Davut Tunçbilek

Davut Tunçbilek

Yazar
7.7/10
3 Kişi
·
10
Okunma
·
2
Beğeni
·
139
Gösterim
Adı:
Davut Tunçbilek
Mutfakta, salonda, banyoda, velhasıl evimizin her köşesinde; yirmi beş yıllık oyunumuzu kimseye danışmadan, görüşmeden bozup gitmiş olsan da hala sen varsın.
Bir sanatkârın eline aldığı çamuru muhteşem bir sanat eseri haline getirmesi neyse öğretmenlik de oydu benim için.Size teslim edilen körpecik beyinleri sabır ve azimle işleyerek topluma ve ülkeye kazandırmanın hazzını yaşamak mutluluğun en büyüğü olsa gerekti.
Davut Tunçbilek
Sayfa 4 - Barış Kitabevi
Ettiğim yeminde " eğer ki seni kaybetsem bile yüreğimde senin için ayırdığım rengârenk çiçeklerle süslü odana ebediyen senden başka hiç kimse giremeyecek sevdiğim." demiştim...
Sana; Arzu, Hülya, Fatma, Sevgi, hatta Hasan, Hayri, Abdullah, Adem diye hitap ettiğim de olurdu. Kızardın. "Benim adım ne? Öğrenemedin mi hâlâ" derdin. Oysa sen benim için her şey, sevgi saygı duyduğum herkestin.
İçimden keşke sahtekâr,dolandırıcı, ırz düşmanı,hırsız biri olsaydım,diye geçirdim bir an. O zaman belki ülkem benimle gurur duyacaktı.Nasıl bir garabetti bu?Bir devlet gözleri ışıl ışıl yüreği insan ve ülke sevgisiyle dolu bir insanını böylesine cezalandırır mıydı?Bu nasıl bir düzendi?Bir yönetim halkına bu derece düşman olabilir miydi?
Davut Tunçbilek
Sayfa 47 - Barış Kitabevi
Bir tek kişiyi öldüren darağacına,yüzlerce kişinin ölüm emrini verenler yüce makamlara.Bu nasıl bir düzendi?Ağızlarından Atatürk'ü düşürmeyen ama sinsice milleti Atatürk'e düşman eden anlayış nasıl bir anlayıştı?Atatürk böyle bir ülke mi istiyordu?
Davut Tunçbilek
Sayfa 48 - Barış Kitabevi
"Genç öğretmenim.Bizim yaptığımız iş dağdaki kıraç toprakla uğraşmakla eş değerdir.Eğer o toprağı çapalamazsan,sulamazsan,gübresini vermezsen,içindeki otları ayıklamazsan,ilgilenmezsen toprak topraklığını unutur.Doğruganlığının,üretkenliğinin hazzını tatmadan,bir işe yaramadan taşlaşır çölleşir kaybolur gider.Oysaki o toprağı işlersen,suyunu gübresini verirsen,özenle ilgilenirsen üretir,sana cennet yaratır.Böylece bu cenneti yaratmanın ve emeğinin karşılığını almanın keyfini yaşarsın.Bu öyle bir hazdır ki başka hiçbir şeyde bu hazzı bulamazsın.Çünkü yaratılan senin eserindir. İşte öğrenci de o kıraç toprak gibidir.Ne zaman ki onları iyi yetiştirirsen ilerde bir doktor,bir mühendis,bir yönetici olarak karşına çıktıkları zaman kendinle gurur duyarsın."
Davut Tunçbilek
Sayfa 7 - Barış Kitabevi
Denizde olaşan dalgalar gümüş renkli balıklara benziyordu.Sanki yüzlerce balık bir araya gelmiş karşımda oynaşıyordu.Deniz kuşlarını izledim bir süre.Dünyanın en kalabalık dans grubu eşsiz bir koreografi eşliğinde dans ediyordu adeta.Topluca kanat çırpıyorlar,topluca süzülüyorlar ve topluca pike yapıyorlardı denize.Hayranlıkla seyrettim uzunca bir süre onları.Onlar gibi olabilmeyi geçirdim içimden.Hiç bir şey düşünmeden alabildiğince özgür yaşayabilmek.Zalimlerle uğraşmadan,korkmadan,dostça,kardeşçesine.Bir yudum su içercesine kolay yaşamak.Çok mu zordu?
Davut Tunçbilek
Sayfa 71 - Barış Kitabevi
136 syf.
·8 günde·Puan vermedi
-Spoiler içerir-
12 Eylül'den önce arkadaşıyla bir caddeden geçerken polis tarafından yakalanıp,üzerinde herhangi bir şey bulunmamasına rağmen caddedeki afişleri asmakla suçlanarak karakola götürülen,dayak yedikten sonra salıverilen yeni öğretmen olmuş bir genç anlatılır kitapta.Karakoldan salıverildikten sonra yaşadığı olay gururunu incitse de hayatına devam eder. Ancak 12 Eylül'den sonra beklenmedik bir şekilde bu basit suçlamadan dolayı hüküm giyer. İlerleyen sayfalar oldukça duygusal olan genç öğretmenin hapse girmeyi beklerken yaşadıklarını,bu haksızlık karşısında hissettiklerini anlatır.Aslında bu hikaye yazar tarafından bizzat yaşanmıştır. Yazar kendi başından geçenleri oldukça akıcı bir dille, o dönemin siyasetini günümüzdeki çeşitli yanlışlara da değinerek anlatmış.Bazı sayfalarda öğretmenlikle ilgili alıntı olarak da paylaştığım çok güzel cümleler içeriyordu.Ben okurken hiç sıkılmadım.Konuyla ilgilenen arkadaşlara tavsiye ederim.
126 syf.
·Puan vermedi
Kitap gerçekten okuma isteği getiriyor ve kitabı kitap fuarından kendi yazarının imzasıyla birlikte almak daha da güzel bir şey. Kitapta diyaliz hastalarının zorlu hayatı anlatılıyor ve her şeye rağmen hayata devam etmeyi ve en önemli şeyin sağlık olduğunu öğütlüyor. Gerçekten güzel bir kitaptır.
118 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Ah be Davut Amca...

