“Nabzımın attığı bir yazar vardı; Ahmet Taş…”
Satırlarında sakladığı yalnızlığı, kelimelerinde yankılanan bir yüreği vardı onun.
Şiiri sadece yazmaz, yaşatırdı.
Kimi zaman geceyi yırtan bir kalem sesiyle bulurdum onu; sessizliğe gömülmüş bir şehirde, yalnızlığın sesini en iyi anlayan birkaç satırda yaşardı. Kelimeleri bir ağıt gibi dökülürken kâğıda, her harfiyle ruhuma dokunur, beni benden söküp çıkarırdı.
Bazen bir mısrasında çocukluğumu, bazen bir noktada en büyük kaybımı bulurdum.
Hiç tanımamıştım onu yüz yüze,
ama her cümlesiyle biraz daha tanıdım kendimi.
Ahmet Taş…
Dünyanın unuttuğu yerlerden birinde, hatırlanmayı değil, hissedilmeyi seçmişti.
Ben onu unutmadım. Çünkü unuttuklarım arasında kendimi de bırakmak istemedim.
Sayfa 95 - Kadınlar üzerine yazılmış