Küçük bir oğlumuz, annesinin kucağına yapışmış halde, biraz korkulu biraz da sıkılmış bakışlarla geldi. Babası da yanlarındaydı. Çok ama çok güzel bir bebek duruyordu karşımda. Biraz ateşi vardı. Sağ başparmağını emiyordu. Onu sevmeye çalıştığımda annesinin kolunun altına gömüldü. Uzun süredir orta kulak iltihabı yaşıyordu, sürekli antibiyotik veriyorlardı ve ailesi de kendisi de sıkılmıştı. Kulağını tutup ince ince ağlamaya başladı.
Şifa çalıştık ve ardından kulağındaki ağrıyı temsil ettik. Ağrının kaynağı aile içindeki tartışmaydı. Karı koca önce birbirlerine, sonra yere baktılar. Hep birlikte öğrendik ki evde tartışma olduğu sürece oğlumuzun kulağı iyileşmeyecekti. Bu konuda biraz anneyi biraz da babayı dinledim. İkisi de mükemmeliyetçi, birbirlerinin yaptığını beğenmiyor ve sürekli tartışıyorlardı. Tüm günün yorgunluğu ve öfkesi de eklenince ses iyice yükseliyordu. Bu sırada bebek onların ilgisinden mahrum kalıyordu. Orta kulak iltihabı, onları dengeye çekme ve yalnızlık korkusunu yenme çabasının sonucuydu.
Evde tartışmaların kesilmesi yönünde anlaştık ama ikisi de durumla ilgili diğerini suçluyordu. Bu konuda çalışma almalarını tavsiye ettim. Bir hafta sonra yaptığımız görüşmede, haftayı tartışmasız geçirdiklerini ve kulak ağrısının bittiğini öğrendim. Bunun huzurlu bir şey olduğunu söylediler ama hâlâ birbirlerine batıyorlardı, her an eski hallerine dönebilirlerdi. Ayrı ayrı çalıştık ve mükemmeliyetçi olmaya duydukları ihtiyacı birlikte azalttık. Şimdi keyifle sohbet edebiliyorlar.