Elif Genç

Elif Genç

Yazar
9.1/10
30 Kişi
·
73
Okunma
·
1
Beğeni
·
358
Gösterim
Adı:
Elif Genç
Unvan:
Türk Yazar
İnsanları tanımak, derdi Azize, onları merak etmekle başlar, sevmekle ilerler. Lakin bu merak tehlikelidir; sevgi ise göz boyar, aldatır. Başladığın yerde bitiverirsin, ruhun duymaz.
Bazı şeylerden kaçış yoktur. Sadece erteleriz. Sonrası o ateşin etrafında illaki döneceğiz,illa yanacağız. O ayna yüzümüze illa çevrilecek. Unutabilir misin göğsündeki acıyı?
"Onu kendi hikayeme ben yakıştırdım. Kaybetmeye alışmamak için belki de, bir kez bulunca hep var olsun istedim. Bir vakitler safında yer tuttum. Sonra el saydım, sırt döndüm. Bir yanı baharsa bir yanı karanlıktı küftü kalbimin. Onu baharından alıp karanlığa layık gördüm. Bir kalpte taşıdığımı bağışlamadım. Zira hikayelerde anlatılan zalim bendim. Merhamet görmediği için körelen kalp benim kalbim. Suçlamasın kimse beni, dilleri kem duaya dönmesin. Onu ötelediğim o karanlıktan öteye bir adım gidemedim. Cezaysa verdiğim, hem ona ceza oldu hem bana. Şimdi yeni bir hüner talim etmek gibi olacak bu kalbi arındırmak. Hazdan, hevesten değil, kendi hikayesinden arındırmak. Sadece bir defaya mahsus anlatacağım, dinleyin beni!"
128 syf.
·5 günde·Puan vermedi
“…bazı yerlerde misafirliğiniz hiç bitmez, ne kadar kalırsak kalalım ait olamayız. Öyle bir zaman gelir ki artık bu misafirliğin bitmesini biz ister hale geliriz. Misafir kalmak, saatlerce ayakkabının içinde kalan ayaklarımın su toplaması demekti. O ayakkabıyı çıkarıp fırlatmak, yalın ayak dolaşmak istiyordum. Yerleşmek istiyordum.”

Nereye aittik, gurbet neresiydi? Hızır kimdi? Tam düşerken elimizden tutan mı yoksa yokluğuyla içimize derin derin yaralar açan mı? Düşünsenize belki de Hızır sizsiniz, hem yara hem merhem olan, hem tutan hem yok olan…

Yazarın kalemiyle Dergâh Dergi’de okuduğum Kiraz hikâyesiyle tanışmıştım. “Bir yara hep aynı kalır mı?” sorusu derin bir sızı gibi kanar içimde. Kalır mı? Kalır. “Kerem ettim seni dile düşürmedim. Kerem ettim seni kimseye anlatmadım” diyen Meryem’in Mehmet’e olan sessiz aşkı yer edip duruvermişti içimde. İşte içimde duruveren bu hissiyatla da dua etmiştim yazar için inşallah bir kitabı çıkıverir de okuruz diye sonra birkaç ayın ardından içinde Kiraz’ın da yer aldığı kitabı çıktı. Aldığım gibi okumak yerine biraz bekledim, belki de Hızır’a en çok ihtiyacım olduğu zamanda okumayı arzuladım, bilmiyorum. İstanbul’dan kilometrelerce uzak bir kasabada okumaya başladım, kendimi ait hissedemediğim, yerleşemediğim bir misafirlikte ayaklarım sular toplarken okudum. Bir türlü ayakkabılarımı çıkaramadığım, eşiğinden öteye hevesle, aidiyetle geçemediğim bir misafirlik… Bunun içindir ki kitaptaki en son öykü yani “Gitmek İçin Çok Düşünmedim” en sevdiğim, sayfalarına yıldızlar kondurduğum, kırık kalpler çizdiğim bir öykü oldu. Öyküyü okurken Yeditepe İstanbul’un Yusuf’u birden bağırıverdi içimde: "Ellerin kanasın dedi Sabri Usta dedi ama kanayan bir cümle kurduğunun farkında değil. Gideceğim ulan, gideceğim!”

