıp Isparta’nın ilk yerel gazetesi olan Isparta Gazetesi’ne gönderdi. Ben henüz çocuk yaşta olduğumdan, ilimizdeki böyle bir gazetenin varlığından haberim yoktu. Komşumuz demişti ki bana: “Yazdıkların çok güzel, ama ulusal gazetede her zaman yer vermezler. Yerel gazetenin sahibi de beğenecek yazını ve her yazdığını yayınlayacak, görürsün.”

Bu şekil sâfiyâne bir hevesle gazeteye yazılarım gönderildi. Fakat yayınlanıp yayınlanmadığını takip edemiyordum. Aradan üç hafta geçmişti ki, gazetenin bir elemanı nüfus müdürlüğünden adresimi öğrenerek evime geldi ve beni, gazete sahibinin görmek istediğini söyledi. Ailem şiddetle karşı çıktı “Olmaz!” diye…

Lakin ben her şeye rağmen, her türlü riski göze alarak karşıma çıkan fırsatı değerlendirdim. O andan sonra geriye dönüşümde olmadı. Yaydan çıkmış ok gibi bir anda gazete ortamında buldum kendimi. Sene: 1974 baharıydı.

Önce yazar olarak başladım gazetede çalışmaya, sonra gazetenin kıdemli elemanı ve o günlerdeki TRT’nin Isparta temsilcisi, aynızamanda başta Hürriyet, Milliyet ve Cumhuriyet olmak üzere, Marmara ve Ege Bölgesinde yayınlanan tüm ulusal gazetelerin Isparta temsilcisi olan Bayramİleri, bana gazeteciliği de aşıladı… Bir müddet sonra kendisiyle evlendim. Bu evliliğimden dört evladım oldu. 13 yıl süren evliliğimiz iş arkadaşlığından farklı olunca: “Şartlarımız uyuşmadı hakim bey.” diyerek bir celse de ayrıldık. Zira her ikimizde aslında mesleğimize sevdalı olduğumuzu anlamıştık. Ayrılık sonrası ikişer yaşaralıklı çocuklarımı ben yanıma almıştım. Hem işimin yoğunluğu, hem de çocuklarımın bakımı zor olacağından; o günlerde yurt genelinde bile henüz yaygın olmayan “Özel Ana Okulunu” öncü olup açtım Isparta’ya. Maksadım hem kendi çocuklarımın, hem de giderek yaygınlaşmakta olan çalışan kadınların çocuklarının bakımına kolaylık getirmek içindi… Allah’ın izniyle bu işte de alnımın akıyla muvaffak olmuştum lakin birkaç sene sonra sevdiğim meslek olan gazetecilik ile kavuşmayı daha çok münasip bulmuş ve tercih etmiştim.”

Gazeteci ve yazar olarak Isparta ve Demokrat gazetelerinde uzun soluklu, disiplinli bir hizmet sergileyen Ayfer AYTAÇ, 1991 senesinde Isparta’ya ilk kurulan yöresel ve bölgesel televizyonda (BES TV) muhabirlik, programcılık ve televizyon müdürlüğü yapmıştır. Aynı dönemlerde yine Isparta’nın ilk radyo yayın istasyonu olan Gülistan Radyosu müdürlüğünde bulunmuştur. Fakat ağırlığıtelevizyon programcılığına vermiş; bu alanda, Isparta’ya görmediklerini, bilmediklerini sergilemiştir. Olumsuzlukların üzerine cesaretle gitmesi Ispartalıların takdirini toplamıştır. AYTAÇ’ın televizyondaki başarıları, onu, Isparta Belediyesi’nin Basın ve Halklaİlişkiler Müdireliğine getirmiştir.

Bu konumda da Ayfer AYTAÇ Isparta Belediyesi’nin kendisine imza yetkisi verilmiş olan ilk hanım yöneticisi olmuştur. AYTAÇ, uzun seneler aralıksız yaptığı yöneticilikten bazı siyasilerin dalaverelerine göz yumamadığı için kendi isteğiyle 2000 senesinin Mayıs ayında emekliliğini istemiş ve emekli olmuştur.

Emekliliğinin akabinde İstanbul’a giden Ayfer AYTAÇ, “Ay Işığı Sevgi İstiyor” isimli ilk kitabını yayınlatmıştır (2001). Bir kapkaç saldırısında basın çantasını, dolayısıyla fotoğraf makinasını çaldıran Ayfer AYTAÇ, İstanbul’a değil de, insanlarına biraz kırılarak Isparta’ya dönüşkararı almıştır. Birazda bu hadiseden mütevellit “Unut Beni İstanbul” adınıverdiği ikinci kitabını, henüz İstanbul’dan ayrılmamışken çıkartmıştır (2002).

Isparta’ya dönüşüyle birlikte “Reform” adını verdiği yerel gazeteyi yayın hayatına koymuştur. Böylelikle Isparta’nın ilk hanım gazete sahibi unvanını da elde eden Ayfer AYTAÇ, yoğun çalışmaları sırasında geçirdiği bir trafik kazası nedeniyle, kendi gazetesinin yayınını geçici olarak durdurarak; yazarlığını, evinden, yerel bazı gazetelere makale ve röportajlar yazarak devam ettirmektedir.

Ayfer AYTAÇ, vatana ve millete hayırlı olarak yetiştirdiği, dört çocuğunun annesi ve on yılda, kısa aralıklarla yayınlanmışon üç kitap sahibidir.

Çalışma hayatı süresince, gazetecilik mesleği sırasında çektiği fotoğraflarla beş şahsî fotoğraf sergisi de açan Ayfer AYTAÇ’ın, çektiği fotoğraflardan ve yazdığı yazılardan ötürü aldığı pek çok başarı ödülü bulunmaktadır. Lakin kendisi ödül için değil, geleceğe birikimlerini aktarmak için yazıya önem vermektedir.

Ayrıca Ayfer AYTAÇ Isparta ve insanlarla ilgili pek çok hatırata, sırra sahip olduğu kadar, bir kısmını sebil gibi dağıttığı genişbir fotoğraf arşivine de sahiptir. 35 sene aralıksız basının içinde var olan Ayfer AYTAÇ’ı mesleğinden koparamayan tek etken, Ispartalıların ona güven duymasıdır. Aytaç mesleğinde idealist ve ilkeli, etik anlayışı olan, “Önce insanım”diyen bir gazeteci olarak bilinmesinden dolayı Ispartalılardan hep takdir görmüştür. Peşinden gelen mesleğe meraklılar tarafından da hep kıskanılan ve taklit edilen gazeteci-yazar olmuştur.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.