Bülent Tanatar

Bülent Tanatar

ÇevirmenEditör
7.1/10
17 Kişi
·
109
Okunma
·
1
Beğeni
·
56
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
252 syf.
Kitabın kısa bir özeti şu şekilde yapılabilir: Şu oldu, bu oldu vs vs ama Stalin de az değildi! Kitabın boyuna tekrar eden leitmotivi bu. Leitmotiv bu olunca kimi değerli yorumlar da arada kaynayabiliyor.

Mandel'in Troçkist olduğunu bildiğimden, okumaya birtakım kalkanlarla giriştim. Yine de eehh dedirtti. Temel politikanı Stalin karşıtlığı üzerine kurarsan ortaya amorf, tanımlanamaz bir şey çıkıyor. He illa tanımlayacak olursak da bir çeşit kişilik bozukluğu olarak tarifleyebiliriz. Stalin sekter davranmışsa cepheci, cepheci davrandıysa sekter yaklaşımla eleştiriliyor. Yani sonsuz bir eleştiri. Sonuç olarak bu en başta kendini değersizleştirme oluyor. Aynı zamanda, farklı bir saikle Stalin'i fazlasıyla abartmak anlamına geliyor. Uluslararası devrimin başarıları koşulların ve söz konusu işçi hareketlerinin başarıları olurken, başarısızlıklar kesinlikle Stalin'in sırtına yükleniyor. Tito ile Çin ile yaşanan sorunlar sadece Stalin'in sorunu mu? Tito'nun sosyalizm anlayışı çok mu sorunsuz? Bunun gibi birçok şey. Halbuki, bu koşullanma haricinde, çokça farklı kaynaktan beslenen, yaratıcı yorumları da içeren eleştirel bir okuma. Fakat söz konusu yumuşak karın, mevcut bu önemli niteliği bir ölçüde değersizleştiriyor.
265 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Kitap, anlaşılır ve açık bir anlatımla başlıyor ancak ortalara doğru anlatılmak isteneni anlamakta zorlandım. Daha açık ve daha yalın anlatılabilecek konuları maalesef okuyarak geçtim. Bana çok karmaşık geldi. Ortak mülkiyetin var olduğu, herkesin yönetime katıldığı ilkel komünizmden, neolitik devrimle (tarım devrimi) artık (fazla) ürün elde edilmesi ve bunun başlangıçta toplumun bazı kesimlerinin çalışmadan, üretmeden yaşamalarına olanak tanıması, daha sonra ise bu kesimin (zamanla din çevreleri, askeri kesim, yargıçlar, memurlar) asıl üretici gücü yönetme hak ve görevlerinden dışlamaları güzel açıklanmış. Toplumsal eşitsizlikler de burada başlıyor. Başlangıç bölümlerindeki düşüncelerin tadı damağımda kaldı diyebilirim. Yazarın daha iyi açıklama ve anlatma potansiyeli olduğunu düşünüyorum ancak niyeyse bu sonraki bölümlerde gerçekleşmemiş diye düşünüyorum. Belki diğer kaynaklardan konuya iyice aşinalık kazanıldıktan sonra kitabı tekrar okumak bir fayda sağlayabilir.
265 syf.
·4 günde·4/10 puan
öncelikle kitap "marksizm" ideolojisine giriş kitabı değil. dünya tarihi ve olaylarına marksist bakış açısı ile bakıyor. ne marksizmi hakkını vererek analiz ediyor, ne de dünya meselelerini.

ernest mandel saygın bir marksist. aynı zamanda troçkist ve antistalinist. bu görüş kitaba da yansımış. stalin'i karşı-devrimci olarak lanse etmesi üzücü bir tahlil. kendi saygınlığına da gölge düşürüyor.

kitabın girişi kötü. uzunca bir süre "bu konuları neden işliyoruz" oluyorsunuz.

belki en can alıcı konulardan biri "sürü yaşantısından yerleşik yaşama ve sınıflı kent-devletlere nasıl geçildi" konusu iyi işlenmemiş. "madem bu konuları işlemeyecektin, neden bizi taa dünyanın en başından başlattın?" diye insanın aklına geliyor.

çiftçi-zanaatkar uzmanlaşmasının, meta üretiminin ve mübadelesinin 10-12bin yıl önce başladığını söylüyor ki, burada yazım yanlışı falan olmalı. bölgedeki en eski yerleşimler Çatalhöyük, Jericho bile 10-8byö gider, ki bunlar çiftçi köyleridir, sınıf ve meta üretimi yoktur. yani bu tespiti garip olmuş. herhalde yanlış yazdılar. uzmanlaşma, mübadelenin MÖ3binde başladığını söyleyebiliriz. arada muazzam bir fark var.

kitap bir süre güzel, öğretici giderken; Stalin ve IV. Enternasyonal konularına girince propaganda başlıyor. bu bölümleri sevmedim.

kitabın sonu da sıkıcı. sonlara doğru yabancılaşma, diyalektik, tarihsel materyalizm konularına giriyor. bunları kötü işlediğini söyleyebilirim. ayrıca bu temel konuların kitabın sonunda işlenmesi de doğru değil. kopuk olmuş.

genel olarak marksizmin kötü işlendiğini söyleyebilirim.
126 syf.
·10 günde·Puan vermedi
marksist yasalarla kapitalizmi açıklayan bir kitap. genel olarak marks'ın emek-değer teorisi üzerinde duruluyor. metaların mübadele sisteminin nasıl gerçekleşeceğini, marks'ın sabit ve değişken maaliyetin basıl bir ekonomi dalga oluçturacağını anlatan bir kitap. son sayfalarında sscb dönemi anlatılıyor. staline fazlasıyla laf sokan bir troçki sevdalısı..

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 109 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 159 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.