Coşkun Aral

Coşkun Aral

Yazar
10.0/10
3 Kişi
·
6
Okunma
·
2
Beğeni
·
607
Gösterim
Adı:
Coşkun Aral
Unvan:
Belgesel Film Yapımcısı
Doğum:
Siirt, 1 Mayıs 1956
1 Mayıs 1956’da Siirt’te doğdu. Sırasıyla 14 Eylül İlkokulu, Oruç Gazi Ortaokulu ve Mecidiyeköy Lisesi’nde eğitimini tamamladı. Basın fotoğrafçılığı mesleğine 1974 yılında Günaydın ve Gün gazetelerinde başladı. 1976 yılında Ekonomi ve Politika gazetesinde devam etti.

1977 yılı, kanlı 1 Mayıs olaylarında çektiği fotoğraflarla ilk kez Sipa Press Ajansı yoluyla adını dünya basınında duyurdu. Bu olaya ilişkin fotoğraflarıyla Time, Newsweek dergilerinde yer aldı. Bunu izleyen yıllarda Sipa Ajansı’nın Türkiye muhabirliğini üstlendi. Bu arada Türk basınında da Türk Haberler Ajansı, Milliyet, Hürriyet gazeteleriyle serbest olarak çalıştı.

1980 yılında ilk defa Sipa Press Ajansı adına Türkiye dışında görev aldı. Polonya’da ünlü Gdansk Grevi, İran, Irak olaylarına ilişkin çalışmalarıyla uluslararası platformda adını duyurmaya başladı. 1980, 12 Eylül darbesini daha önce yaptığı arşiv çalışmalarıyla ünlü Newsweek, L’Express dergilerinin kapaklarında ve yüzlerce uluslararası dergi sayfalarında yansıttı.

14 Ekim 1980 günü kaçırılan bir uçaktan dünyada ilk kez hava korsanlarıyla bir röportaj gerçekleştirerek, Türk ve dünya basınında adından söz ettirdi. Aynı olayla Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerinde ödüller aldı. 1980 yılından itibaren sürekli olarak Lübnan, İran, Irak, Afganistan, Kuzey İrlanda, Çad ve Uzakdoğu’da meydana gelen savaşları görüntüledi. Time, Newsweek, Paris-Match, Stern, Epoca gibi dergiler adına fotoğrafçı olarak mesleğine devam ediyor.

1986 yılında fotoğrafa ilaveten Türkiye’de 32. Gün adına başlattığı savaş TV muhabirliğini asıl mesleği ile birlikte sürdürmektedir. Yapım ve yönetimini üstlendiği Haberci programı Türkiye’nin yanı sıra uluslararası TV kanallarında da yayınlanmaktadır. Coşkun Aral, Türkiye’nin ilk bilgi ve belge kanalı İZ TV’nin genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 2006 yılında Avrupa’da verilen Hot Bird TV Ödülleri’nden bir mansiyonla dönen İZ TV, 2007’de belgesel dalında Hot Bird TV Ödülüne layık görüldü. İZ, 2009 yılında da Hotbird TV Ödülleri’nden mansiyon aldı. Coşkun Aral dünyanın değişik bölgelerinde bağımsız belgeseller çekmeye devam ediyor.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Her Yer TAKSİM, Her Yer DİRENİŞ! Sloganı ile önce Türkiye’nin dört bir köşesine, Daha sonra Dünyanın her bir köşesine ulaştı..! ve bu haklı Direniş dünyada yankı uyandırdı.. #occupygezi etiketi, uzun süre Twitter gündemine ortak oldu. Ve Türkiye de uzun süredir yaşanmamış bir birleşme yaşandı!

Gezi Parkı Direnişinin 5.Yılı Kutlu Olsun…! AVM yapacaklardı, Parkı Yenilediler.. Şimdi Bu öyküye Kulak verin…! Gezi Parkı’nı yad ediyoruz.. O günlere dönüyor, Direnişin nasıl başladığına, neler olduğuna ve nasıl bittiğine hep birlikte göz atıyoruz.. Haydi başlayalım!