Mersin'de yakın arkadaşıma doğum günüm için imzalayıp vermişsin kitabını. Kitabın demek ne kadar doğru olur bilemem. İki karton kapağın arasında duran hayatın oysa. Elime ilk vardığı gün arkadaşıma: Ben gerçek yaşam öykülerinin anlatıldığı kitapları okuyunca kötü oluyorum çok üzülüyorum demiştim. Nitekim öyle de oldu. Bunun yanı sıra sitede kitabı ilk okuyan ve inceleyen olmanın gururunu yaşıyorum.
Genç iki öğretmenin dillere destan sevdasına şahit olmak eşsizdi de üzücü sonuna da şahit kalmak üzdü doğrusu. Yumurtalıklarında beliren kistlerle başlayan bir illet ile savaşmanın öyküsü.
Kitap boyunca her hitabında içindeki sevgiyi nakşedip durmuşsun. Karıcığım, canım, yavrum...
İçindeki uçsuz bucaksız sevgiyi ve 25 yıllık evliliğini anlatmaya kalkmandaki amaç, şüphesiz çok uzaklardan iki gözün de nasıl sevdiğine şahit olmasını istediğindir. Tokat'ta eşin ve biricik kızın ile yaşadığın o rüya- kabus karışımı öykün bugün gelip Mardin'de beni buluverdi.
İyi ki buldu, iyi ki okudum. Kitabı senin elinden alan arkadaşım değil de ben olsaydım keşke.
Her sevda senin sevdan gibi pürüzsüz ve sonsuz olsaydı keşke. Ellerinden ve yüreğinden öpüyorum, güzel amcam...

Yazarın biyografisi

Adı:
Davut Tunçbilek

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 10 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 5 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.