İstanbul'un günden güne artan düşkünlüğü, memleket inzibatında anarşi, İstanbul'un azınlıkların taşkınlıkları, Damat Ferit Kabinesi'nin çeşitli ihanetleri, divan-ı harplerin zulümleri , vatanseverlerin, aydınların Malta'ya sürülmeleri, yer yer işgaller halkta müdafaa fikrini kuvvetlendiriyordu. Cemiyet de elindeki her vasıta ile bu fikirleri her gün biraz daha ateşliyordu. O günlerde Türkiye bilhassa Doğu vilayetleri bir ölüm kalım meselesi karşısında bulunuyordu. Erzurum topun ağzında idi. Halk bu durumu çok iyi anlıyor ve her gün cemiyete bir parça daha sarılıyor ve bu teşkilata umut bağlıyordu.