Kısaca Nasıl başladı?
27 Mayıs’ta başladı aslında her şey. Taksim Yayalaştırma Projesi kapmasında birkaç ağaç yerinden söküldü ve taşındı. Sonra Taksim Dayanışma grubu eyleme başladı ve çadır kurup, gezi parkında sabahladı.
28 Mayıs’ta bir milletvekili gezi parkına geldi ve dozerlerin önüne geçti. Yıkım durdu. Polis Müdahalesi geldi.. Kırmızılı Kadın Fotoğrafı bu tarihte anlam buldu… Direnişin İlk Simgesiydi https://ibb.co/eC2Z3J
29 Mayıs Polis yine eylemcilere müdahale etti. Çadırlar yakıldı. Tepki artıyordu…
30 Mayıs günü sabaha doğru sert bir müdahale geldi. O zamanlar eyleme destek sayısı çok değil. Bugünden sonra tepki daha da artacaktı…
31 Mayıs İşte şimdi her şey değişmeye başladı. Direniş Vücut buldu ve büyük illerde yayılmaya başladı. Her akşam direniş için halk sokağa çıkmaya başladı.
1 Haziran ‘da iş değişti… Kadıköy’den Taksim’e yürüyüş başladı. Boğaz köprüsü yürüyerek geçildi. İstiklal Caddesi’ne gelmeden, Beşiktaş’ta müdahale başladı… Yalnız Direniş tüm gücüyle bütünleşti ve birleşti. İşte şimdi Gerçekten Direnme Zamanıydı..!
Biberine Gazına, Copuna Sopasına.. Eyvallah!!!!

Kısa bir hatırlatma sonunda genel görüşlerimi paylaşacağım. Öncelikle kitap içeriğinde bu bilgiler ve daha fazlası bulunuyor. Gazetecilerin çekmiş olduğu, tabi ki yalaka basında çıkmayan görüntüler ve duvar yazılarına ulaşabiliyorsunuz. Tekrar tekrar bakıp, o günler de yaşananları hafızama taşıyorum. İyi niyetli başlayan gösterilerin sonunda maalesef ölümler yaşandı… Hepsine değineceğim…

Öncelikle şunu belirteyim ki, Anayasal haklarımız gereği, izin almadan toplanıp tabi ki görüşlerimizi bildirmek için toplanabiliriz. Bu bizim anayasal haklarımızdan sadece biri. Biz saksı mıyız efendim, her dediğinize evet diyelim..! Demedik işte, Diktirtmedik Oraya AVM falan…

Eylemler esnasında kendilerini dev aynasında görenler, aslında sandıkları gibi olmadıklarını anladılar... Toplanan halka takmadıkları ad, söylemedikleri laf kalmadı… Şiddet göstermelerine rağmen, güvenlik güçlerinden kat be kat fazla olan gruplar kesinlikle Devleti’nin polisine zarar verecek bir eylemde bulunmadı.. Bizler oradaydık.. Canlı şahitleriyiz.. Yalan yazan basın bugünde yazıyor… Gezi Eylemlerini yayınlaması gereken büyük medya organları, TV'de PENGUEN belgeseli yayınlıyordu. Genç nüfusun mizah yaklaşımı, yüksek oranda her yerde vücut buldu. Hem sosyal medya hem de sokaklar, pankartlar bu orantısız zeka ile cevap veriyordu…! Şiddete Karşılık = Orantısız Zeka tabi ki galip geldi.. Akıllı Telefonlar ve Twitter kullanım rekorları kırdı. İnternet yavaşlatıldı, kesildi. Evlerinde ki WİFİ ağlarının şifresini yayınlayanlar oldu. Gerçekler bu fotoğraf ve videolar ile ortaya çıktı.

Polisler ve Ruh Halleri üzerine;
Eylemler esnasında, polislerle birlikte muhabbet ettik, onlarla konuştuk, birlikte yemek yedik. Sarıldık onlara. Gözlerinden yaşlar aktı çoğunun, çünkü kendi halkına el kaldırmak istemiyorlardı. Emir kulu idiler ama yine de bazıları, bunu kendi içlerinde hesaplaşmaya çevirdi. Yanlış olan buydu. Bir çok polis memuru, o dönemde görev bıraktı. El kaldıramam dedi, Türk Bayrağı elinde olan Vatandaşıma vuramam ben dedi..! Size o günleri şöyle anlatayım.. Şehir dışından bir çok polis gücü getirildi.. Bu polisler evlerinden uzaklaştı.. Eylem süresi boyunca izin yapmadılar.. Otellerde değil, otobüslerde ve sokakta uyudular.. Restorandan değil, onlara verilen plastik tabaklardaki menüleri yediler. Banyo yapamadılar.. Eşlerinden, çocuklarından, sevdiklerinden ayrıydılar. Uykusuzdular, sinirliydiler.. Çünkü bilerek bu halde olmaları sağlandı. Çünkü bakın, bunun sebebi işte onlar dendi.. Bu durumda sağduyuyu kaybettiler ve istenmeyen birçok olaya neden oldular. https://ibb.co/cRckcd

