Catherine Lowell

Catherine Lowell

Yazar
7.5/10
49 Kişi
·
84
Okunma
·
1
Beğeni
·
259
Gösterim
Bugünün dünyasında Virginia Woolf'un en büyük feminist hayallerinden biri gerçekleşmişti. Bir kadın olarak kendime ait bir odadaydım.
Dünya artık bana "İstersen yaz, benim için fark etmez" diyordu.
Garson geri döndü ve önümüze iki tabak fırlattı. İki tabakta da kendi yağında boğularak trajik bir şekilde ölmüşe benzeyen birer balık uzanıyordu.
"Sanırım bir yerlerde kaybolmaya ihtiyacım vardı ve aklıma bir kitabın sayfaları arasında kaybolmaktan daha iyi bir seçenek gelmemişti."
Okumak insana cesareti öğretir. Yazar insanı sahte bir şeyin gerçek olduğuna ikna etmeye çalışır. Bu tuhaf bir istektir ve okuyucunun aklını sorgular. Yazara inanmaya ne kadar hazır olduğumuz, balıklama atlamaya ne kadar hevesli olduğumuza bağlıdır.
Çekilin, çekilin bir dakika, bi' dakika izin verin banaa!
Şu yorumu yapabilmek için çok bekledim, inanın çok bekledim.
Zira öfkem yeni yeni geçiyor.
Elim puanlamada, ne kadar düşük versem, nasıl adil olurum, boşver adil olmayı düşüncelerine esir düştü.
Ama artık bunu yapmam gerekiyor.
Bir Bronté sever, özele indirgeyelim, Bir Charlotte Bronté hayranı, daha özele inelim, bir Jane Eyre koleksiyoneri olarak söylemem lazım gelen şeyler var.
Şimdi, kusuruma bakmayınız o nedenle, öyle çok objektif bir yorum sizleri beklemiyor.
İngiliz Edebiyatının rüştünü ispat etmiş yazarları için, pek sevgili site kullanıcısı arkadaşım, bazı teoriler var. Fark ettin değil mi, evet, teori dedim zira kanıtlar mevcut değil. Hani şey gibi, Sherlock Holmes var ya, evet biricik dedektifimiz, Dr. Watson kadındır diye teoriler var mesela. Teori ama işte. Ve benim izlenimlerim şu yönde ki, nasıl ki bazı diziler için çılgınca teoriler üretiliyorsa, bazı kesimler bunları gerçek hayata geçirmeyi seviyor. Ve fütursuzca bu teorileri salçalı ekmekle çocuğu sokağa salmak gibi salıveriyorlar meydanlara.
Ama bi dakika, durun.
bu iddiaları gerçek olarak kabul edip çok açık şekilde suçlayıcı cümleler kurmak nedir?
Hadsizliktir kusura bakmayın.
Prim kazanmak için bir şeyleri mal etmektir.
Ve bunu yaparken bir tutarlılığınız olsun bari, laf ettiğiniz kişinin konusunu, hayatını, cümlelerini ve hatta kelimelerini taklit etmeyiniz.
Evet sayın Lowell tam olarak bunları yapıyor tüm kitap boyunca. Belli iddiaları gerçek olduğuna yemin ederek tabiri caizse, söylüyor söylüyor söylüyor. Sonra duruyor, ve itham ettiği kişinin elinde ne var ne yok alıyor.
Bari güzel yap.
Harcanmış.
Teoriler üzerine gidecek olursam kenardan biraz da.
İnanmıyorum.
(askldhaksjd)
Şimdi benim bunu söylemem çok adil değil belki ama durun açıklamalarım var.
