David Lindsay

David Lindsay

Yazar
9.3/10
178 Kişi
·
219
Okunma
·
4
Beğeni
·
790
Gösterim
Adı:
David Lindsay
Unvan:
İskoç asıllı yazar
Doğum:
İngiltere, 3 Mart 1876
Ölüm:
İngiltere, 16 Temmuz 1945
Orta sınıf bir İskoç ailenin çocuğu olarak Londra'da doğmuştur.

I.Dünya Savaşı'na katılmış ve savaştan sonra ailesiyle birlikte Cornwall'a yerleşerek tam zamanlı yazar olarak çalışmaya başlamıştır. "Arcturus’a Yolculuk" (A Voyage to Arcturus) adlı romanı 1920 yılında yayınlanmış, 600 kopya kadar satmış ancak belirgin bir başarı kazanamamıştır.

Lindsay 1922 yılında "The Haunted Woman" adlı daha ticari bir roman yazmış ve bu eseri daha fazla popüler olmuştur.

Daha sonra eşiyle birlikte Brighton'da bir yatılı ev açtılar, ancak başarılı olmadılar ve bu onların evliliklerini ciddi bir şekilde etkiledi. II. Dünya Savaşı'nda, Brighton bombalandığında evleri ciddi hasar gördü ve yaşadıkları bu şoku asla atlatamadılar. Ölümü, trajik bir şekilde düşen bombadan değil, dişinde oluşan bir apseden kaynaklı oldu.
Aşkın bir zirve noktası vardır ama o zirveye ulaşıldığında aşk eğer hala yükselmek istiyorsa fedakarlığa dönüşmek zorundadır.
David Lindsay
Sayfa 319 - İthaki Yayınları
Kendini hakikate bağla, bana değil. Ben senden önce ölebilirim ama hakikat ölümüne dek sana eşlik edecektir.
David Lindsay
Sayfa 175 - İthaki Yayınları
376 syf.
·10 günde·6/10
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 16. kitaptı ve bu zamana kadar okurken en çok zorlandığım kitaplardan biri oldu. Bir ara bitiremeyeceğim diye korkmaya başladım. Ancak 10 günlük bir yolculuktan sonra kitabı bitirmeyi başardım.

Arcturus'a Yolculuk felsefi ve mistik ögelerle harmanlanmış ilgi çekici bir kitap. Ruhani yönü diğer kitaplara göre daha ağır basıyor. Fakat bazen yazarın vermek istediği mesajı anlamadığım bölümler oldu. Son bölümü okuyana kadar da kitabın üzerindeki sis perdesi bir türlü ortadan kalkmıyor. Belirsizliğin, kitabın sonuna kadar sürmesi, ne yazık ki okuyucunun sabrının zorlanmasını ve kitaptan uzaklaşmasını sağlayabiliyor.

Her şeye rağmen dolu dolu bir kitap olduğunu söylemem gerekiyor. Öyle ki, hiçbir bölümü hızlıca okuyup geçemiyorsunuz. Bütün bölümler birbiriyle bağlantılı ve bir önceki bölümü anlamadan sonraki bölüme geçerseniz kafanızdaki soru işaretleri gittikçe daha çok artıyor...

Kitabın ana kahramanı Maskull, arayış içerisinde bir diyardan diğerine doğru gidip duruyor. Bu arayışın sebebi ise kitap içerisinde net olarak okuyucuya sunulmuyor. Zamanla Maskull'ın arayışı hem kendi içerisine bir yolculuk hem de dini ögelerle dolu bir yolculuğa dönüşüyor. Her gittiği diyarda farklı farklı biçimlerde yaratıklarla karşılaşıyor ve bu yaratıklarla felsefi tartışmalara girerek yoluna devam ediyor.

Maskull'ın yolculuğu esnasında hem kendisinde fiziksel olarak değişimler meydana geliyor hem de karşılaştığı yaratıklarda birçok değişik fiziksel özellikler ortaya çıkıyor. Bu yönüyle yazarın evrim teorisine göz kırptığını söylemek son derece yerinde bir tespit olacaktır. Zira Maskull'ın karşılaştığı yaratıklar tamamen "pokemon" gibi bir dönüşüm ve başkalaşım içerisinde karşısına çıkmakta.

Sevdin mi derseniz, çok da sevdiğimi söyleyemeyeceğim açıkçası. Beni hem yordu hem de sıktı... Ama böyle ruhani, felsefik ve dini ögeleri içerisinde barındıran fantastik bir kitabı başka nerede bulabilirsiniz bilmiyorum. O sebeple konu ilginizi çektiyse okumanızı elbette tavsiye ederim.
226 syf.
·4 günde
Kitapla ilgili inceleme yapsam mı yapmasam mı ikileminde kaldım ancak merak edip de almak isteyen olursa bu incelemeye denk gelsin ve bir daha düşünsün istedim.

