"Sen biz zaman bana söylediydin; Türk çadırı kasnaklı olurmuş.
Peki bu kıl çadırları kim verdi bize?
Biz eski memleketimizde koyun beslermişiz.
Bu geçileri hangi ara önümüze kattılar?
Atlarımız varmış!
Bu develere yükümüzü çözeli kaç asır oldu?
Demek ki biz zaten biz olmaktan çıkmışız.
Bundan sonra ahvalımızı soracak olursan sana şunu derim, 'Akan suyu yukarı döndüremezsin.'
Biz şimdi Seyhan'a kapılmış çebiçler gibiyiz.
Meleye meleye denize sürükleniyoruz.
Seyhan ovaya düşüp de akmaktan yorulduğunda, bakalım ölümüzü hangi bataklıkta bulutlar..."