Batıkan Köse

Batıkan Köse

9.6/10
37 Kişi
·
39
Okunma
·
4
Beğeni
·
70
Gösterim
Adı:
Batıkan Köse
Unvan:
Yazar
Doğum:
1955
1995 İstanbul doğumlu. Öyküleri Kitap-lık dergisinde yayımlandı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi’nde okuyor.
Aldığım memur maaşının on iki dakika içinde bitmesiyle intihar etmek üzere köprüye çıktım.
“Nereye hemşerim?” diye bağırdı gişe memuru.
“İntihar edeceğim,” dedim.
“Yasak hemşerim, ikinci köprüye gideceksin, birinci köprüde intihar etmek yasak.”
Yamalı paltom, delik ayakkabılarımla çıktım yola.
“Ağabey bana iki öykü sar.”
“Az bekle çıkar.” Elleri yana yana tezgâha öyküleri bıraktı, üstü başı mürekkepti. Elimi uzattım “Dokunma.” dedi. Yazıcıdan yeni çıkmışlar.
“Durum mu olay mı yeğenim?” dedi.
“Olay olsun.” dedim, bu ara pek durumum yok.
“Bu nasıl mani?” dedi.
“Bana mani olamazsınız,” dedim.
Fabrikanın küçülmeye gittiğini açıklayıp komik maniler yazmazsam kovulabileceğimi anlattı. “Metaforlarınız formdan düşmüş,” diye de ekledi. Geçen hafta elimi uyak motoruna kaptırıp yerine tahta bir el takıldığı düşünülürse komik maniler yazamayışım hiç de tuhaf değildi.
Santralin dışındaki hayat da beni boğuyordu. Meydansız bir şehirde insan nasıl aşık olabilirdi? Hiç tanımadığı, tanıyamayacağı yedi milyar insan içinde tutup birine bu gülüş bana özeldir diyen bir kalp haksızlık etmiş olmaz mıydı?
Batıya özenmiş bir doktorun kliniğindeydim. Halılar duvarda değil yerde, perdeler tepeden bir silindire sarılı, tablolar insansızdı. Aslan başlı maun masa üzerindeki danteli saymazsak her şey batıdandı. Batının eşyaları içinde bir doğu hastalığına tutulmuş bekliyorduk.
Tam bir güzeli öpecekken dişleri döküldü, tanrım ne oluyor diyemeden edebiyat hocası Güvenç Bey, “T’yi büyük yaz.” diyerek ensesine vurdu. Sanki üç gözü vardı da herkesi göründüğünden farklı, olmak istediği, olduğu ve olacağı halleriyle görüyordu. Ayın kaçıydı? “On sekiz.” diye bağırdı evlenmek isteyen komşu kızı. Uyanmış mıydı? Belki uyanmamışımdır diye patronu Gizem Hanım’ı öptü. “Ne oluyor Alper Bey?” Bey demeseydi aşık olacaktı, demek rüya değildi. Aklında yine eskilerden bir pişmanlık sahnesi: İlk aşkını öpeceği sırada süt dişlerinden biri ağzından fırlayıp kızın suratına yapışmıştı. “Misafir gelecek birazdan.” diye bağırdı anne, kalkıp yüzünü yıkadı. Çapak ve kirpiklerinin içinde akan hayallerini görür gibi olup annesinin lavaboya çamaşır suyu döktüğünü fark etti. Bugün düşler şahsi, gerçekler onur kırıcıydı.
“Espri alır mıydınız?”
“Yok, kullanmıyorum.”
Topladım tezgâhımı, sinemadan ağlayarak çıkanların arasına karıştım. Komikleştirecek bir hadise bulma umuduyla karıştırdım gazeteleri. Yanlışlıkla güldürdüğü seyircilerden birinin hayatına son veren palyaço Fatih’in fotoğrafına da o yağmurlu gece rastladım. Gözlerine değil kırmızı palyaço burnuna bant çekilmiş.
Kapısına yapıştırılan acente ilanlarını söküp anahtarı çevirdi. “Sanki ölü var,” diye söylenip pencereleri açarken aldı kokuyu. Bir korku doldu içine. Doğum günüm bugün, yoksa bir sürpriz mi yaptılar bana? Ne iyi ettiniz, ben bile unutmuştum deyiverecekti utangaç bir gülümsemeyle. Yüzünü şaşkınlığa hazırlayıp bekledi. Ne gerek vardı canım bu kadar hazırlığa. Gülümsemesini saklamaya çalıştı. Salonun ortasında orakla bekleyen adamı ev arkadaşı sanıp bu kokunun nereden geldiğini sordu. Çakan şimşekle aydınlandı salon. Dolaptaki tek süt masadaydı. Onca ayrıntı içinde gözüne en gereksizi takıldı. Bir şimşek daha. Yerde kendi bedenini de görünce siyahlar içindeki bu ifadesiz adamın Azrail olabileceğine kanaat getirdi. Yine de Azrail’in neden dolaptaki sütü içtiğini anlayamadı.
