Christopher Golden

Christopher Golden

6.8/10
19 Kişi
·
33
Okunma
·
3
Beğeni
·
453
Gösterim
Adı:
Christopher Golden
Unvan:
Yazar
Doğum:
15 Temmuz 1967
''Farkındasın, değil mi? Titanik batarken çalmaya devam eden grup gibisin.Hayalini yaşamak için elinden geleni yapıyorsun ama o bir dakikasını bile ayırıp senin hayallerine ne olduğunu düşünmüyor.''
"Belki de bilmemek daha iyidir," diye düşündü pencereden ayın etrafındaki bulanık haleye bakarken. "En azından hâlâ umut var."
Ticari helikopterlerin dağa bu kadar yakın uçmaları bile yasaktı. Tırmanmadan Ağrı'nın zirvesine çıkmanın tek yolu Türk Ordu'suna otostop çekmekti.
Raflarda, kitap alışveriş sitelerinde ve daha birçok yerde karşıma çıktı Ağrı Dağı. Bir de tabi ki İthaki Yayınları okumaya hız verince, görmemek mümkün değildi. Kısa bir tereddüt sonrası kitaptan bir bölümü okuyarak karar verdim edinmeye.

Birçok yazardan önerilerle hazırlanan arka kapak, ve ön kapak tasarımı yine ilgi çekiciydi. Bence İthaki bu işi biliyor. Bastıkları kitapları elime aldığım an mutluluk kaplıyor içimi çünkü :)

Merak uyandırıcı bir konusu var Ağrı Dağı'nın. Zaten kitabın orjinal ismi "Ararat" Ermeni kültüründe, Yaradılış kitabında Nuh'un gemisinin karaya oturduğu dağdır Ararat. ("Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu" Yaradılış 8:4) Birçok araştırmacı da bu inanç doğrultusunda yaklaşık 200 yıldır bu konu üzerine çalışmalar yapıyor. Şu an için en taze olan bilgi Aralık 2017'ye ait. ABD merkezli birkaç araştırmacı gemi kalıntılarının Ağrı Dağı çevresinde olduğunu savunup, Türkiye'ye gelme planlarına hız kazandırdılar. E hâl böyleyken elimdeki kitabı daha çok merakla okudum.

Gelelim kitap konu ve yorumuma; konu yukarda da bahsettiğim gibi Nuh'un gemisi. "Kasım ayının son sabahında saat sekizi henüz geçmişken dağ sallanmaya başladı." Ağrı Dağı'nın zirvesine yapılan tırmanışta, dağda birden deprem başlar. Ve bu deprem, bir mağarayı ortaya çıkarır. Adam ve Meryem hem mağarayı görmeyi hem de yeni yazacakları kitapları için bu maceraya atılmayı çoktan göze almışlardır. Belki de dağda gerçekten Nuh'un Gemisi ile karşılaşacaklardır, kim bilir?

İşte böyle başlıyor ilk iki bölüm. Okumak isteyenlere de buraya bırakıyorum ilk bölüm linkini. ( http://www.ithaki.com.tr/urun/agri-dagi/ )
Gelelim benim yorumuma; ilk 100 sayfa aktı gitti demeliyim. Çok ilginç, merak uyandırıcı ve heyecanlı bir başlangıçla başbaşa bırakıyor okuyucuyu bu sayfalarda Golden. Sonra konu ilerlemeye ve her şey yerli yerine oturmaya başlıyor. Bir yerden sonra (bence 200'lere yaklaştıkça) olaylar tekrara düşüyor. Ancak yine de okumaktan alamıyorsunuz kendinizi. Çünkü bu kez ne olacağını bilmek istiyorsunuz. Gerilim var mı, evet çok az. Ama geriliyor muyuz, hayır. Daha iyilerini okumuş olmanın etkisi olmalı. Ancak konu güzel, anlatım akıcı ve birkaç kelime dışında yanlış yok kitapta. Benim gibi merak edenlere tavsiyemdir :)
Nereden gözüme çarptı, nasıl ilgimi çekti ben de anlayamadım, aniden oldu. Bir ara kitap satış sitesinde gezerken ismi dikkatimi çekti ve değerlendirmeye aldım. Ağrı Dağı, Türk hükümeti, yabancı yazar, bir de korku-gerilim olunca hemen satın aldım. Evet polisiye olsun, korku olsun bu türlerde yabancı yazarların, ülkemizle ilgili yaptıkları kurgular çok azdır. Bu da kitabı okumam için en büyük etkendi.

