Deniz Çorbacıoğlu

Deniz Çorbacıoğlu

ÇevirmenTasarımcı
8.5/10
44 Kişi
·
6
Okunma
·
0
Beğeni
·
15
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
576 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Okuması inanılmaz bir haz verdi. İnce ince işlenen güzel ayrıntıları, betimlemeleri, karakter tahlilleri ve kendi karakterlerinin de imada bulundukları “tesadüf”leri... Her şeyine bayıldım. İyi ki okudum. Tadı damağımda kaldı. Hüznüyle.
576 syf.
·61 günde·Beğendi·8/10
En merak ettiğim ünü kendini aşıyor mu diye meraklandığım eserler arasında yer aldı. Sayfa sayısı 576 olmasına karşın derinliğine ve geniş bir şekilde ele alınarak bir dizi ya da 1000 sayfayı aşacak bir roman olabileceği aşikâr. Okuması kolay akıcı, bilgileri gerçek tarihin göz ardı etmek istediğimiz kirli yanını ele alacak hemen hemen Süheyla ve Şair Raif dışında iyi ve olumlu bir örneği göremeyeceğimiz mevki, makam ve güçleri ne olursa olsun insanların çıkarcı, şehvet dolu çiğ yanlarını tanıyoruz. İstanbul'un üç dönemini kahramanların hayatlarına sirayetleri iniş çıkışlarıyla ele alırken memleketin ahvaline acı dolu gözlerle bakan gerçek bir vatansever olarak da Mithat Cemali görüyoruz.
Yazamayan yazar Adnan'ın gerçekçi roman anlayışıyla ham ve kötü taraflarının iyi yanlarıyla ele alınışı romancıların hayali karakter Asımın Nesli gibi örnek insan timsallerinden uzak durması okurun gerçek hayatla bağdaşmasını ve kendisiyle yüzleşmesini sağlayabilir.
Filmi de çekilen romanın yasaklanmasını okuduktan sonra tabii buluyorum. Abdulhamit'in eleştirildiği ahlak çöküntüsünün yoğun olarak ele alındığı romanın filmi başarılı olsa da iyi örnekler barındırmadığından yetişkinlere yönelik olacağından bugün de aynı baskıya maruz kalacaktır. .Edeple eleştirebilmeyi, tarihle yüzleşmeyi başarabileceğimiz günlerin hasretini taşıyorum.
Keşke daha çok roman yazsaydı Mithat Cemal
576 syf.
·19 günde·10/10
Mithat Cemal Kuntay tarafından yazılan Üç İstanbul'u ilk defa Celal Şengör'den duyduğumda, işgal altındaki İstanbul hakkında yazılan çok fazla roman olmadığına şaşırmıştım. Abdülhamit, Savaş ve Mütareke şeklinde üç farklı dönemde işlenen bu roman, Muharrir Adnan Bey'in yaşamından kesitler sunmakla birlikte, basit gözüken kararların ne kadar acı sonuçları olabileceğini gözler önüne seriyor.

Türklerin Balkanları terk etmek zorunda kalmaları, adım adım parçalanan Osmanlı Devleti ve gerçek memleket sevdalıları ile çıkar peşinde koşanların hikayeleriyle harmanlanan roman, günümüz Türkiyesi için de bir özet niteliği taşıyor.

En son ne zaman ciğerlerimi bu denli nefessiz bırakan bir roman okuduğumu hatırlamamakla birlikte, tüm kitap boyunca tek bir ismi okumak için heyecanlandığımı anımsıyorum; Mustafa Kemal! Atatürk adına çok az bir yerde değinilmesine rağmen, Ankara'dan yürütülen Kurtuluş Mücadelesi'nin, dönemin şartları içerisinde ne kadar zor bir iş olduğu harika bir şekilde okuyucuya aktarılıyor.

Tüm bunların yanında ise yüreğindeki acıyı yakinen hissettiğiniz Şair Raif'in varlığı ve muhalifliği...
576 syf.
Değerlendirmesine ne yazacağımı tam olarak kestiremediğim bir roman oldu. Hayatımda ilk defa bir kitabı yarıda bırakmaya ramak kalmıştı. Çok ağır işleyen bir romandı, dahası haddinden fazla karakter vardı. Bir türlü içine çekemedi beni. Buna rağmen hakkında duyduğum övgülerin etkisiyle, bir kaç bırakma teşebbüsüne rağmen devam ettim.

Roman İstanbul'un üç dönemindeki insan ve toplum portrelerini sunuyor. Bunlar Abdülhamid dönemi, İttihatçılar dönemi ve nihayetinde Cumhuriyetin ilk yılları...

Ruhu çürük, ahlaksız bir toplum var romanda. Yakup Kadri'nin Sodom ve Gomorre, Kiralık Konak, Peyami Safa'nın Sözde Kızlar romanlarıyla paralellik arz eden bir roman.