Eylemler hem yurt içi hem yurt dışında büyük destek gördü. Yaşlısı, genci, çocuğu dışarıdaydı… Tek amaçları GEZİPARKI eylemcilerine destek olmaktı. Bir ağaca bile muhtaç ülkemizde, birileri her yeri betonarmeye çevirmeye çalışıyordu. Ne vardı da bu kadar büyüdü_? Ne vardı da milletini dinleyemez hale geldi iktidar sahipleri? Ne olmuştu da bu kadar uzlaşmadan uzak bir tavır sergilediler?

Her gün, gün içerisinde birkaç kez devletimizin başındakiler basın toplantısı yaptılar.. Gittikleri yerlerde daha sert üslup kullandılar. EMRİ ben verdim dediler..! Valiler SERT müdahaleye YEŞİL ışık yaktılar…! Çevik Kuvvet ekipleri ORANTISIZ GÜÇ kullandılar. Günü geçmiş, kanserojen madde işçeren gazları kullanımın dışında, insanların yüzlerine sıktılar. Plastik mermiler ile ÖLÜM nedeni olabilecek yerlere nişan aldılar ve bir çok sivil yaralandı. Ellerindeki coplarla tüm güçleri ile vurdular. Karşısındakinin tek kalkanı eliydi.. KIRDILAR! Yetmedi Kafasını KIRDILAR… Bir polis memuru, eline aldığı silahı ile etrafa gelişi güzel ateş açtı.. ve bir kişi hayatı kaybetti.. ÇAPULCU dediler, Dış güçler dediler.. Yalnız sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıydık… Ve anayasal hakkımızı kullandık. Karşılığında ise ÖLDÜK, YARALANDIK, SAKAT KALDIK…! Ama yılmadık, DİRENDİK!

O günlere dönüp, Gezi Parkı Eylemleri esnasında, ORANTISIZ ZEKA kullanılarak yazılmış yazılara bakalım..

Polise İltifat: https://ibb.co/heLqSd
Devrim Televizyonlardan Yayınlanmayacak... https://ibb.co/m3d27d
Sıkma Demiyorum Hobi Olarak Yine Sık …. https://ibb.co/gGNZLy
Buralara Yaz Günü GAZ Yağıyordu…. https://ibb.co/kQOr0y
Polis Kardeş Gerçekten Gözlerimizi Yaşartıyorsunuz… https://ibb.co/bSyDDJ
Devlet büyüklerimizin açıklamalarına istinaden… https://ibb.co/mncODJ
Sıkıntı Büyük… https://ibb.co/cDaFSd
Hiç susmuyordu mesela.. Güzel cevap.. https://ibb.co/mQXend
Çare Drogba… https://ibb.co/num5Sd
Slogan Bulamadım… https://ibb.co/dMuvtJ
Alkol Yasağı da Nasibini Aldı… https://ibb.co/c3upLy
Bu Halk Bir Harika Dostum… https://ibb.co/niXFtJ
Korkma La, Biziz Halk… https://ibb.co/iMEH7d
Rabbime Sordum, DİRENGEZİ dedi… https://ibb.co/dRsWYJ
Bunların daha fazlası kitapta mevcut.. Kendi çektiğim bir çok fotoğraf da var ama burada hepsini paylaşamayacağım..

Gezi Parkı eylemleri sırasında, Çantamda bir kitap vardı.. O da Lord Kinross’un ATATÜRK kitabıydı. Benimle birlikte oda direnişe gelmişti. Gezi Parkında Kütüphane vardı.. Okumayan ÇAPULCU kalmayacaktı… https://ibb.co/nfWN7d Çocuklar mutluydu…. https://ibb.co/fHWGYJ Müdahale olmasaydı hiçbir şey olmayacaktı.. Devlet, yanlışından dönüp kabul edecekti ve ne maddi ne manevi hiçbir zarar gerçekleşmeyecekti. Halk kendi vatan Toprağında savunmaya geçti. Tek savunması, şiddete karşılık akıldı.