Yıllar önce hatırlayacağımız üzere, Nuh Peygambere, Allah tarafından bir uyarı adı altında ibretlik bir olayın vuku bulunacağı vahiy edilmiştir. Bunun üzerine Nuh aleyhisselam, bir avuç insan ve hayvanlardan birer çift olmak üzere, yaptığı gemisine tüm canlıları toparlamıştır. Ve büyük tufan tez vakitte gerçekleşip, tüm yeryüzü sular altında kalmıştır. Ve sadece Nuh'un gemisi ayakta kalmıştır. Olaydan sonra da geminin son hali Ağrı Dağı'nda, yerden yüzlerce metre yükselikte çakılı kalmıştır. Evet biz böyle biliyoruz tarihteki bu olayı. Ve günümüzde de bunun üzerine çalışmalar da vardır. Yazarımız da bu olaydan esinlenerek bir eser meydana getiriyor.

Abd ve diğer ülkelerden birkaç araştırmacı ve gözlemci, Türk Hükümeti'nin gözetiminde ve yine hükümetin tedarik ettiği rehberlerle birlikte Ağrı Dağı'na tırmanır. Gemiyi bulmak isteyen araştırmacılar esrarengiz olaylarla karşılaşır. Ve geçmişin laneti üzerlerine siner adeta. Korku ve çaresizlik dağın her tarafını kaplar.

İlk başlarda güzel bir giriş yaptım. Ortalarda da epey güzel geçti. Kurgu değişik olunca ve ülkemiz üzerinden servis edilince haylice memnun oldum. Korku vardı elbet ama beni pek tatmin etmedi. Özellikle son zamanlarda aynı olaylar devamlı süregeldi. Bu da beni sıktı. Spoiler olmaması adına, okuyunca anlaşılacaktır ne demek istediğim. Aslında bu kurguyu, korku- gerilim değil de, aksiyon-macera üzerine sunsaydı, daha güzel şeyler meydana gelebilirdi. Yine de ben beğendim. Yazarın öbür eserlerini okumamam için hiçbir sebep yok. Çünkü güzel eserleri de olabilir. Saygılar...
Bana Stephen King dışında korku edebiyatı sevdirebilen bir yazarla daha karşılaşmadım. Ağrı Dağı, Christopher Golden'ın ilk okuduğum ve büyük bir ihtimalle de son okuyacağım romanı.