Dediğim gibi, çok zor okudum, ilerlemedi bir türlü. Ancak çok esaslı birkaç aforizma buldum ve altlarını çizdim.
576 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Yakın tarihimize ışık tutan güzel bir kitap. olaylar ve kişiler hakkındaki betimlemeleri çok harika. yakın geçmişimizde kullanılan dili anlatması bakımından da çok değerli bir kitap. her devrin insanı olan kaypaklar ı çok iyi tespit etmiş . Bu kitabı okuyunca anladım ki :Orhan Veli'nin dediği gibi "Neler yapmadık şu vatan için Kimimiz öldük Kimimiz Nutuk attık."
576 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Mükemmel bir eser. Bu kadar geç okuduğuma üzüldüm; yıllar önce okumuş olup bu okumanın ikinci olmasını arzu ederdim. Kitap hiç bitmesin, binlerce sayfa devam etsin istedim. Mübalağa yapmıyorum. Daha fazla öğrenmek istediğim dönemlerdeki İstanbul’un insanlarını çok güzel anlatmış. Çok sayıdaki karakter iyi işlenmiş, kurgu ve üslup mükemmel. Roman boyunca devam eden ironi ve kullanılan benzetmeler, tabirler çok etkileyici. Elbette ciddi farklılıklar var ama çok sayıda karakterin işlenmesi, bir imparatorluğun önemli yıllarını anlatması gibi benzerlikler bu romanı Tolstoy’un Savaş ve Barış’ına benzetmeme yol açtı. Mithat Cemal’in tek romanı olması aklıma daha fazla roman yazsaydı bu edebi zevki daha fazla yaşasaydık düşüncesini ve yazacağı başka romanlar bu kadar kaliteli olur muydu, sorusunu bir arada aklıma getirdi. Yazarın yaklaşımlarında katılmadığım yönler olmasına rağmen burada ilk defa bir kitaba on üzerinden on puan verdim.
96 syf.
·7/10
Yazarın en beğendiğim yönü sahibi olduğu nesnelere kitaplardan bir isim yükleyip,onları canlıymış gibi arkadaşcasına hayatına dahil etmesi oldu.
Yağmurluğunun adını İngiliz sihirli dadı Marry Poppins'e atfen 'Poppins', Paltosunun adını,elinden düşürmediği ve bitirmemek üzere okuduğu Rus edebiyatının efsane yazarı Tolstoy'un eşsiz romanı,romanların romanı Anna Karenina'ya atfen "Anna K." koymuş ve kitabı okurken bu durum bana ayrı bir keyif verdi.
706 syf.
·10/10
İbni Haldun devleti basit manada bir organizmaya daha açık şekilde bir insana benzetir. Her devlet insan gibi doğar, büyür, yaşar ve son olarak ölür. İnsanın makus kaderi ile devletin hikayesi birçok yerde kesişir. Herkes bu basit kader kaidesini layıkıyla izah edemez. Her beden ölümsüzlüğü istediği gibi devletler de kendilerine sonu yakıştırmazlar. Ama ruh her daim yaşar. Mithat Cemal Kuntay ölen bedenlerin ruhlarını 3 farklı formasyonla aynı şehrin dekorunda gerçek bir mükemmelikle "Üç İstanbul" isimli eserinde sunar. Karakterler kitabın içinden adeta etiyle ruhuyla okura kollarını uzatır. Okur ister istemez karakterlere ve hikayeye meftun bir şekilde kendisine uzanan bu kollara bir gerçeğin cesametiyle sarılır ve bırakmaz. Türk Edebiyatının bu zirve noktası Muharrir Adnan Bey'in dalgalı hikayesinden maada bir devrin hikayesidir. Okunmaması büyük eksiklik olan bu edebî şahaserde tarihimizin, insanımızın ruhsal çözümlemesi var. Her eser hatta bir tarih kitabı bile zamanın ruhunu yaşatarak insanı sarmalayamaz. Ama "Üç İstanbul" tarihe ve edebiyata aşık edecek kadar sıkıca kucaklar insanı... Biz insanlar hayatı yaşarken zaman çevremizden akıp geçer. Üç İstanbul'un karakterlerin canlı geçit törenini izlemek istiyorsanız muhakkak okuyun.
575 syf.
·11 günde·8/10
Kitap, İstanbul'un üç farklı dönemini tüm kokuşmuşluğuyla anlatıyor. Bu anlatım sırasında hem hayali hem de gerçek karakterler kullanılmış ve tarihi olaylara yer verilmiş.
Asıl karakterimiz, mensubu olduğu İttihat ve Terakki gibi bir alçalıp bir yükselen Adnan adındaki yazar.
Kitabın en beğendiğim yönü kullanılan dil ve alaycı anlatış tarzı oldu. Eskimiş kelimeler yer yer zorlasa da kelime dağarcığıma katkıda bulundu.
Yazarın, aşk ve kadın konusunun üzerinde çok durması beni biraz sıktı. Şair Raif karakterine de daha fazla değinilmesini isterdim.
576 syf.
·13 günde·8/10
Üç İstanbul Romanı yalnızca İstanbul'un Panoraması veyahut Türk tarihinin önemli üç ayağını anlatan bir eser değil aynı zamanda kadın erkek ilişkilerinin, hayat ve sanat ile ilgili yazarın üzerine çok kafa yordugunu gösteren de bir eserdir. Bir defa dili o kadar kolay değil en başından sözlükle okumakta fayda var. Akıcı bir kitaptır yarısına gelindi mi daha da hızlı okunur. Kitap muazzam benzetmelerle dolu çok beğendiğim tarafı bu. Toplumumuzun çok da değişmediğini göstermesi açısından da önemli bir eser. Türk toplumundaki dedikodu ve düşenin ne çabuk unutulduğu ve ne hallere geldiğini gösteriyor bir tarafta. Sorulması gereken en mühim mesele bence şu : Yazarlarımız neden daima kadın erkek ilişkileri üzerine bu kadar yoğun düşündüler oysa toplum olarak Ahlak abidesi dikmedigimiz bir gün yok. Öyleyse niçin bu konularda ısrar ediliyor? Sanırım toplum olarak en başından iyi uyutuluyoruz uyanınca da acımasız oluyoruz. Yazar bunu ihtilal ve inkılap kavramlarinda işlemiş. Son olarak eğer Türk edebiyatı okumak istiyorsanız bu eser başlangıç için sizi yorabilir ve ilk okumada her romanda olduğu gibi anlasilmayabilir .

Yazarın biyografisi

Adı:
Deniz Çorbacıoğlu

Yazar istatistikleri

  • 6 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 15 okur okuyacak.