İngiliz ve Rumların kendi aralarında Moda, Baklatarlası ve
Kuşdili çayırlarında oynadıkları futbol maçları Kadıköy ve
çevresinde oturan Türk gençlerinin de büyük ilgisini çekmekteydi.
Ancak ailelerde hakim bulunan taassup zihniyetinin yanı sıra istibdat rejiminin de amansız baskısı Türk gençlerini bu yolda frenleyen
iki önemli faktördü. Buna rağmen futbola gönül kaptıran Türk gençleri arasında her tehlikeyi göze alan karasevdalılar da çıkmıştı.
Bunların başında, Amiral Hüseyin Hüsnü Paşa’nın
Mekteb-i Bahriye (Deniz Harpokulu) öğrencisi olan oğlu
Fuad Hüsnü Bey bulunuyordu. Mükemmel ingilizce bildiği için,
Moda’da oturan İngilizlerle ahbaplık kuran Fuad Hüsnü Bey,
onlardan bir eski futbol topu temin etmiş ve bununla
tek başına oynamaya başlamıştı.
Bir gün kendisini Papazın Çayırı mevkiinde, bir duvarın karşısına geçmiş
top oynarken gören en yakın arkadaşı Reşat Danyal Bey ona takılmıştı:
-“Ne yapıyorsun Fuad? Duvarı mı yıkmaya çalışıyorsun?..”
Fuad Hüsnü Bey’in, muziplikleriyle ünlü bu yakın arkadaşının
sorusuna cevabı pek kestirme olmuştu:
-“Gel Reşat, biz de bir futbol takımı kuralım.
İngilizlere, Rumlara duman attıralım çayırlarda...”
İşte bu sözler, ilk Türk futbol takımının kurulması yolunda atılan
ilk büyük adım olmuştu. Çevrelerinde, kendileri gibi gözlerini budaktan esirgemeyen birçok arkadaş daha bulan Fuad Hüsnü ve Reşat Danyal beyler derhal faaliyete geçerek ilk Türk futbol takımını ortaya çıkarmışlardı.
Ancak bunu büyük bir gizlilik içinde gerçekleştirdikleri gibi,
her türlü tedbiri de elden bırakmamışlar ve takımlarına
bir İngiliz adını vererek devrin hafiyelerinin dikkatinden kaçmak
yoluna gitmişlerdi. İşte bu nedenle ilk Türk futbol takımı,
“Black Stocking (Siyah Çoraplılar)” adıyla ortaya çıkmıştı.