Okuduğum her öyküde beni derin derin sevdalara daldıran, kalbime çentikler atan, beni kör kuyulardan çıkaran bir film izliyormuşum gibi hissettim. Okurken sayfalarında kendinizle karşılaşmak istediğiniz, içinizi ısıtacak, dudaklarınıza kırık tebessümler konduracak bir kitap arıyorsanız mutlaka okumalısınız, düşünsenize belki de Hızır sizsiniz.
İnsana insanı anlatan, vicdanını, merhametini hatırlatan yazarların hep var olması duasıyla..
Geceniz hayra kalsın inşallah.
128 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
“İnsanları tanımak, derdi Azize, onları merak etmekle başlar, sevmekle ilerler. Lakin bu merak tehlikelidir; sevgi ise göz boyar, aldatır. Başladığın yerde bitiverirsin, ruhun duymaz. Sen bir ulaksın, hikaye anlatıcısı. Aklın görsün onları. Sakın kalbinle sevme, diye eklerdi. Kalbiyle sevmezse insan, derdim kalbi değilse coşan... Başka türlü nasıl olur, nasıl olur!”

Her bir öyküyü sindirerek, yavas yavas okudum. O kadar güzeldi ki bütün hikayeler hem hepsini bir an önce okumak istiyor, hemde çabucak bitmesin istiyordum. Özellikle yazarın her hikayede kahramanlarla bütünleşip, karakterleri adeta kendisiymiş gibi onların ruhuna, diline bürünüp anlatmasına bayıldım bu konuda gerçekten başarılı. Öykülerin hepsi insanın kalbine dokunan ve sızlatan cinsten, herkesin kendinden bir parçada olsa birşeyler bulabileceğine inanıyorum. Kitabı arkadaşımın tavsiyesiyle almıştım ama hakkında pek bilgim yoktu ancak adını duyar duymaz sevmiştim, okuyunca çok daha fazla sevilmeye değer olduğunu anladım. Bu kitabın daha çok bilinmesi ve okunması gerektiğine inanıyorum, kitap dostu bütün arkadaşlarıma hediye edeceğim. Keyifli okumalar. Hızır yoldaşınız olsun!
Düşünsene Hızır Bendim Elif Genç
128 syf.
·6 günde·8/10
Kesinlikle başından sonuna bir çok yerde altını çizerek okudum. Hisle yazılmış, hisle okunması gereken hikayeler bütününü kapsayan bir kitap. Kısa kısa hikayelerden oluşması okurken akışı hızlandırıyor ya da ben öyle seviyorum bilmiyorum. Ama okuma sayısının artırılması gereken bir kitap olduğu kanaatindeyim. Gelecek vaad eden bir hikaye yazarının kalemi, biraz değeri hak ediyor.
128 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Düşünsene Hızır bendim. Akşam Allah' a dua edip, ondan ayakkabı istediğini söyleyen çocuğa; ayakkabı poşetini uzatırken iyice inanmıştım Hızır olduğuma. Delik bir sandığın içinde sürüklenirken Musa suya derinliklerine,  düşünsene Asiye bendim. Çekip aldığım sandığı gerisin geri bırakınca suya, bir gün Musa tutunup gidince dalgalara ben anneydim.
Ölen çocuktan geriye kalan boşluğu içimde koşan doru atın terkisinde karşılayıp sonra doru atı yine içimde öldürmeye çalıştığımda düşünsene, bu evin bahçesi darmadağın olmuş çiçeğiydim. Çocukların da çiçekler gibi tek başına ölmeyeceğini içimdeki doru atı vurmak için tekerlekli sandalyemi dörtnala sürerken öğrendim.
Üvey ananın yanında kardeşimi korumak için içimde büyüttüğüm canavarı, Nezaket' in kapısına dikilen Sadettin' in karşısına çıkardığımda "Hızır gibi yetişen" dim. Beni kocamın yanına gömmeyecekti Şeref. Emin olduğum tek şey ton balıklı, karışık pizza ve Nezaket' in kıldığı namazlardı.
"Mehmet gelecekmiş hanımı ve çocuklarıyla birlikte!" dediklerinde Mehmetlerin evinin kabul edilmemiş geliniydim. Mehmet yolda baba yetiştiğinde kelimelerimle can verdiğim "Kiraz" alımlı bir kız çocuğu olarak karşımdaydı şimdi. Düşünsene Mehmet senin yanında benim bahçemde büyüyen o  ağaç bendim.
Bu sahaf dükkanında öldükten sonra bile yaşamaya devam eden Muhsin Bey... Giderek nasıl da sana benziyorum. Hiç benzemek istemediğim halde. Giderek sen olmak bu dükkan ve Sinan olmaktı. Ben Sinan' ı sen zannederken Sinan söylediğinde fark ettim aslında benim nasıl da sen olduğumu. Hayret ettim ve seni dolu kitap kolileri, eski plaklarla bu dükkandan atmaya çalıştım. Ama bu savaşın tek yenileni, cesetlerini savaş meydanından toplayanı ben olacaktım. Düşünsene bir ölüye savaşın tek ölüsü ve tek dirisi yine bendim.