Havuz medyasına servis edilen her haber çürütüldü,
Bacımın üzerine işediler dediler, yalan çıktı…
Camide içki içtiler dediler yalan çıktı. Bu durumu yalanlayan müezzini sürdüler…
Numarasız kasklarla halka öfke kustular, vurdular, kırdılar ve bunu savundular..
PALALI yobazları, eylemcilerin üzerine saldılar.. Devlet kontrolü kaybetti..
Taksim esnafı ağladı… Onlara sığınanları ihbar etti.. İş yapamıyoruz dediler. Günümüzde ise hepsi kepenk kapatıyor. Oh olsun…!
DOLAR kuru 0,20 Kuruş arttı, ÜLKE ELDEN GİDİYEEAHH dediler… Çığırtkanlık yaptılar..
DOLAR ŞUAN 4,60 ama ses çıkartmıyorlar……

Barışçıl bir eylem, Devlet tarafında iyi yönetilmedi. Ötekileştirilen insanlar hedef gösterildi. Adlar takıldı, Parmak ile işaret edildiler.. Bir çok sanatçı eyleme destek verdiği için tutuklandı yada işlerinden oldu, bir çoğu yurt dışına gitmek zorunda kaldı ve 2018 yılındayız dönemeyenler var. BASIN’ın ne kadar yalaka olduğu net bir şekilde ortaya çıktı, HALK TV yaptığı yayınlar ile yeni bir yayıncılık ortaya çıkardı! Halkın Televizyonu olduğu gösterdi.. Eylemlerin sonuna doğru, insanların dağıtılmasından sonra ana akım medya ancak haber yapmaya başladı. Yalan haber yapma silsilesi başladı. Hepsi yalandı ve çürütüldü.
Her eylemin maddi sonucu olacaktı ama SARAYLARA milyarlarca harcayan devletimizin, karşılayamayacağı bir hasar değildi. BİZ zaten o hasarları vergimizle ödemiştik. Biraz kullandık o kadar..
Eylemler durmaya yakın.. DURAN adam ortaya çıktı.. Meydanda öylece duruyordu. Tepkisizdi.. Bomba falan taşıyor sandılar.. Sadece duruyordu.. Bu bir çeşit eyleme döndü.. ve DURAN adam eylemi ile insanlar yolda durmaya başladı, Meydanlar duran insanlarla doldu taştı.. Buna da katlanamadılar.. Duran insanlara gaz sıktılar, copladılar.. Ve dağıttılar. Her bir eylemsizliğe, şiddetle karşılık verdiler.

Ülke birlik oldu… Taraftarlar birlik oldu.. Farklı kültürler birlik oldu.. Farklı görüşler birlik oldu.. Sadece kendini dev aynasında görenler kendilerini kaybetti.. Ama; başarılı olamadılar..

Bu eylem DİKTA’ya karşı verilmiş en net cevaptır….! Ne yapmak istedilerse yapamadılar.. AVM yerine, şuan çok güzel bir park var Taksimde.. Gidin oturun, çocuğunuzu gezdirin.. Nefes alın… Ama bunları yaparken milyonlarca kişinin DİRENİŞİ sayesinde olduğunu unutmayın… Bu direniş esnasında kaybettiklerimizi sakın unutmayın.. İnsanları sakın yargılamayın, onlar sadece insandı.. Masum canlar ne yazık ki katledildi ve siyasete alet edilip, ölü bedenlerinden Ocu, Bucu, Şucu denilerek ötekileştirmeye devam ettiler. Ama halk bir defa birleşmişti yemediler…

Eylemler sırasında 15 Kişi hayatını kaybetti. Bir insanı yeniden yaratabilir misiniz? Öyle bir gücünüz var mı? Haşa diyor bir çoklarınız şuan.. Evet biliyorum öyle bir gücümüz yok.. Peki basit miydi bu kadar insanın ölmesi ve üzerlerinden karalama yapılması… Orada ben, sen o.. Hiç fark etmez.. Gazete almaya giderken bile basit bir plastik mermi, göze doğru nişan alınmış gaz fişeği yaşamınıza sebep olabilirdi. Havada ki gaz bile sizi kalp krizinden öldürebilirdi. Bu masum insanlar boş yere ölmediler ama arkalarında gözü yaşlı aileler bıraktılar…

İncelemeyi toparlarken, BİZ kitabına yazmış olduğum incelemeyi de sizlere öneriyorum.. #29990590 Çünkü Dikta’nın boyunduruğu altında yaşamayı kabul edersen; sadece kalbi atan bir kukla olursun. Yanlışa yanlış diyemiyorsan; sadece nefes alan bir beden olursun. Sana söyleneni sorgulamadan kabul ediyorsan, aklı olan ama kullanamayan bir robota dönüşürsün...

