E. Levent Bakaç

E. Levent Bakaç

YazarÇevirmen
7.9/10
669 Kişi
·
238
Okunma
·
3
Beğeni
·
439
Gösterim
Adı:
E. Levent Bakaç
Tam adı:
Ethem Levent Bakaç
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
128 syf.
Tahayyül ve tahammül sınırlarının çok ötesinde...sizi empati kurmaya zorluyor ama kurduğun empatinin içinde debelenip duruyorsun. O sebeple vicdan devreye girecek kendinize hiç olmadığınız kadar dürüst olmak zorunda kalacaksınız.
384 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Çokça merak ettiğim bir kitabı okudum ama nasıl okudum….

Üstat bize düşüncelerini olduğu gibi aktarmamış, ucu açık bırakmış, bilmece çözer gibi satırlar, düşünceler arasında kayboluyorsunuz. Aynen Cemil Meriç okumamda söylediğim gibi Zerdüşt de kapağı kapatılıp rafa kaldırılacak bir eser değil. Sadece içeriğe bir yenilik getirmemiş Nietzsche aynı zamanda üsluba da farklılık getirmiş. Yeni düşünceleri yeni bir üslupla dile getirilmesi gerektiğini belirtmiş. Bu sebeple okurken kimi zaman şiir kimi zaman düz yazı okuduğunuzu hissediyorsunuz. Okuyucunun bahsedilen konu hakkında derinlemesine düşünmesini ve kendi kendine anlamasını istemiştir Nietzsche 20 yaşımda okudum bundan 5 yıl sonra yeniden, 10 sene sonra yeniden yeniden okuyarak farklı bakış açılarına bürüneceğim buna eminim. Bu sefer herkese tavsiye etmiyorum vakti gelince zaten Zerdüşt sizi bulacaktır…
88 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Sömürge ülkesi Hindistan'da doktorluk yapan biri, hayatının en büyük sırrını kendisi gibi bir Avrupalıya anlatır. Hikaye, doktorun sırrından ibarettir. Kitabı ilginç kılan öncelikle ismidir. Amok Koşucusu, Hindistan'da kullanılan deyimleşmiş bir kalıptır. Aslında bu terim psikolojide önemli bir semptomun halk tarafından tanımıdır. Arzuladığımız bir durum bizi kontrolden çıkardığında geriye kalan her şeyi buğulaştırır. Dışardan gelen uyarıcıların sesini duymayacak kadar hayat tek bir şeyin merkezinde kilitlenir. Uyuşturulmuş bir haldir.
Kitap aynı zamanda derin bir ahlaki sorgulama içerir. Birinin sırrı bir başka insanın yanıldığı bir hakikati ise bu durumda nerede durmak gerekir? Sana verilmiş sırrı korurken, kabul ettiğin mesleki ve toplumsal ahlaktan ne kadar ödün verebilirsin ? Maalesef yazar bu sorgulamada sadece kendi doğrusunu konuşturmuş.
384 syf.
·6 günde·Beğendi·5/10
Nietzsche’nin en derin felsefi çalışması olarak nitelendirilen, kendine göre “yazılmış en yüce kitap, insanlığa şimdiye dek verilen en büyük armağan” diye isnat ettiği son eseri ‘’ Böyle Buyurdu Zerdüşt’’ üstünistana ulaşmak için sabrın ,çabanın anlatıldığı , kuralların, şartların yok saydığı dış etkenlere rağmen yükseğe çıktıktan sonra başlangıç noktasına dönüp aynı aşamaları tekrar edip zaman ve evren döngü sürecinin fark edilmeyip bengi-dönüş uyumunu; kalıpları yok ederek kavramayı ,sonsuza dek yenilenmeyi ,her yönden değişimin olacağını anlatır ve ''oluş''a evet demeyi nasihat eder. Seni sen yapan duyguların, düşüncelerin, hislerin, davranışların, yaşayışın eğer sende pişmanlık uyandırmıyorsa sen sana geri döneceksin ve bu hep böyle gidecek der Nietzsche.
Tanrı kavramını engel olarak görür ve insan ile hayvanın karışımı olarak sunduğu üstünistan olmaya ancak bu engeli ortadan kaldırarak erişileceğini belirtir.
Tabii ki her görüşünü kayıtsız-şartsız kabullenmek, düşünmemek zaten Nietzsche ’nin beklentisi olmamıştır, ben de katılmadığım düşüncelerinin yanında beni en çok etkileyen uykuya övgü yerine artı parantez açmak istedim. ‘’Öyle kolay bir sanat değildir uyumak: onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerekir ‘’ der bilge ve ''uyanık ol zaten hep uyuyakalacaksın ''diye ironik olarak yaklaşır Nietzsche.
Okunmasını mutlak tavsiye edeceğim bir kitaptır, her yazdığına katılmak için değil kendi doğru ve yanlışlarınızla da mukayese edebilmek açısından . Tanrı’ya , kadınlara olan düşmanlığını açık olarak dile getiren Friedrich Nietzsche için karşılaştığı kadınların ihaneti , yalanları, sevgisizliği.. ( şöyle der kitapta Nietzsche " kadınlar için erkek araçtır tek amaçları çocuk'tur)) ve din adamlarının insanlara kendi menfaatlerine göre verdiği vaazlar neticesinde olduğunu anlamamak olanaksız ,nasıl ki güvendiğimiz birinin sevgimizi suistimal ettiğini fark edince başkasına şans vermemiz zorlaşıyor ve bu yinelendikçe güven duygusu benliğimizden tamamen silinme noktasına geliyorsa herkesin yaşantısının bir neden-sonuç ilişki olduğunu idrak etmek zor olmasa gerek.
88 syf.
·6 günde·Puan vermedi
“Ben... ben yalnızca insanın böyle anlarda ölenle birlikte ölmeyip hayatta kalabilmesini... ertesi sabah dişlerini fırçalayabilmesini, kravatını bağlayabilmesini anlamıyorum...”

