Emma Healey

Emma Healey

Yazar
5.9/10
7 Kişi
·
22
Okunma
·
0
Beğeni
·
438
Gösterim
Adı:
Emma Healey
Unvan:
Roman yazarı
Doğum:
Londra, İngiltere, 27 Şubat 1985
Elimde çoktan bulduğum nesne çamurla kaplı. Küçük bir şey, kolayca kaybolabilir. Eski bir pudriyerin kırık kapağı, gümüşü lekelenmiş, lacivert minesi artık cam gibi değil, çiziklerle dolu ve mat. Küflenmiş aynası solmuş bir dünyaya açılan bir pencere, okyanusun altından dışaı bakan bir mazgal gibi... BU, anılarla kıvranmama neden oluyor...
Gözlerimi bavuldan ayırmıyor, Sukey içindekilere dokunduğundan bu yana ne kadar zaman geçtiğini merak ediyordum. Ondan bize sadece bu kalmıştı. her şeyi çıkarıp yıkayarak onu yok etmek değil, bavulun içine kıvrılıp kapağını kapamak istiyordum...
Carla gidince oturacak sabrım olmadığını fark ediyorum. Başka bir yerde olmam gerektiğine dair içimde rahatsız edici bir his var. Ceketimi giyip dışarı çıkıyorum. Nereye gittiğimi bilmiyorum ama bir önemi yok, bir yerde bulunmam gerektiğine eminim ve eninde sonunda oraya ulaşmalıyım.
Oğlum karısı ve çocuklarıyla Almanya'dan geldi. Konuşuyor,gülüyorlar, sesler su altındaymış gibi birbirlerinin üzerinden yankılanıyor. Ne dediklerini duyabiliyorum, bazı şakalar yapıyorlar ama niyeyse cümleleri birbirine bağlayamıyorum. Takip edemiyorum. Yine de diğerleriyle birlikte gülüyorum. Şakanın ne olduğu önemli eğil, gülmek güzel şey. Gülümsemekten yüzüm ağrıyor. Kendimi sıcacık hissediyorum. Kızım bir yanımda, oğlum öbür yanımda.
Tanıştığımız gün çekilmişti bu fotoğraf, çakıl taşlı duvarı olan bahçenin onun olduğunu öğrendiğim, arkadaş olmaya karar verdiğimiz gündü. Gülmekten yüzümün ağrıdığını hala hatırlayabiliyorum. Elizabeth bu fotoğrafı asla atmazdı. gözlerime yaşlar doluyor. Mutlaka öldü diye düşünmeye başlıyorum. Masanın üzerindeki atılmış giysiler ansızın çirkin bir anlam kazanıyor. Elizabeth ile ikimiz bağışları inceleyerek onca saat geçirmiştik ve günün birinde birimizin diğerinin eşyalarını gözden geçirebileceği hiç aklıma gelmemişti...
Eskiden eve gelip giderken - neredeyse koşardım- evlerin hızla yanımdan geçtiğini hatırlıyorum. Sonra annem neler gördüğümü, bazı komşuların dışarıda olup olmadıklarını, bir başkasının yeni bahçe duvarı için ne düşündüğümü sorardı. Hiçbir zaman dikkat etmemiş olurdum, her şey yıldırım hızıyla geçip giderdi. Şimdi her şeye bakmak için bol bol vaktim var ama gördüklerimi anlatacak hiç kimse yok...
Yüzümde çılgın bir gülümsemeyle kollarımın iplerle cekiliyormus gibi haraket ettıgni hayal ediyorum.Kücük bir kızken hep böyle huzursuz hissederdim.
352 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ciğerlerimin içine kadar derin bir nefes çekince ezilmiş toprağın nemli soğuk tadıyla karşı karşıya kalıyorum. Dizlerim kayıp sırılsıklam toprağın içine giriyor, nem pantolonumun kumaşından yavaş yavaş bacaklarıma çıkıyor. Toprak ellerimin içinde kalıplaşarak tırnaklarımın içine kadar girince canım acımaya başlıyor.

Bir yerde, pudriyerin diğer yarısı saklanmış.

