David Lindsay

David Lindsay

7.3/10
12 Kişi
·
21
Okunma
·
1
Beğeni
·
469
Gösterim
Adı:
David Lindsay
Unvan:
İskoç asıllı yazar
Doğum:
İngiltere, 3 Mart 1876
Ölüm:
İngiltere, 16 Temmuz 1945
Orta sınıf bir İskoç ailenin çocuğu olarak Londra'da doğmuştur.

I.Dünya Savaşı'na katılmış ve savaştan sonra ailesiyle birlikte Cornwall'a yerleşerek tam zamanlı yazar olarak çalışmaya başlamıştır. "Arcturus’a Yolculuk" (A Voyage to Arcturus) adlı romanı 1920 yılında yayınlanmış, 600 kopya kadar satmış ancak belirgin bir başarı kazanamamıştır.

Lindsay 1922 yılında "The Haunted Woman" adlı daha ticari bir roman yazmış ve bu eseri daha fazla popüler olmuştur.

Daha sonra eşiyle birlikte Brighton'da bir yatılı ev açtılar, ancak başarılı olmadılar ve bu onların evliliklerini ciddi bir şekilde etkiledi. II. Dünya Savaşı'nda, Brighton bombalandığında evleri ciddi hasar gördü ve yaşadıkları bu şoku asla atlatamadılar. Ölümü, trajik bir şekilde düşen bombadan değil, dişinde oluşan bir apseden kaynaklı oldu.
Aşkın bir zirve noktası vardır ama o zirveye ulaşıldığında aşk eğer hala yükselmek istiyorsa fedakarlığa dönüşmek zorundadır.
David Lindsay
Sayfa 319 - İthaki Yayınları
Kendini hakikate bağla, bana değil. Ben senden önce ölebilirim ama hakikat ölümüne dek sana eşlik edecektir.
David Lindsay
Sayfa 175 - İthaki Yayınları
Bu kabus gibi yolculuğun amacı neydi ve aynı şekilde mi devam edecekti?
David Lindsay
Sayfa 193 - İthaki Yayınları
“Ben gözlerim açık rüya görürüm,” diye cevap verdi Backhouse, kapıya doğru bakarak, “ve diğerleri benim rüyalarımı görür. Hepsi bu.”
David Lindsay
Sayfa 29 - İthaki Yayınları
“ hiçbir şey anlamıyorum, anladığım tek şey şu: Artık bir benliğim yok. Ama hayat bu işte.”
David Lindsay
Sayfa 343 - İthaki Yayınları
“Yaşayan ve yaşamak isteyen bir ruh bayağıdır ve yoz bir doğaya sahiptir.”
David Lindsay
Sayfa 178 - İthaki Yayınları
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 16. kitaptı ve bu zamana kadar okurken en çok zorlandığım kitaplardan biri oldu. Bir ara bitiremeyeceğim diye korkmaya başladım. Ancak 10 günlük bir yolculuktan sonra kitabı bitirmeyi başardım.

Arcturus'a Yolculuk felsefi ve mistik ögelerle harmanlanmış ilgi çekici bir kitap. Ruhani yönü diğer kitaplara göre daha ağır basıyor. Fakat bazen yazarın vermek istediği mesajı anlamadığım bölümler oldu. Son bölümü okuyana kadar da kitabın üzerindeki sis perdesi bir türlü ortadan kalkmıyor. Belirsizliğin, kitabın sonuna kadar sürmesi, ne yazık ki okuyucunun sabrının zorlanmasını ve kitaptan uzaklaşmasını sağlayabiliyor.

Her şeye rağmen dolu dolu bir kitap olduğunu söylemem gerekiyor. Öyle ki, hiçbir bölümü hızlıca okuyup geçemiyorsunuz. Bütün bölümler birbiriyle bağlantılı ve bir önceki bölümü anlamadan sonraki bölüme geçerseniz kafanızdaki soru işaretleri gittikçe daha çok artıyor...