Selaaaam, yine bir caaaanım Zweig kitabıyla geldim. Bu okuduğum beşinci kitabı ve Zweig okumaya başlamak durmaksızın tüm kitaplarını bitirmek istemek demek bence :)) Ben şimdilik araya başka kitaplar ekleyerek ilerliyorum.
Pekiii gelelim kitabımıza, Amok koşucusu nedir sizce ?
Bu kitabı okumadan önce asla bilmediğim ve aslında güncel olaylardan tahmin edeceğimiz bir şey. Bir tür kriz durumu diyebilirim. Hani şu haberlerde gördüğümüz kişinin kendini kaybetmesiyle üç dört kişiyi öldürüp en sonunda da kendini öldürmesi gibi bir şey. Bilincin devre dışı kalıp yaşanan olaylar silsilesi. Kitapta da bu hale gelen bir doktor var ve bu hale gelmesi; bir kadına ilgi duyması, ondan etkilenmesiyle başlıyor. Daha sonra olan şeyler ise bana; bir insan kendini bu kadar görmezden gelmemeli dedirtti. Ama tabii ki adamımız normal değildi. Ne diyebilirim ben Zweig hayranıyım zaten ve elbette kitabı sevdim. Psikolojik tahlilleri efsane olan yazarı tavsiye etmeden duramam. :))

“Bu kadının benden daha güçlü olduğunu, irademe istediği gibi hükmedebileceğini daha ilk andan itibaren hissetmiştim.”
90 syf.
·13 günde·10/10
Özel tavsiye üzerine okuduğum ve çok beğendiğim bir kitap. Gölgesini satan adamın başına gelenleri güzel bir şekilde, akıcı bir üslupla anlatmış. Kitabı okurken Peter’in yerinde olsam ne yapardım niye düşündüğüm çok oldu.
88 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Zweig'in Satranç'tan sonra ikinci okuduğum kitabı yine bir gemi seyahati içerisinde hikaye örgüsünü kurmuş.

Kitaba başlayıp bitirmeniz o kadar hızlı oluyor ki daha uzun olsaydı hissine kapılıyorsunuz.

