Dudu Akpınar

Dudu Akpınar

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
19
Gösterim
Adı:
Dudu Akpınar
Unvan:
Yazar
Dudu Akpınar, Anı - Anlatı - Günlük - Seyahatname, Edebiyat kategorilerinde eserler yazmış bir yazardır. 

Benim Tek İstediğim Bir Kitap Yazmaktı kitabının yazarıdır. Dudu Akpınar kitapları; Boyut Yayın Grubu aracılığıyla kitapseverlerle buluşmuştur. 
Dudu Akpınar tarafından yazılan son kitap "Benim Tek İstediğim Bir Kitap Yazmaktı", Boyut Yayın Grubu tarafından okurların beğenisine sunulmuştur.Dudu Akpınar'ın yaşadığı İstanbul'un Sarıyer semtinin üst taraflarındaki sokağa girer girmez, konu komşu biz daha kimseye bir şey sormadan hemen onun evini gösteriyor: ‘‘Dudu Hanımgilin evini arıyorsunuz değil mi?’’ Dudu Akpınar neden birdenbire bu kadar popüler ve ünlü oldu?

İstanbul'a 14 yıl önce Sivas'tan göçen dört çocuklu Akpınar ailesinin hayatları yaklaşık 15 gün önce değişmiş. Bu değişikliğin sebebi ailenin annesi Dudu Akpınar'ın ilk kitabı ‘‘Benim Tek İstediğim bir Kitap Yazmaktı’’nın çıkması. Okuma yazmayı iki yıl önce AÇEV'in (Anne Çocuk Eğitimi Vakfı) açtığı okuma yazma kursunda öğrenen Dudu Akpınar okuma yazmaya başladığı andan itibaren bir kitap yazmaya da başlamış. Kitabın gelirini AÇEV'e bırakan Akpınar, kitabında İstanbul'a geldiği zaman yaşadığı ‘‘ilk’’leri yazmış. Dudu Akpınar ilk kitabını yazan çok az yazara nasip olan bir medya ilgisiyle karşılaşmış. Bu yüzden de bütün aile çok şaşkın.

Dört çocuklu Akpınar Ailesi'nin kızlarından 17 yaşındaki Aydanur ve 18 yaşındaki Fatma konfeksiyonda çalışıyor. Şu an altı kişilik ailenin geçimini bu iki genç kız sağlıyor. Fatma işten izin alamadığı için sık sık televizyonlara çıkan annesini bir türlü izleyememiş, bu yüzden çok üzülüyor. Ailenin diğer çocuklarından 13 yaşındaki Kezban ortaokul, 11 yaşındaki Murat ilkokul öğrencisi.

Dudu Akpınar'ın 22 yıllık eşi 44 yaşındaki Hüseyin Akpınar camcı ustası ama belini incittiği için üç aydır çalışmıyor. Eşinin bir tek ‘‘Hülya Avşar Şov’’a katılmasını istemiyor çünkü bu programı biraz açık-saçık buluyor. Onun dışında televizyonlara çıkmasına ve röportajlar yapmasına ses çıkarmıyor. Küçük Kezban ise Reha Muhtar'ı çok sevdiği için ‘‘annem inşallah Reha Muhtar'a çıkar,’’ diye dua ediyor.

Bir televizyon çekiminden gelen Dudu Hanım bizi ayağının tozuyla kapıda karşılıyor. Hemen çaylar demleniyor, kakaolu bisküviler çıkarılıyor ve bu arada evin telefonları hiç durmadan çalıyor. Aslında Dudu Hanım'ın ünlü oluşu kitabın çıkışından da önce olmuş. Geçen yıl kadın haklarıyla ilgili Siyaset Meydanı'na katılan Dudu Hanım'ın oradaki konuşması başta Ali Kırca olmak üzere herkesin dikkatini çekmiş.

HEM OKUDU HEM DE YAZDI

Dudu Akpınar'ın kitap yazma serüvenine, gazeteci Ahmet Turhan Altıner'in çok önemli katkısı olmuş. Dudu Akpınar iki yıl önce Altıner'in sahibi olduğu ‘‘Yaşama Sanatı’’ adlı dergide temizlik görevlisi olarak çalışıyormuş. Bu sırada çocuklarının sayesinde AÇEV'in varlığından haberdar olmuş ve okuma yazma kurslarına başlamış. Hem işe devam etmiş hem de kursa gitmiş. ‘‘Elime fırsat düşünce hemen değerlendireyim dedim,’’ diyor bu dönemi anlatırken. Daha önce dört çocuğunu büyütmek, dışarda çalışmak ve ev işleri derken okuma yazma öğrenmeye bir türlü fırsat bulamamış. En küçük kızı Kezban'ın doğuştan kalp hastası (delik kalp) olması da zaten zor olan hayatlarını iyice zorlaştırmış. Okuma yazma öğrenirken Ahmet Turhan Altıner'in yüreklendirmesiyle bir yandan da kitap yazmaya başlamış.