Kitabı ilk nerede gördüğümü hatırlamıyorum ancak gördükten sonra burada yorumlara bakayım dedim, bir baktım herkes 10/10 vermiş ve yorumlar inanılmaz güzel. Hemen sipariş ettim kitabı. Merak etmeme rağmen de sırada beklettim zamanı gelince okuyayım diye.

Neyse efendim... Kitaba gelelim. Bakın, ben burada yapılan incelemelerin ve verilen puanların reklam amacıyla olduğunu düşünmeye başladım (İnceleyince fark ettim ki inceleme yapan hesaplar inceleme yapıldığı gün açılmış, sadece de bu yayınevine ait kitaplara inceleme yazmış. Çakallar sizi...). Neden mi? Çünkü yapılan incelemeler ayrıntısız ve kısa, kitap 10/10'luk bir kitap değil, hatta 4 dahi yüksek ancak bu puanı verme sebebim de hikayesinde merak unsurunun olması. İncelemelerden birinde "Edebiyat işte budur diye içimden geçirdim okurken." gibi iddialı bir cümle geçiyor, kitabı bitirdiğimde ise verdiğim tepki şu şekilde oldu: ?!?!?!?!?!?!?!?!?!?!?!

Kitabın arka kapağında "Ana karakter Isbel Loment, halasıyla yaşayan ve hayatı oldukça sıradan olan bir kadındır. Üstelik sıkıcı bir adamla da nişanlıdır. Nişanlısının, Isbel ve halasına Sussex'te bir ev kiralamaya çalışması; Isbel'in, kendi gerçekliğinden farklı olan Doğu Odası'nı keşfetmesine sebep olacaktır. Bu, hem yaşamını hem de kaderini sonsuza dek değiştirecektir." şeklinde kitabın konusu az buçuk verilmiş. Kitaptaki kadın karakter Isbel, ev kiralamaya çalışır ancak ev hakkında birtakım duyumlar alır (evde bir odanın ara sıra görünüp kaybolması gibi). Daha sonra eve gittiği vakit, evde garip olaylar yaşar ve bu olayların sebebinin ne olduğunu bulmaya çalışır. Kısaca bu şekilde özetleyebilirim.

Kitabın yine arkasında "Lanetli Kadın, gerçekliğin doğasını sorgulayan, gergin atmosfere sahip bir roman." deniyor. Ancak ben gergin atmosfere sahip bir roman ne yazık ki göremedim. Kitabı merak ederek okudum çünkü işin aslının ne olduğunu öğrenmek istedim, sırf bu sebeple devam ettim. Ancak kitapta konusu geçen kayıp ve ilginç odanın sırrı kitabın sonunda ortaya çıkmadı. Merak ettirdiği olaylar açıklanmadı, sonu ise tamamen havada kaldı. Kitap akıcı evet çünkü büyük punto ve boşluklarla yazılmış, bu sebeple hemen bitiyor. Çok fazla sayıda yazım yanlışları mevcut, hatta bazı uzun cümlelerin arasında boşluk yok; okurken kör oluyordum.