Diyeceğim o ki; BOYUN EĞME!!!

Kitap içeriğinde ki görsellerde emeği geçen tüm foto muhabirlere teşekkürlerimi iletiyorum.. Alın, arşivinize katın.. Tükiye’nin geçmişinde büyük bir etkisi bulunan bu barışçıl eylemi asla unutmayın…!

Türkiye Gezi ile Direndi…. Doğa Kazandı….!
Dunyanin degisik cografyalarindaki savaslarin icinde geçmiş bir muhabirligi cok guzel bir dille yazmis coskun aral.afganistan ruanda filistin gibi yerlerdeki savasin korkunclugu insani cok etkiliyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Coşkun Aral
Unvan:
Belgesel Film Yapımcısı
Doğum:
Siirt, 1 Mayıs 1956
1 Mayıs 1956’da Siirt’te doğdu. Sırasıyla 14 Eylül İlkokulu, Oruç Gazi Ortaokulu ve Mecidiyeköy Lisesi’nde eğitimini tamamladı. Basın fotoğrafçılığı mesleğine 1974 yılında Günaydın ve Gün gazetelerinde başladı. 1976 yılında Ekonomi ve Politika gazetesinde devam etti.

1977 yılı, kanlı 1 Mayıs olaylarında çektiği fotoğraflarla ilk kez Sipa Press Ajansı yoluyla adını dünya basınında duyurdu. Bu olaya ilişkin fotoğraflarıyla Time, Newsweek dergilerinde yer aldı. Bunu izleyen yıllarda Sipa Ajansı’nın Türkiye muhabirliğini üstlendi. Bu arada Türk basınında da Türk Haberler Ajansı, Milliyet, Hürriyet gazeteleriyle serbest olarak çalıştı.

1980 yılında ilk defa Sipa Press Ajansı adına Türkiye dışında görev aldı. Polonya’da ünlü Gdansk Grevi, İran, Irak olaylarına ilişkin çalışmalarıyla uluslararası platformda adını duyurmaya başladı. 1980, 12 Eylül darbesini daha önce yaptığı arşiv çalışmalarıyla ünlü Newsweek, L’Express dergilerinin kapaklarında ve yüzlerce uluslararası dergi sayfalarında yansıttı.

14 Ekim 1980 günü kaçırılan bir uçaktan dünyada ilk kez hava korsanlarıyla bir röportaj gerçekleştirerek, Türk ve dünya basınında adından söz ettirdi. Aynı olayla Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerinde ödüller aldı. 1980 yılından itibaren sürekli olarak Lübnan, İran, Irak, Afganistan, Kuzey İrlanda, Çad ve Uzakdoğu’da meydana gelen savaşları görüntüledi. Time, Newsweek, Paris-Match, Stern, Epoca gibi dergiler adına fotoğrafçı olarak mesleğine devam ediyor.

1986 yılında fotoğrafa ilaveten Türkiye’de 32. Gün adına başlattığı savaş TV muhabirliğini asıl mesleği ile birlikte sürdürmektedir. Yapım ve yönetimini üstlendiği Haberci programı Türkiye’nin yanı sıra uluslararası TV kanallarında da yayınlanmaktadır. Coşkun Aral, Türkiye’nin ilk bilgi ve belge kanalı İZ TV’nin genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 2006 yılında Avrupa’da verilen Hot Bird TV Ödülleri’nden bir mansiyonla dönen İZ TV, 2007’de belgesel dalında Hot Bird TV Ödülüne layık görüldü. İZ, 2009 yılında da Hotbird TV Ödülleri’nden mansiyon aldı. Coşkun Aral dünyanın değişik bölgelerinde bağımsız belgeseller çekmeye devam ediyor.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 6 okur okudu.
  • 11 okur okuyacak.