Kitabın ana kahramanı Maskull, arayış içerisinde bir diyardan diğerine doğru gidip duruyor. Bu arayışın sebebi ise kitap içerisinde net olarak okuyucuya sunulmuyor. Zamanla Maskull'ın arayışı hem kendi içerisine bir yolculuk hem de dini ögelerle dolu bir yolculuğa dönüşüyor. Her gittiği diyarda farklı farklı biçimlerde yaratıklarla karşılaşıyor ve bu yaratıklarla felsefi tartışmalara girerek yoluna devam ediyor.

Maskull'ın yolculuğu esnasında hem kendisinde fiziksel olarak değişimler meydana geliyor hem de karşılaştığı yaratıklarda birçok değişik fiziksel özellikler ortaya çıkıyor. Bu yönüyle yazarın evrim teorisine göz kırptığını söylemek son derece yerinde bir tespit olacaktır. Zira Maskull'ın karşılaştığı yaratıklar tamamen "pokemon" gibi bir dönüşüm ve başkalaşım içerisinde karşısına çıkmakta.

Sevdin mi derseniz, çok da sevdiğimi söyleyemeyeceğim açıkçası. Beni hem yordu hem de sıktı... Ama böyle ruhani, felsefik ve dini ögeleri içerisinde barındıran fantastik bir kitabı başka nerede bulabilirsiniz bilmiyorum. O sebeple konu ilginizi çektiyse okumanızı elbette tavsiye ederim.
Bilim-kurgu klasikleri serisinde hani en begendiklerim arasına girmez fakat yazım yılına göre müthiş bir eser. Anlatımda olan betimlemeler bazen sıksa da konun ilerleyişine merak sürekli canlı kalıyor... Ayrıca kitapta bir önsöz bir sunuş bir sonsöz vardı... Oğuz atayın dediği gibi önsözler gereksizdir yazar zaten anlatmak istediğini eserinde yazmıştır... Fakat burada farklı yazarlar spoiler diyemeyeceğim kitabı özet geçmişler sağolsun... O yüzden artık önsöz falan okumama kararı aldım direk geçip en sonunda okumayı düşünüyorum... Bu eser için de tavsiyem sizde direk geçin ve konuya bağlanın. Bilim kurgu klasiklerinin en önemli özelliği felsefik bir yönünün olması ister bu tanrı olsun ister bu insanın doğası ve ya vahşiliği olsun hep bir felsefi yön var. Bu eserde ise genel olarak büyük resme farklı bir pencereden bakıyorsunuz.... Keyifli okumalar....
Mükemmel bir kitap. Okuduktan sonra uzun bir süre etkisinden sizi bırakmıyor. Ayrıca bu kadar geç Türkçeye çevrildiğine üzüldüm. Daha önce keşfetmek isterdim.

Yazarın biyografisi

Adı:
David Lindsay
Unvan:
İskoç asıllı yazar
Doğum:
İngiltere, 3 Mart 1876
Ölüm:
İngiltere, 16 Temmuz 1945
Orta sınıf bir İskoç ailenin çocuğu olarak Londra'da doğmuştur.

I.Dünya Savaşı'na katılmış ve savaştan sonra ailesiyle birlikte Cornwall'a yerleşerek tam zamanlı yazar olarak çalışmaya başlamıştır. "Arcturus’a Yolculuk" (A Voyage to Arcturus) adlı romanı 1920 yılında yayınlanmış, 600 kopya kadar satmış ancak belirgin bir başarı kazanamamıştır.

Lindsay 1922 yılında "The Haunted Woman" adlı daha ticari bir roman yazmış ve bu eseri daha fazla popüler olmuştur.

Daha sonra eşiyle birlikte Brighton'da bir yatılı ev açtılar, ancak başarılı olmadılar ve bu onların evliliklerini ciddi bir şekilde etkiledi. II. Dünya Savaşı'nda, Brighton bombalandığında evleri ciddi hasar gördü ve yaşadıkları bu şoku asla atlatamadılar. Ölümü, trajik bir şekilde düşen bombadan değil, dişinde oluşan bir apseden kaynaklı oldu.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 21 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 43 okur okuyacak.