Daha da yazardım da... Valla ne yalan söyleyeyim verdiğim paraya ve harcadığım zamana biraz acıdım. Tavsiye eder miyim? Ben ettim siz etmeyin, aman diyeyim.
229 syf.
·Beğendi·10/10
Bunca zaman bu kitabı çevirmeyen yayınevleri ne yapıyorlardı acaba? Dili müthiş, insanı sürüklüyor. Alternatif gerçeklik temalı kitap maalesef çok yok. Gizemli bir ev ve gizemli bir kadın etrafında gelişiyor kitap. Fantastik ve Bilimkurgu okuyan bir kişi bu kitabı okumadım dememeli.
229 syf.
Sürükleyici, kendine hayran bırakan bir anlatım tarzı ile yazılmış. Yazarın bir önceki kitabını da okumuştum. Bu kitaptan daha fazla zevk aldım diyebilirim. Bir ev bir kadın ve gelişen olaylar. Evin tamamını lanetli bir kadın olan baş kahraman görülüyor, nişanlısından ayrılması ve ev sahibine yakınlaşması da ayrı enteresan bir durum oluşturuyor. Okuyun pişman olmazsınız.
376 syf.
·691 günde·Puan vermedi
İthaki bilimkurgu serisine aşina bir okuyucu olarak şunu belirtmek isterim ki ben bu eserin bilim kurgudan ziyade fantastik edebiyatta yer alması gerektiğini düşünüyorum. Kitabı okumak beni çok zorladı paragraflarca yapılmış tasvirler çoğu noktada sıkılmama neden oldu. Kitaba ilk 27 haziran 2018 başladım ve yarım bıraktım. Daha sonra bu karantina sürecimde 3 mayıs tarihinde başladım ve okumam 15 günü buldu. Kitap alegorik anlatımdan oluşmakta, bir gezegene yapılan bir yolculuk ingiliz edebiyatında önemli bir eser olan “pilgrim progress” in uzaylı versiyonu gibi. Yani zaten alegorik olan eserin alegorisini düşünün. Betimlemeler dışında kitapda aslında bir çok dialog şevkat hissini bende oluşturdu fakat betimlemelerin derinliğinde bu dialoglar arada boğulmuştu. Ama yine de kitaba önyargılı yaklaşmayın. Sembolizm, alegori, betimlemeler seviyorsanız eser hoşunuza gidebilir. Belki de ben doğru zamanda okumadım bu yüzden beni sıkmış olabilir.
229 syf.
·Beğendi·10/10
Sırf bu kitap için bir şeyler yazabilmek için üyelik açtım. O derece müptelası oldum. Sinemaya zamanında uyarlanmış(1950'li yıllardı sanıyorum) yeniden Christopher Nolan tarafından sinemaya hazırlanacak olan kitaptır. Christopher Nolan'ın yıldızlararası filmide çok güzeldi, bu kitapta ona çok benziyor. sadece olaylar biraz farklı. Dört gözle bekliyorum.
229 syf.
Yıldızlar arası filminin altında yatan alternatif dünyayı daha iyi anlamak için okunması gereken klasik bir eser. Bir günde oturup okuyor İnsan, insanı bağlıyor kitap.
229 syf.
·Beğendi·10/10
Dün kitapçıdan aldım, bir solukta okudum. Kahramanımız nişanlısıyla bir ev kiralıyor ve evde herkesin göremediği bir oda ve merdiven görüyor. Bunu bir kişi daha görüyor. Alternatif gerçeklik kurgusu ile yazılmış bir kitap. Daha önce böyle bir kitap okumamıştım. Resmen kendine bağladı beni. Edebiyat işte budur diye içimden geçirdim okurken.
229 syf.
İki gün önce yeni çıkan kitapların arasında tesadüfen, ilgimi çeken bir kitap olmuştu. Bu derece edebi içeriğe sahip bir kitap bulduğum için çok şanslıyım.
Roman; nişanlı bir çiftin ev kiralaması ile başlıyor, alternatif gerçeklik kurgusu ile yazılmış. Kadın kiralanan evde başkalarının göremediği şeyleri keşfediyor. Sürekleyici. Kesinlikle tavsiye ederim.
376 syf.
·6 günde·8/10
Bilim-kurgu klasikleri serisinde hani en begendiklerim arasına girmez fakat yazım yılına göre müthiş bir eser. Anlatımda olan betimlemeler bazen sıksa da konun ilerleyişine merak sürekli canlı kalıyor... Ayrıca kitapta bir önsöz bir sunuş bir sonsöz vardı... Oğuz atayın dediği gibi önsözler gereksizdir yazar zaten anlatmak istediğini eserinde yazmıştır... Fakat burada farklı yazarlar spoiler diyemeyeceğim kitabı özet geçmişler sağolsun... O yüzden artık önsöz falan okumama kararı aldım direk geçip en sonunda okumayı düşünüyorum... Bu eser için de tavsiyem sizde direk geçin ve konuya bağlanın. Bilim kurgu klasiklerinin en önemli özelliği felsefik bir yönünün olması ister bu tanrı olsun ister bu insanın doğası ve ya vahşiliği olsun hep bir felsefi yön var. Bu eserde ise genel olarak büyük resme farklı bir pencereden bakıyorsunuz.... Keyifli okumalar....

Yazarın biyografisi

Adı:
David Lindsay
Unvan:
İskoç asıllı yazar
Doğum:
İngiltere, 3 Mart 1876
Ölüm:
İngiltere, 16 Temmuz 1945
Orta sınıf bir İskoç ailenin çocuğu olarak Londra'da doğmuştur.

I.Dünya Savaşı'na katılmış ve savaştan sonra ailesiyle birlikte Cornwall'a yerleşerek tam zamanlı yazar olarak çalışmaya başlamıştır. "Arcturus’a Yolculuk" (A Voyage to Arcturus) adlı romanı 1920 yılında yayınlanmış, 600 kopya kadar satmış ancak belirgin bir başarı kazanamamıştır.

Lindsay 1922 yılında "The Haunted Woman" adlı daha ticari bir roman yazmış ve bu eseri daha fazla popüler olmuştur.

Daha sonra eşiyle birlikte Brighton'da bir yatılı ev açtılar, ancak başarılı olmadılar ve bu onların evliliklerini ciddi bir şekilde etkiledi. II. Dünya Savaşı'nda, Brighton bombalandığında evleri ciddi hasar gördü ve yaşadıkları bu şoku asla atlatamadılar. Ölümü, trajik bir şekilde düşen bombadan değil, dişinde oluşan bir apseden kaynaklı oldu.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 219 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 258 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.