Var olmak bir süreçtir. Kimimiz bu süreci dışımızda hazır buluruz. Kimimiz de kendimiz başlatırız. Aynur Erol Özbay kendi sürecini resim yapma yeteneğini keşfederek başlatan biri. Oldukça naif ve tatlı bir hikayesi var. 8 yıllık mecburi eğitimden sonra o malum sorun nedeniyle okula gitmiyor. Dışarıdan bitiriyor liseyi. Bu duruma çok üzüldüğünü ama asla boş durmadığını ve hep ürettitiğini söylüyor. Bana kalırsa çiçek gibi bir hikayesi var. Ben onu ilk olarak “Şüşko Kuş” kartpostallarıyla tanıdım. Sonra gördüm ki sadece çizip renklendirmiyor aynı zamanda ruh da katıyor eserlerine.
Hegel, sanat için “ Olmuş bir şey” der. O halde Aynur’un şimdiye kadar icra ettikleri ve edecekleri için ben de; “ Daha ne olsun! Sen büyük bir nüshasın, alemse küçük nüsha” demek istiyorum. Aynur ile hikayesini, grafik tasarımını, yıllar sonra bir de çocukla lisans eğitimi almaya nasıl karar verdiğini, renkleri fırça darbelerini ve tabii ki kadın ve anne Aynur’u konuştuk.