Hayatta pişmanlıklar bir anlıktır ,bazen bu pişmanlıklar sizi esir alır ve bu duygudan kurtulmak için onun peşinden koşarsınız . Ancak önünüze ne çıkarsa çıksın onu engelleyemezseniz. Amok koşucusu gibi ya başkasına yada kendinize zarar verirsiniz...
384 syf.
·1 günde·10/10
Bu eseri okuması biraz zahmetli.
Aforizmalarını şiirsel bir anlatım ve dolambaçlı metaforlarla sunduğu için üzerine kafa yormak gerekiyor. Nietzche, tabir yerindeyse, kendi din kitabını yazıyor, inançsızlıktan doğan… Daha doğrusu sadece ‘kendine inanmak’tan yola çıkan o kadar dolu dolu, o kadar yoğun bilgi ve düşünce içeren, o kadar zengin bir kitap ve o kadar zengin bir anlatım ki… Öğrenme ve düşünme açlığıyla bir çırpıda okumak isterken, sindirmesi seneler alacağı kesin. Mutlaka alıp okuyun, zihninizde her defasında açılan yeni pencerelere hayretle bakın, başucunuza koyun, dönüp dönüp bir daha okuyun hatta..
112 syf.
·Beğendi·10/10
Merhabalar can dostlarım... Hemen konuya girerek kitabı bitirdiğim zamanki duygularımı aktararak başlamak istiyorum...

Öncelikle ben Edgar'ın yerinde olsaydım babasına annesinin yaptığı her şeyi anlatırdım... Hiç kimse tam arada bir şeyler geçmemiş bile olsa evlilik bağını böylece sadakatsizlikle bozmaya hakkı yok... Elbette kitabımız 12 yaşındaki çocuğumuzun ilk olgunluk zamanlarına geçiş süreci ve toyluk ile yetişkinlik arasında kalan seçimlerini anlatsa da ben bu kadar iyimser olacağımı düşünemiyorum... Karakterime çok ters ...

Öte yandan kitabımızı anlatma kısmına gelecek olursak ana karakterimiz Edgar'ın duygularının böylesine aşağılık bir şekilde kullanılması bana çok dokundu ve içimde o çocuğu alıp sevmek istedim... Çünkü kitaba benzeyen bir olay başıma geldi ve o zaman yapmam gereken şeyi gerçekten yapamadığım için pişmanlık duyuyorum... İnsanlara, özellikle yetişkinlere karşı aşırı derecede kin doluyum... Ve daha bir sürü şey...

Okuyun okutun efendim... inanın okurken kendinizden geçeceksiniz...
120 syf.
✓✓Toplumda ne çok bastırılmış duygu var! Kendi gibi olmayanı dışlamak, bana benzemeyeni yok etmek... #Stefan Zweig, seni boşuna severek okumuyorum. Karakter tahlillerine ise diyecek tek söz "harika".
#Karmaşık Duygular'da, toplum tarafından bastırılmış duyguların bireyin sadece iç dünyasına değil her açıdan etkilediğini, hayatına olduğu gibi değil hissettiği gibi değilde toplum içinde nasıl uygun görülüyorsa öyle devam etmek zorunda bırakılan bir karakterin hüzünlü hikayesini ele almış yazarımız. Kitabı okudukça nereye gidecek bu tahlillerin sonu acaba diye kendime sordum. Bu karmaşık duyguların sonu ne olacak? Sonuna geldiğinizde o sorgulamalarınıza çok güzel bir cevap buluyorsunuz. #Stefan Zweig, İnsana ait duyguları o kadar dürüst, açık ve cesurca bir üslupla ifade etmiş ki okurken iyi ki okudum, yepyeni bir bakış açısı kazandım diyorsunuz. Farklı olana aynı gibi bakmak adına okunmalı dediğim bir kitap oldu #Karmaşık Duygular. Elimdeki eser tek hikâyeden oluşuyor. Farklı hikayelerin birleşimi ile yayınlanan bir eser değil. Aslında böyle olması bu duygu karmaşasını anlamak, idarak etmek için çok iyi olmuş diyebilirim. Okuma listenize ekleyin lütfen.

Yazarın biyografisi

Adı:
E. Levent Bakaç
Tam adı:
Ethem Levent Bakaç
Unvan:
Yazar, Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 238 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 167 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.