Romanın konusunun ülkemiz toprakları üzerinde geçmesi bir okuyucu olarak beni heyecanlandırırken, yazarın Türkiye ya da Türkler hakkında bilgi sahibi olmadığını görmek bir o kadar da sizi soğutuyor. Sadece bir Türk-Kürt ayrımını öğrenmiş, Allah’tan ona da çok değinmemiş. Roman tür olarak korku üzerine kurulu olsa da arkeolojiden yoksun olması yazarın en büyük eksikliği. Bu da okuyucuda gerçeklik algısının oluşmasını engelliyor. Korku ve gerilim yaratma konusunda da çok eksik kalmış. Diyaloglar felaket ötesi basit. Açıkçası verdiğim paraya çok acıdım. Yine de okumak isterseniz benimle irtibata geçin, ücretsiz veririm kitabı.
Merhabalar ,büyük ümitlerle başladığım ve çok ilginç geleceğini umduğum bir kitaptı Ağrı Dağı.Fakat dağ fare doğurdu diyebilirim:).Kitap bir polisye değil korku gerilim kitabıdır. Türkiye de geçtiği ve mekan Ağrı Dağı olduğu için okurken ayrı bir keyif veriyor.Ayrıca okunabilir bir kitap ve tempo zaman zaman düşse de fazlaca bir durağanlık yok.Eleştirebileceğim noktaya gelince bana göre hikayenin örgüsü ve finale giden yolu çok iyi örülmemiş ve sanki aceleye gelmiş gibi.Bunlar tabii ki benim naçizane fikirlerim.Kitabı büyük beklentiniz olmadan alıp,ortalama bir gerilim - korku filmi izlermiş gibi okursanız daha çok keyif alabilirsiniz.Herkese iyi okumalar.
Gece 1.00 civarı televizyonun başına geçip bir flim izlemek için kanalları dolaşırsınız da karşınıza saçma sapan seytan flimleri çıkar ya,işte elinizdeki kitap o mihvalde bir kitap.Baştan sona sacma sapan.Be mubarek bu kadar saçma sapan bir konuya ne diye güzelim Ağrı Dağı'nı ve Nuh'un gemisini karıştırdın.Ben cok daha nitelikli bir roman beklemistim hayal kırıklıği yaşadım.Ayrıca dil tökezliyor.Uslup akıcılıktan uzak.Boşa zaman geçirmek ısteyenler okuyabilir.
Bir grup insan ağrı dağına çıkmaya ve orda Nuhun gemisini bulmayı kafalarına sokarlar.ve ağrı dağına tırmanırlar. Orda bir yaratığın Cesetini bulurlar ve bu cesedi incelemeye karar verirler. günden güne, Ceseti iyice inceleyip parçalara ayırırlar. fakat birşeyi unuturlar. artık yaratığı gün ışığına çıkarmışlardır.yaratık tek tek onların bedenlerine girip onlara zarar vermektedir.peki bu yaratıktan nasıl kurtulacaklardır? Cevabı çok basit; bu kitabı okuyarak. hem güzel bir macera hemde heyecan dolu bir okuma keyfi sizleri bekliyor tavsiye ederim.
Nuh Tufanı mitolojisi üzerine kurulu bir kurgu diye aldım fakat gulyabani kitabı çıktı. Ağrı dağında oluşan bir depremin etkisiyle ortaya bir mağara ve bu mağarada Nuh'un gemisi oldugu tahmin edilen bir yapı ortaya çıkar. Evlilik hazırlıkları yapan Meryem ve nişanlısı Adam (başka ad bulamamışlarmı acaba) bu heyecan verici keşif için ekipleriyle birlikte Ağrı dağına tırmanırlar ve olaylar gelişir.
Eksi tarafları hemen yazayım; dialoglar Google Translate gibi, buda biraz kitaptan sogutucu bir etken oluyor ister istemez. Ayrıca konusu çook ünlü bir korku filminden aynen kopyala/yapıştır, sadece mekan ve tema değişik. Artı tarafları ise; bazı bölümlerin cidden çarpıcı olması ve dağcılık ile ilgili ögretici kısımlar diyebilirim. Okuduguma pişman degilim, muhtemelen sizde olmazsınız fakat orjinallik arayanlar için dogru seçim olmayabilir. On üzerinden altı
Ben ne okudum oldum resmen (iyi anlamda :D ).
Başta Gerilim olmasından dolayı biraz ön yargılı olsam da gerilim ve korku ögeleri bence o kadar fazla değildi. Benim için tadında ve yerinde bir gerilimi vardı.
Kitaba başlar başlamaz konu sizi içine çekiyor. Türkiye'de geçmesi bildik bir yer olması da bir avantaj bence.
Kitabı okurken olayların gidişatını sizi içine çekiyor. Merak ve bundan sonra ne olacak beklentilerinden kitabı bırakamıyorsunuz. Sonlara doğru biraz saçma gelse de olayın nasıl sone ereceği merakı kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Gerilim ve korku sevenlerin bir şans verebileceği bir kitap.
Başlarda çok sarmadı, sonlara doğru kitaba kapılarak okudum. Asıl olay kitabın yarısından sonra başlıyor bence. Okurken korktuğumu söyleyemem. Bu arada birden çok karakterin hayatlarının birbirine bağlı olarak anlatılması kitaba ilk başlandığı zamanlarda biraz kafa karıştırıyor. Bu kimdi diye düşünüp önceki sayfalardan karakterin adını aramışlığım var. Son 100 sayfayı iyiden iyiye heyecan ve merak bastı, kitabın sonu da beni memnun etti.

Yazarın biyografisi

Adı:
Christopher Golden
Unvan:
Yazar
Doğum:
15 Temmuz 1967

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 33 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 55 okur okuyacak.