Bilim, özellikle modern dönemde sorgulanamaz ve reddedilemez bir bilgi kaynağı olarak öne sürülmüştür. Gerçekte ise, Orta Çağ'da din üzerinden sağlanan otorite, Aydınlanma sonrasında bilim eliyle gerçekleştirilmek istenmiştir.
Böylece kimi teoriler, bilimsel bir tez olarak öne sürülmüş ve bir anlamda bunlara kesin olarak inanılması istenmiştir.
Önceleri kendisini Homeros ve Hristiyan geleneğinden mülhem “çoban-kral” metaforuyla otorite olarak ortaya çıkaran dinî söylem/gelenek ve din adamları modern dönemde yerini “bilim”e terk etmiştir.
Pastoral dönemde nasıl insanlar din adamlarına samimiyet ve sadakat ile bir bağlılık ilişkisi kuruyorlarsa modern dönemde de epistemik cemaate yani akademik camiaya/bilim çevrelerine benzer unsurlarla bu bağlılığı sürdürmeleri beklenmektedir.
Modern dönemde hâkim olan paradigmanın doğal bir sonucu olarak, Hristiyan öğretinin yerine dünyayı esas alan seküler aydınlanmacı düşünce kriter alınmıştır. Nasslardan sonuç çıkarmayı esas alan “tümdengelim” yerini gözlemlerden sonuçlara ulaşan “tümevarım”a bırakmıştır.
Sayfa 106 - Milel Nihal Yayınları