Düşünsene Esma o pencereyi açıp kapadığında Selim' i de annemi de başı kızının göğsündeyken toprağa gömen yine bendim. Selim hiç tanımadığım doktorun sırasında, Esma' nın açtığı pencerede faili meçhul bir cinayet edasıyla bakıyordu bana.

Ah be Basri. "Yap bi' abilik" demeseydin ha ne vardı! Anlatmasaydın abini ben bugün bırakırdım seni tek başına. Çeker giderdim biraz büyüyünce hem abin hem baban gibi.  Sen bilseydin ikindi ezanının vaktini ben hatırlamazdım abiliğimi de katılırdım o tayfaya. Düşünsene Basri ben sen geldiğin için abiydim.

Olmayan kardeşleri Müberra' yı atmasaydı kuyuya, rüyalar bir yudum suyla gerisin geriye tıkılmasaydı ağzıma çıkar mıydım babamın sessizlik kuyusundan bir gün? Babam bir gün kalemini bir benim için de dolaştırır mıydı kağıt üzerinde? "Sevgili kızım Müberra" yazar mıydı Hattat Salih Efendi. Onlarca sözcük arasında beni annemin ardında görüp de yakalar mıydı?
Düşünsene baba rüyaların, kalemlerin, kağıtların, lavanataların ve en çok da kelimelerin arasında kalan babasının annesi yine  bendim.

Düşünsene Hayriye abla. Abimin nasıl gittiğini anlamayan ve aynı şekilde misafir kaldığım bu memleketten giden yine bendim. Ait olmak için çalardım ben sizin kapınızı elimdeki bir kilo meyveyle.  Sabah namazında müezzinden önce yetişen, yağlanmamış kapımla sizi uyandıran bendim hani. Hani o ayakkabılarım bir gün çıkardı ayağımdan. Hiçbir yuvaya ait olamayan benim bir yuvam olurdu sizin üst katınızda. Boşver Hayriye abla. Ne yapmak istiyorsan onu yap kıyafetlerime. Hem abim de böyle gitmişti benim. Onun da göğsü daralmış, onun da ayakları su toplamıştı. Onun verdiği on milyon bile kalmadı geride. Bütün yollar onundu. Şimdi bütün yollar benim. Düşünsene  Hayriye abla. Kimi kimsesi yuvası olmayan biri için şu daracık dünyada giden yine bendim.
128 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Elif Genç, kalemini yaşamın gerçeklik mürekkebine batırmış bir öğretmen yazar. İlk kitabı olmasına rağmen boşluk hissettirmeden, akışkanlığını hiç bozmadan anlatmış tüm öykülerini. Karakterlerinin her birinin hikayesini oldukça sade görünse de okurunu onların derdiyle dertlendirmeyi başarıyor.
İlk öyküsü ‘’ Masumiyet Karinesi’’ ile bir Hızır sokuyor hayatımıza. Düzeltilmesini istediğimiz anlar, olaylar vardır ya hani okurken onları düşünmeden edemiyorsunuz. Hızır beni bulsa acaba benim hayatıma nasıl dokunurdu? Sorulması gereken bir soru gibi yapışıyor zihnin bir kenarına.
Yazar karakterlerinin rollerini onların tam üstüne göre biçmiş. Bir lise öğrencisinin ergen ağzını, karakterlerinin cinsiyetini, acısını, acısının kendi ağzındaki eğlencesini, bir çocuğun savunmasızlığını ilk satırdan son satıra kadar dağılmadan işliyor. Olayların karakterin önüne geçmesi durumunun aksini bu kitaptaki neredeyse tüm öykülerde karakterler öykünün birkaç adım önüne ilerliyor. Gerçekçiliğini koruyor her daim.
Öyküler arasında ilerlerken ilk öyküdeki Hızır yeniden karşımıza çıkıyor. Kitaba da adını veren bu öyküdeki olay herkesin içini sıcacık edecek iyiliğe, samimiyete dayalı. Aklımızın kenarına yapışan sorunun da cevabı saklı içinde.
‘’Düşünsene Hızır bendim!’’ diyor sende bir ışık yanıyor. Hızır sensin içinde gelgitlerinle yol ayrımlarınla ve o ayrımlardan hangisini seçtiysen oralarda karşılaştıklarınla kendinin hep yanındasın. Olmaz dediğinde olur, yok dediğinde var diyen, nerede olursan ol seni hep bulan Hızır, düşünsene senmişsin 
Hepsi birbirinden dokunaklı diri diri gömülen kız çocuklarına yazılmış bir kitap.
İyi yazılmış öykü kitaplarına rastlamak da şans gibi bir şey.
Keyifle…
128 syf.
·Puan vermedi
16 tane öyküden oluşan bir kitap Düşünsene Hızır Bendim. Okurken bir çok duyguyu hissetmeniz çok olası. Altını çizdiğim, satırlar hatta paragraflar var. Bazı satır altlarında kendinizi bulacaksınız bazılarını ise kalbinize ekleyeceksiniz Okurken çok etkilendiğim ve çok severek bir çırpıda okuduğum bir kitap oldu.
İyi ki Elif Genç'in kalemi ile tanıştım diyorum şimdi.
Bence bu kitaba bir göz atın
128 syf.
·Puan vermedi
"Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna" diyor Sezai Karakoç kulağımda.
Kelimeleri çağıramıyorum bir yazar gibi, anlatsın şahitliklerimi,hissettiklerimi istiyorum ama boğazımda bir yumru olup tıkanmaktan başka bir şey olamıyorlar. Böyle zamanlarda yetişiyor bir başkasının sesi..
Ses oluyor sana..
Bir başkasının nefesi yetişiyor imdadına Hızır gibi.
"Buğday mı, nefes mi?"sorusunun önemini yutkunamadıkca anlıyorsun.
...

