“Hayatı bir salıncağa benzetirdim aslında ben. Hayat gibi salıncaklar da her zaman sallantılı, bazen yüksek bazen alçak... Salıncaklara binen iki tip insan vardı benim için. Biri çok yükseğe çıkmayan, hep ayaklarının bir kısmının yere basmasını isteyen... Diğeri ise korksa bile en yükseğe çıkan, rüzgârı teninin her zerresinde hissetmek isteyen... Ben ikinci kategoride olmuştum her zaman. Her şeyi göze alır, yükseğe çıkar ve yaşadığımı hissederdim.”