Political Islam, Middle East politics, Egyptian politics, Arab political thought, Arab-Israeli conflict, State-society relations, International relations of the Middle East
Kudüs'ün askeri valisi Sör Ronald Storrs'a göre, "Siyonizm [...] İngiltere için potansiyel olarak düşman bir Arapçılık denizinde 'küçük sadık bir Yahudi Ulster'ı' meydana getiriyor[du]"
Soğuk Savaş'ın sona ermesi İsrail'in Amerika Birleşik Devletleri için oluşturduğu en önemli avantajın ve ülke içindeki fraksiyonları bir araya getiren ortak düşmanın -Sovyet destekli Arap radikalizmi- ortadan kalkmasına yol açtı. Abba Eban 1990'ların ortasında şunları yazmıştır: "Sovyetler Birliği artık büyük yağmacı, tüm barış girişimlerinin sabotajcısı ve artık İsrail'e karşı karalama ve iftira kampanyalarının kaynağı değildir." Ama bölgedeki yeni umacı, İran şeklinde ortaya çıkmıştı. Oslo süreci ilerledikçe İran destekli radikal İslam, İsrail'e yönelik başlıca tehdit olarak komünizmin yerini alacak, liberal dünya düzeninin nefret edilen figürü de artık SSCB değil, İran olacaktı. İsrail'in sağcı ya da solcu Amerikalı destekçileri İran'ın ölümcül bir tehdit oluşturduğunun üzerinde durdular. Solculara göre, İran'ın politikası barış sürecini rayından çıkarma tehdidi taşıyordu; sağcılara göreyse, bu politika Yahudi anavatanı ve Yahudi-Hıristiyan medeniyeti için varoluşsal bir tehditti. Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından yeni muhafazakâr ideologların yaşadıkları hayal kırıklığı İsrail'in ABD'deki destekçileri arasında İran konusunda bir fikir birliğı sağlanmasını kolaylaştırdı. O dönemde Amerikan Kongre Binası'nda görevli bir gazetecinin ifadesiyle,
Birçok eski İsrail destekçisini saran kasvet ve felaket hissi, bir bakıma, filozof Francis Fukuyama tarafından Soğuk Savaş'ın son dönemlerinde ortaya atılan tarihin sonu paradigmasının Siyonist versiyonunu yansıtıyordu. Siyonist versiyonda, Yahudi Soykırımı'nın, İsrail devletinin kuruluşunun ve Arap-İsrail çatışmasının damga vurduğu yüzyıllık bir dönem sona erecekti. Pek çok analist İsrail'in Ortadoğu'ya entegrasyonunun bu devletin "modernizasyonuna" ve "post-Siyonist" döneme girmesine neden olacağını öngörüyordu. Uzun