Ne güzeldir kitapların yoldaşlığı. İncitmeden arada boşluk bırakmadan eşlik etmesi.Düşünsene bu gelen kitap Hızır'dı.
Hızır gibi yetişmişti bir vaveyala koparacakken tam da sese bürünememiş kelimelerin içindeki tahakkümünden.
Bu kitapta ki hikayeler bana şunları hissettirdi:
Bir an vardır hepimizin hikayelerinde tüm çıkmazlarda bir hayalet gibi çıkan bir an.İşte o an çekilmiştir bir makine ile, fotoğraflanmıstır. Ve tüm hikaye odur aslında.
Bu kitapta hikayeleri okurken bir fotoğrafa uzun uzun bakar gibi okuduğumu hissettim. Yazar bir fotoğrafı eline tutuşturup başlıyordu anlatmaya.Ve o hikayeyi anlamak için o fotoğraftan başka ayrıntılara ihtiyaç duymuyordun.

Bütün o farklı hikayelerin hallerin arkasında aslında yazar eline bütün o fotoğrafları yığarken bir yandan da bir anda karşına çıkan cümleler ile unut diyordu. O anı o hayaleti unut.
"Bazı şeylerden kaçış yoktur. Sadece erteleriz. Sonrası o ateşin etrafında illa ki döneceğiz, illa yanacağız. O ayna illa yüzümüze çevrilecek. Unutabilir misin göğsündeki acıyı?Unut bunları , devam et!"

"Tarçın kaynat" büyükanne dedim. Unutmalıydım. Iskaladığım her şeyi unutmalıydım."

"Hatırlamayı kim ister, anıları ya da başlangıcı."

"Yaşadıklarını anlat hafifleyeceksin.Anlattıkça önemini kaybedecek, dile düşdükçe basitleşecek, unutulacak"dedi."

'Sonra unutmak mümkün mü?"diye soruyordun kendi yaran tekrar aklına geliverince. Bunun da cevabını çok ince detaylarda veriyordu. Mesela;
"Aşk unutturur bütün hikayeleri." diyordu.
Buradan tekrar insanın , Adem a.s in hikayesine geliyorduk.
Düşünsene Hızır bendim
Düşünsene..

Yazarın biyografisi

Adı:
Elif Genç
Unvan:
Türk Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 73 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 29 okur okuyacak.