Önümde bir çukur var, kazdığım çukur, bahçe örtüsü yeşilliklerin içinde bir delik... Birdenbire burada ne yaptığımı, ne aradığımı hatırlayamıyorum. Bir an hareket edemeyecek kadar korkuyorum, bundan sonra ne yapacağımı bilemiyorum. Herhangi bir şey olabilir: Çiçekleri tarhlarından sökmek veya ağaçları kesip devirmek, ağzıma yaprak doldurmak ya da Helen'in yeniden kazıp çıkarması için kendimi gömmek…


Peki Sakız kabaklarını dikmek için en iyi yer neresidir?

Kitabın ana karakteri Maud. O Alzheimer, bu nedenle hayatındaki birçok şeyi unutuyor. Kızı ve torununu bazen bir yabancı olarak görüyor nadiren de olsa onları tanıyabiliyor.

Ceplerinde sürekli not kağıtları taşıyor.
Onlara kâğıttan hafızam diyor.

Peki neden her kaybolduğunda kendini bir yer kazarken buluyor?

Kitabı okurken her zaman kendimi Maud yerine koyabildim. Yazar bana gerçekten bir Alzheimer hastası olduğumu hissettirdi. Gerçekten her seferinde içmek için doldurduğum çay fincanların unuttuğuma , her seferinde dolapta onlarca şeftali varken şeftaliyi neden aldığıma şaşırdım. Ve bunu 2 dakika içinde tekrar unuttum.

Elizabeth’ e ne oldu. Bundan emin Elizabeth kayıp ama kimse onu ciddiye almıyor. Elizabeth ‘ e kesinlikle bir şey oldu yoksa tanıştıklarında çekilen fotoğrafı neden atsın ki? O asla bunu yapmazdı …
Bunu notlarına yazmalı, Elizabeth kayıp! Kimse ona inanmasa da o ne olduğunu bulmalı..
"notlarımı okuyorum ama ne olduğunu hatırlamıyorum. ne yapmalıyım?

Peki ya ablası sukey? Geçmişte ona ne oldu? Neden kayboldu? Deli kadının bununla bir ilgisi var mı acaba?
Aslında maud’un hatırında kalan her şey bir trajik sonun parçaları mı?

Kitabı okurken bir yandan Maud’ a üzülürken aynı zamanda da Sukey ve Elizabeth’in ilginç hikayesi için meraklanmaya başlayacaksınız. Kitap o kadar güzel ki her şeyi bir oturuşta bitireceksiniz.
iyi okumalar...
352 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Alzheimer hastası yaşlı bir bayanın gözünden yaşamının zorluklarını, geçmişindeki bir yakınıyla ilgili cinayeti unutkanlık hastalığına rağmen çözme çabalarını anlatan yer yer hüzünlendirip yer yer tebessüm ettiren güzel bir kitaptı.
352 syf.
·Puan vermedi
Kitap bunama, alzheimer vb. unutkanlık hastalıkları yaşayan kişilerin nasıl hissettiklerini sonuna kadar hissettiriyor. Zaman zaman sanki hasta kişi benmişim gibi hissedecek kadar sıkıldı içim. Başarılı bir anlatım ve farklı bir bakış açısı... Okunmasını tavsiye ederim.
352 syf.
·5 günde·5/10
Kitabın dili çok sadeydi ve bir yere kaadr pek akicı deildi yazar bazı seyleri gereginden fazla uzatmis.Konu güzelbir konuydu anlatılmasi zor bir konu.Karaktererin gelisimi ise pek iyi deildi bazi yaptiklari seylerun alt yapisini hazirlamamis ama bas karakterinki daha iyiydi.sonunu daha iyi beklerdim bence yazarın tecrübesizliğne gelmiş gene de cok kotu deildi.Eğer alzaymir hastalıgna ilginiz varsa cok iyi anlatılmis okuyabilirsiniz ama bence eksikleri var.

Yazarın biyografisi

Adı:
Emma Healey
Unvan:
Roman yazarı
Doğum:
Londra, İngiltere, 27 Şubat 1985

Yazar istatistikleri

  • 22 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 13 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.