Tüm yaşam aslında kendimize anlattığımız
hikayelerden ibarettir. Gerçeği, olanı olduğu gibi görmeyiz.Yaşananları, kendi geçmiş filtrelerimizden, kendi yaşam hikayemizden, kendi referans noktamızdan görürüz.
Duygularla ve kalple çalışmaya
başladığımızda, spiritüel öğretilerde geçen "her şeyi ve herkesi koşulsuz sevmeye" varacağımızı zannederiz. Burada küçük bir fark vardır: 4. tohum "koşulsuz sevgi vereceğimiz bu kişi kendimizdir” diyerek açar kalbi. "Yetişkinlerin ikili ilişkisinde
koşulsuz sevmeye yer yoktur, orası birlikte büyümenin yeridir”der. Ustalara göre, koşulsuz sevgi ebeveynden çocuğa akan veya kişinin kendinden kendine akandır; "Aksi, ölçüsüz vermeyi, aşırı beslemeyi velhasıl feda rollerini besler" der.
Korku! Gürültü patırtıyla gelir. Korku, en çok bilinmezedir.Ne güzel çelişki ki "bilmediğini bilinene çevirmek" de ruhun aç olduğu, asıl yapmaya geldiği şeydir.