Büro ortamı bana göre değildi. İçinde insan olan hiçbir ortam bana göre değildi. Yıpranmış ritüellerine alışmak için oyunlarını öğrenmek gerekiyordu. Kafeteryadaki afiyetolsunculuk oyunu benim usta olduğum tek oyundu.
Yanaklara konmuş boyalı parmaklar, sevgilisine yaklaşmaya çalışan dirsekler gördüm. Karşısındakiyle beş dakika daha konuşabilmek için aktarmadan kazanacağı altmış kuruştan vazgeçen fedakâr genç adamlar da yok muydu? Vardı tabi ama ben görmedim. Enseme değen saçlarla huylandım. Kadının biri eğilmiş kulağımın içine bakıyordu. Yoksa onun perşembe alışkanlığı da kulağı kirli bir adam bulmak mıydı? Böylelerinin kulakları deliksiz olurdu.
Hiç bu kadar iyi çıkmasını beklemediğim bir kitaptı. Fuarda almıştım, hiç pişman olmadım. Gerçekten çok insana okunan öyküleri var. Yer yer Sait Faik'i bana hatırlatıyor.
Arka kapak yazısını okuyarak aldığım kitap, maalesef beklentimi karşılamadı. Muzip bir dille anlatım vaad edilen arka kapak yazısına rağmen, tebessüm dahi ettiremeyen, sıra dışı olayların yer aldığı öyküler okudum ve beğenemedim.
Hem edebi dili sağlam, hem de mizahı sağlam. Modern bir Sait Faik gibi anlatıyor öykülerini. Metropol insanının dertlerini anlatıyor. Öykü Dükkanı öyküsü edebiyatımızın en iyi öykülerinde ilk 10'a girer.
Batıkan Köse İletişim yayınlarının en genç yazarı. Genç ve usta bir yazar. Boşuna ona genç usta demiyorlar. Bu kitabı okuduğum bir eleştiri yazısı üstüne aldım.
Son zamanlarda okuduğum en etkileyici kitaptı. Önemli konuları önemsiz gibi anlatmak her yazarın yapabildiği bir şey değildir. Modern zamanın güzel öyküleri.
Üniversitemizin öykü derslerinde işlediğimiz bir yazardı Batıkan Köse. Öykü incelemesi yaparken ne kadar derin öyküler yazdığını görmüş ve şaşırmıştım. Gerçekten sağlam ve özgün bir dili var. hakkında incelemeler çıkmış bir yazar kendisi. daha çok ilgiyi hak ediyor.
Batıkan Köse yeni kitabında çağrışım zinciri tekniğini daha da ileri götürüyor. Hiç bu kadar derinliğe sahip öykü okuduğumu hatırlamıyorum. En fazla 5 sayfa süren öyküler sizi derin düşüncelere sokuyor. Aynı zamanda Batıkan ülkemizin tuhaf bürokratik olaylarını da eleştirmeden durmuyor. "Bir Memurun İntiharı" öyküsü ülkemizin muhteşem bir panaroması.
Batıkan Köse'nin ilk kitabı bana hediye gelmişti. Biraz geç de olsa okuma fırsatı buldum ve neden daha önce keşfetmedim diye pişman oldum. Türk edebiyatının genç sesi Batıkan Köse ülkemizin trajikomik olaylarını Aziz Nesin gibi işlerken yer yer modern bir Sait Faik gibi bizi öyküye bağlıyor. Sırf "Hık" adlı öyküsü için bile defalarca okunabilecek bir öykü kitabı diyebilirim. Sizi hem güldürüyor hem de hüzne boğuyor. Son dönemlerin en iyi yazarlarından biri olmaya aday.
Türk mizahının darbe aldığı son yıllarda ilaç gibi geldi. Hem edebi hem de komik. Sığ metinler yazmadan okuyucu güldürebilen bir komedi üstadı.
Bazı kitaplar sizin hayatınızı değiştirir. İşte bu da o kitaplardan. En umutsuz anımda bana arkadaş oldu. Böyle bir yazarla gerçekten tanışmak istiyorum. İnsan okur okumaz yazara koşup teşekkür etmek istiyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Batıkan Köse
Unvan:
Yazar
Doğum:
1955
1995 İstanbul doğumlu. Öyküleri Kitap-lık dergisinde yayımlandı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi’nde okuyor.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 39 okur okudu.
  • 13 okur okuyacak.