- Burası kitabın içeriğine ilişkin sürpriz ayrıntılarla dolmaya başlayacak. -
Şimdi, biz Bronté kitaplarının hepsinde şunu görüyoruz, yazmıştım bunu başka bir incelemede. Yazarlar ne ise kitaplarda o. Emily için de bu geçerli, Charlotte için de Anne için de. Mesela en çok eser veren Charlotte için ele alalım, ana karakter hep Charlotte'nin bir ikizi gibidir. Çok ufak farklılıklar vardır. Kitapların anlattığı şeyler çok çok bağımsızlaşmaz. Shirley en ciddi romanıdır ve edebi anlamda doruk sayılır. Keza Villette için de aynısı geçerli. Edebi olarak şaheserlerdir. Jane Eyre ise duygusal olarak liderliği kimselere kaptırmaz. Ve bunların aynı elden çıktığı barizdir. Sizde gelişimi görebilirsiniz.
Bir Anne hakkında konuşalım. Erken yaşta, pek bir şey yaşayamadan yitip giden utangaç arkadaşımız. Agnes Grey, Anne Bronte'dir demiştim daha evvel. Sahiden öyledir ama bakınız, mürebbiyelikten edindiği deneyimleri Anne öyle ayrıntılı anlatır ki aslında tüm kitap bundan ibarettir. Ama aşka gelince hiç bir duyguyu hissedemezsiniz. Yalnızca şiirler tutkuludur. Buradan şu çıkarımı yapabiliriz. Anne mürebbiyelik yaparken birisine aşık oldu sahiden ve bunu derinden hissetti, bu neden le aşkı anlatırken öyle tutkulu şiirler yazdı ama konu aşkı yaşamaya gelince hiç bir şey bilmiyordu ki, ne yazabilir!
Ne gibi geldi bana, biliyor musunuz?
Yazar, Anne gibi bir dönem geçirmiş olabilir.
Çünkü Anne sahiden birşeyler yaşayamadan yitip gitti.
Sayın Lowell kendini çok gördü, hırslandı. Sadece o değil, hırs bir zehir gibidir. Kibir. Charlotte nasıl daha uzun yaşar, kitaplar yazar ve bakın altını çiziyorum, mutlu bir evlilik yapar denilerek bu teoriler çıkarıldı.
Charlotte torpilli miydi diye kendinizi mi yiyorsunuz ne yapıyorsunuz ey ahali?
Neysem işte, Sayın Lowell yazmışsın yazmasına ama gitmişsin açıkça hırsız dediğin kadının kelimelerini, cümlelerini, hikayelerini sende yazmışsın.
Ay bu da belki bir ironidir.
Belki sahiden de ben bir şeyleri fark edememişimdir.
Aslında daha aklımda yazacak tonla şey vardı ama elim ayağım titriyo aklşsjdaskld
Aklıma geldikçe altına gelip ekleme yapmakta bir seçenek.
O nedenle burada kesiyorum sevgili site.
Puanı da düşüreceğim, için rahat etmiyor orada öyle görünce.
Hürmetler,,,
Yazma yeteneğini aileden gelen Samantha,ataları gibi yazar olan babasının izinden gider ve edebiyat okumaya başlar. Kendisi Bronte kardeşlerin yaşayan son akrabasıdır ve ona bir miras kaldığını düşünülmektedir. Babasının kitabı kapısına konur. Bu noktadan sonra o da mirasa inanır ve onu aramaya başlar. Olaylar hiç beklenmedik bir gidişat alır.
Kitabın başlarında durağan bir anlatım var ve biraz karışık açıklamalara girişilmiş. Ancak ilerledikçe konu çok merak uyandırıcı. Edebiyatı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ben özellikle öğretmen ve öğrencinin karşılıklı atışmalarına bayıldım. Gözü kapalı bir şekilde edebiyatseverlere tavsiye edebilirim. Ama öncesinde mutlaka bronte kardeşlerin kitaplarına bir göz atın.
Kitap ilk başlarda çok eğlenceliydi fakat daha sonra konular bana sündürülmüş gibi geldi. Ortalarında beni çok sıktı. Bazı yorumlarda muazzam edebiyat yapıldığı edebiyat severlerin okuması gerektiği yazıyor. Sanırım edebiyattan anlamıyorum. Ama hocasıyla olan o atışmaları sevmiştim,kitaptaki kendini beğenmiş insanlara bir zaafım olabilir... Aynı zamanda bazı konuları işleyişini de beğendim,hoşuma gitmedi değil. Ama dediğim gibi bana hitap eden bir kitap olmadığı için sıkıldım ve sündürülmüş gibi geldi ve bu beni yordu. Onun dışında o şiirler, maceralar, hocayla kısa tartışmalar hoştu bana göre. Ama çok tavsiye ettiğimi söyleyemem.
