Sovyetler tarihinde yazan araştırmacıların söylediklerine göre rüşvet, sosyalist emlakın dağıtılması 1970 yıllarda ortaya çıktı.
O zamana kadar devlet makamlarında sudan duru insanlar çalışıyordu. Bu fikir kökten yanlıştır. Rüşvetçilik tarihte olduğu gibi daima olacaktır. Sadece rüşvetin çapı ve miktarı farklı oluyordu. Muhammed Fuzuli'nin vaktiyle söylediği gibi
"Selam verdim, rüşvet değil, diye almadılar." Yani rüşvet komünislerden evvel de vardı ve sonra da olacaktı. Yani şimdi de yarın da var olacaktı. Lenin iktidarı bu marazın önünü alamadı. Demir Feliks de ne kadar azimli çalışırsa çalışsın manzara hiç iç açıcı değildi. Bu sebepten gittikçe üzülen "de-mir adam" yavaş yavaş paslanıyordu. Yirminci yılların başında geniş kapsamlı açlık ve kıtlık Rusya'yı bürümüştü. Bu durumda yolsuzluklar, rüşvet olayları çoğalmıştı. Toplu hapisler, kurşuna dizilme vakaları bu sürecin bir türlü önünü alamıyordu. Çünkü balık baştan kokuyordu. Dzerjinski'nin 1923 senesinin Mart ayında kendi yardımcısına verdigi talimatta yer aldığı gibi. Feliks yurtdışından satın alınmış arabaların sayısının her geçen gün çoğaldığından şikâyet ediyordu. Bu arabaları alanların kimliklerini ve onların devlet kurumlarına kaça mal olduğunu öğrenmek için bir talimat dahi vermişti. Maksadı pahalı olan yabancı marka arabaların devletin hesabı aracılığıyla alınmasına kimlerin izin verdigini öğrenmekti. Bu talimatı yardımcısı Yagda'ya veren Dzerjinski kısa zamanda araştırma yapılmasını ve sonuçların Parti Denetim Komisyonuna ve Askeri Mahkemeye verilmesini talep ediyordu. 1920'li yıllarda aile fertlerini yurtdışında okutabilen, yine buralarda tatil yapıp tedavi olabilen memurlar dahi vardı.