‘‘Hep kitap yazma hevesim vardı, içimde bir özlemdi. Kitap yazmak çocukluk hayalimdi. Hep ‘ah bir okusam, ben bir kitap yazardım' diyordum. Böyle kitapçı vitrinlerine bakardım. Biri kitap okusa ‘acaba ne okuyor?' diye merak ederdim. O kadar hevesliydim ki sınıftaki derslerden ayrı Ahmet Bey'den dilbilgisi dersler aldım. İşten geliyordum, evde herkes uyuduktan sonra oturup yazıyordum. Sabah da çocuklara ve Ahmet Abiye ‘Nasıl, kitap oluyor mu?' diye soruyordum. Ahmet Abi de ‘Tabii çok iyi oluyor,’’ derdi. Yazdıklarımı yolda, otobüste karşılaştığım insanlara bile gösteriyordum. Hiç sıkılmadan bilmediklerimi soruyordum. Böyle böyle kitap bitti işte.’’ Dudu Akpınar hiç bilmediği bir dünyaya girişini böyle anlatıyor ve ekliyor: ‘‘Ben önceden saati dahi bilmiyordum. Şimdi kitabın adını bile ben koydum. Kitabı elime ilk aldığımda büyük bir sevinç duydum, bu yaştan sonra kendi kitabımı okumak, çok heyecanlıydı. Çünkü yazarken kendimi sırada yedi yaşındaki öğrenci gibi görüyordum. Ama artık her şey farklı. Yakın köylülerim telefon açıp ‘Kitap yazmışsın kız. Seni televizyonda gördüm, çok duygulandım,’’ diye ağlıyorlar'. Böyle şeyler olunca insan kendini daha bir güvende hissediyor.’’
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Dudu Akpınar
Unvan:
Yazar
Dudu Akpınar, Anı - Anlatı - Günlük - Seyahatname, Edebiyat kategorilerinde eserler yazmış bir yazardır. 

Benim Tek İstediğim Bir Kitap Yazmaktı kitabının yazarıdır. Dudu Akpınar kitapları; Boyut Yayın Grubu aracılığıyla kitapseverlerle buluşmuştur. 
Dudu Akpınar tarafından yazılan son kitap "Benim Tek İstediğim Bir Kitap Yazmaktı", Boyut Yayın Grubu tarafından okurların beğenisine sunulmuştur.Dudu Akpınar'ın yaşadığı İstanbul'un Sarıyer semtinin üst taraflarındaki sokağa girer girmez, konu komşu biz daha kimseye bir şey sormadan hemen onun evini gösteriyor: ‘‘Dudu Hanımgilin evini arıyorsunuz değil mi?’’ Dudu Akpınar neden birdenbire bu kadar popüler ve ünlü oldu?

İstanbul'a 14 yıl önce Sivas'tan göçen dört çocuklu Akpınar ailesinin hayatları yaklaşık 15 gün önce değişmiş. Bu değişikliğin sebebi ailenin annesi Dudu Akpınar'ın ilk kitabı ‘‘Benim Tek İstediğim bir Kitap Yazmaktı’’nın çıkması. Okuma yazmayı iki yıl önce AÇEV'in (Anne Çocuk Eğitimi Vakfı) açtığı okuma yazma kursunda öğrenen Dudu Akpınar okuma yazmaya başladığı andan itibaren bir kitap yazmaya da başlamış. Kitabın gelirini AÇEV'e bırakan Akpınar, kitabında İstanbul'a geldiği zaman yaşadığı ‘‘ilk’’leri yazmış. Dudu Akpınar ilk kitabını yazan çok az yazara nasip olan bir medya ilgisiyle karşılaşmış. Bu yüzden de bütün aile çok şaşkın.