Tarihteki tüm hikâyeler, içinde bizim için değerli olan bir hazine saklar ve onu okuyan kişide asla silemeyeceği derin bir iz bırakırlar. Babasını trajik bir şekilde kaybeden, ünlü Brontë Kardeşlerin yaşayan son akrabası Samantha Whipple da işte böyle bir hikâyenin peşindeydi. Edebiyat tarihindeki en ünlü kadınlardan üçüyle akraba olduğundan herkes, Samantha'ya gizli ve muazzam bir miras kaldığına inanıyordu. Fakat Samantha, tüm hayatını kitaplara ve edebiyata adayan tatlı kaçık babasının, büyük bir hazine falan saklamadığından emindi. Onun tek istediği, babasının hatıralarını sonsuza dek yaşatacak olan bir hikâye yazabilmekti. Babasının son isteğini yerine getirmek üzere Oxford Üniversitesi'ne gittiğindeyse her şey bir anda değişti. 
Samantha babasının son isteğini yerine getirmek için Oxford Üniversitesine gider. Babasına ait kitaplar, notlar gizemli bir şekilde kapısında belirir. Artık edebi eserlerle dolu aile sırlarını çözmesi gerektiğini anlar. Bronti yazarlari ile birlikte içiçe geçen farklı bir kitap. Ara ara sıkıcı ama garip bir şekilde okumayı birakamadigim bir hikaye.
Tarihteki tüm hikayeler, içinde bizim için değerli olan bir hazine saklar ve onu okuyan kişide asla silemeyeceği derin bir iz bırakırlar... Babasını trajik bir şekilde kaybeden, ünlü Bronte Kardeşlerin yaşayan son akrabası Samantha Whipple da işte böyle bir hikayenin peşindeydi. Edebiyat tarihindeki en ünlü kadınlardan üçüyle akraba olduğundan herkes, Samantha' ya gizli ve muazzam bir miras kaldığına inanıyordu. Fakat Samantha, tüm hayatını kitaplara ve edebiyata adayan tatlı kaçık babasının, büyük bir hazine falan saklamadığından emindi. Onun tek istediği, babasının hatıralarını sonsuza dek yaşatacak olan bir hikaye yazabilmekti. Babasının son isteğini yerine getirmek üzere Oxford Üniversitesi'ne gittiğindeyse her şey bir anda değişti. Babasına ait kayıp kitaplar ve el yazısıyla yazılmış notlar, gizemli bir şekilde kapısında belirmeye başlamıştı. Samantha artık, kibirli profesörü Orville'in de yardımlarıyla aile sırlarıyla dolu bu edebi bulmacayı çözmek zorundaydı. Uğultulu Tepeler, Jane Eyre ve daha birçok edebi başyapıtın izinde soluk soluğa okuyacağınız bir macera... Catherine Lowell'ın usta kaleminde hayat bulan Üst Kattaki Deli Kadın, sizi gizemli ve edebiyat kokan satırlarda, unutulmaz bir gezintiye çıkmaya davet ediyor. Keyifli okumalar
Kitap bana hitap etmiyormuş. Bazi yerler uzatilarak anlatim.Ne kadar kaldi bitmesine diye bakmaktan okuyamadim acikcasi. Hiç sevmedigimi yapip yarim biraktim..
Oldukca guzel degisik ilginc bir eser. Bronte kardeslerin köklerinden gelen bir profösörle kizinin kardesler hakkinda yaptiklari incelemeler biraz kurgusal ve eglenceli ve oldukca iyi bir sekilde anlatilmis. Cok guzel cumleler vardi alinti yapmis zaten bir kac okuyucu secimleri isabetli olmus.

Yazarın biyografisi

Adı:
Catherine Lowell
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 84 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 51 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.