1912'de "sopalı seçimler"le başlayan hukuk tanımazlık, 1913'te Bab-ı Ali Baskını ile devam etmiştir. 1914'te bir oldu-bitti ile girilen dünya savaşı ile de koskoca bir imparatorluk tarih sahnesinden silinirken, milyonlarca yurttaş da değişik cephelerde hayatını kaybetmiş ya da sakat kalmıştır. Biz bu hususu da geniş anlamda en büyük hukuksuzluk olarak görmekteyiz. Zira hukuk, asgari can ve mal güvenliği için vardır. Meşru müdafaa gibi bir hukuka uygunluk nedeni olmadan girilen bir savaş da en büyük hukuksuzluğun kapısını aralamaktadır. II. Meşrutiyet sonrası iktidara gelen hükümetler bir "miras yedi hovardalığı" içinde davranmış ve ülkenin hem can hem de mal güvenliğine sahip çıkamamıştır.