Dört çocuklu Akpınar Ailesi'nin kızlarından 17 yaşındaki Aydanur ve 18 yaşındaki Fatma konfeksiyonda çalışıyor. Şu an altı kişilik ailenin geçimini bu iki genç kız sağlıyor. Fatma işten izin alamadığı için sık sık televizyonlara çıkan annesini bir türlü izleyememiş, bu yüzden çok üzülüyor. Ailenin diğer çocuklarından 13 yaşındaki Kezban ortaokul, 11 yaşındaki Murat ilkokul öğrencisi.

Dudu Akpınar'ın 22 yıllık eşi 44 yaşındaki Hüseyin Akpınar camcı ustası ama belini incittiği için üç aydır çalışmıyor. Eşinin bir tek ‘‘Hülya Avşar Şov’’a katılmasını istemiyor çünkü bu programı biraz açık-saçık buluyor. Onun dışında televizyonlara çıkmasına ve röportajlar yapmasına ses çıkarmıyor. Küçük Kezban ise Reha Muhtar'ı çok sevdiği için ‘‘annem inşallah Reha Muhtar'a çıkar,’’ diye dua ediyor.

Bir televizyon çekiminden gelen Dudu Hanım bizi ayağının tozuyla kapıda karşılıyor. Hemen çaylar demleniyor, kakaolu bisküviler çıkarılıyor ve bu arada evin telefonları hiç durmadan çalıyor. Aslında Dudu Hanım'ın ünlü oluşu kitabın çıkışından da önce olmuş. Geçen yıl kadın haklarıyla ilgili Siyaset Meydanı'na katılan Dudu Hanım'ın oradaki konuşması başta Ali Kırca olmak üzere herkesin dikkatini çekmiş.

HEM OKUDU HEM DE YAZDI

Dudu Akpınar'ın kitap yazma serüvenine, gazeteci Ahmet Turhan Altıner'in çok önemli katkısı olmuş. Dudu Akpınar iki yıl önce Altıner'in sahibi olduğu ‘‘Yaşama Sanatı’’ adlı dergide temizlik görevlisi olarak çalışıyormuş. Bu sırada çocuklarının sayesinde AÇEV'in varlığından haberdar olmuş ve okuma yazma kurslarına başlamış. Hem işe devam etmiş hem de kursa gitmiş. ‘‘Elime fırsat düşünce hemen değerlendireyim dedim,’’ diyor bu dönemi anlatırken. Daha önce dört çocuğunu büyütmek, dışarda çalışmak ve ev işleri derken okuma yazma öğrenmeye bir türlü fırsat bulamamış. En küçük kızı Kezban'ın doğuştan kalp hastası (delik kalp) olması da zaten zor olan hayatlarını iyice zorlaştırmış. Okuma yazma öğrenirken Ahmet Turhan Altıner'in yüreklendirmesiyle bir yandan da kitap yazmaya başlamış.

‘‘Hep kitap yazma hevesim vardı, içimde bir özlemdi. Kitap yazmak çocukluk hayalimdi. Hep ‘ah bir okusam, ben bir kitap yazardım' diyordum. Böyle kitapçı vitrinlerine bakardım. Biri kitap okusa ‘acaba ne okuyor?' diye merak ederdim. O kadar hevesliydim ki sınıftaki derslerden ayrı Ahmet Bey'den dilbilgisi dersler aldım. İşten geliyordum, evde herkes uyuduktan sonra oturup yazıyordum. Sabah da çocuklara ve Ahmet Abiye ‘Nasıl, kitap oluyor mu?' diye soruyordum. Ahmet Abi de ‘Tabii çok iyi oluyor,’’ derdi. Yazdıklarımı yolda, otobüste karşılaştığım insanlara bile gösteriyordum. Hiç sıkılmadan bilmediklerimi soruyordum. Böyle böyle kitap bitti işte.’’ Dudu Akpınar hiç bilmediği bir dünyaya girişini böyle anlatıyor ve ekliyor: ‘‘Ben önceden saati dahi bilmiyordum. Şimdi kitabın adını bile ben koydum. Kitabı elime ilk aldığımda büyük bir sevinç duydum, bu yaştan sonra kendi kitabımı okumak, çok heyecanlıydı. Çünkü yazarken kendimi sırada yedi yaşındaki öğrenci gibi görüyordum. Ama artık her şey farklı. Yakın köylülerim telefon açıp ‘Kitap yazmışsın kız. Seni televizyonda gördüm, çok duygulandım,’’ diye ağlıyorlar'. Böyle şeyler olunca insan kendini daha bir güvende hissediyor.’’

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okudu.