Faruk Yasin Turinay

Faruk Yasin Turinay

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
3
Okunma
·
2
Beğeni
·
279
Gösterim
Hukuk ve Edebiyatın birbiriyle ilişkisinin niteliği, katkı değil, ancak karşılıklı bir ihtiyaç olarak kabul edilebilir.
Artık, cep telefonlarınıza, yeryüzü cennetine, dağınık hayallerinizle düşüncelerinizle geri dönebilirsiniz. İyi uykular, tatlı rüyalar efendim.
John Locke’un devletin kuruluşu ile ilgili kuramına bakılırsa, bir zamanlar herkes kendi hakkını kendisi arıyordu. Fakat, günün birinde, bu serbestlik kamu düzenini bozacak düzeye ulaştı. Bu yüzden, insanlar, bir toplumsal sözleşme yaparak özünde herkesin sahip olduğu cezalandırma yetkisini münhasır şekilde üçüncü makama, devlete terk ettiler. Böylece, devlet, toplumdaki cezalandırma ihtiyacı sayesinde varlığını kazandı ve ihkak-ı hak uygulaması, yerini, merkezi, resmi yargılamalara bıraktı.
Avukat, açıklama ya da savunma yaparken, hem hukukun gereklerini yerine getirmekte, hem de edebi bir ürün yaratmaktadır.
Edebiyatla hukukun iki begonya gibi yüksek verandasını süslediği Hayat Şatosu'nun zifiri zindan koridorlarında dolaşıyoruz her gün. Elimizde sadece yaşam suyu ve mürekkeple çalışan titrek bir el feneri var. Arayıştayız pek çoğumuz,"anlam" denen o hayaletin peşinde. Kimimiz o anlamı şatonun dehlizlerine gizlenmiş evrende, aşkta ya da sanatta bulmaya çalışıyor; kimimizse hukuk, adalet veya eşitlik gibi daha ciddi şeylerde. Bir anlamın peşinde koşmayanlar, huzurun tadını çıkarıp nabzı en yavaş atanlarımız. Ne de olsa, hayatın anlamına yönelik arayış, aslında insanın iç diyaloğunu bölen huzursuzluğun yönünü keşfetmeye adanmış, duyarlı, kekeme bir dilin arayışı...
Hukuk ve Edebiyat hiçbir zaman düşünmekle yetinmez, daima uygular ve üretir. O yüzden, “Almanca yerine Fransızca konuşur”. Bu deyim, düşünmekle yetinenler ile uygulayanların farkınınifade etmektedir. Fransızca konuşmak, Fransızların teorik tartışmaları aşarak devrim yapacak bir ruha sahip olmalarından hareketle pratiğe eğilimli olmayı, Almanca konuşmak ise sonsuz soyut spekülasyonlarla sarmalanmış Alman felsefesini imleyerek teorinin sınırlarından dışarı çıkamama halini karşılamaktadır.
Bu hikayeyi üçüncü çoğul şahısla anlatacağım, çünkü ortada bir adaletsizlik varsa, nerede olursa olsun, bundan hepimiz sorumluyuz.
Oyunumuz başlamak üzeredir efendim. Lütfen, cep telefonlarınızı ve maddi dünyanızı kapalı duruma getiriniz. Hoşgörünüze sığınarak, dağınık hayallerinizle düşüncelerinize de bir süreliğine ara vermenizi rica ederiz. Oyun sırasında flaşlı ya da flaşsız dilediğiniz kadar fotoğraf çekebilirsiniz, hatta çekmenizi öneririz. Üzerinizde sadece vicdanınızın en el değmemiş kısmıyla muhakemenizin en kıvrak tarafını bırakmanızı istirfam ederiz. Merak etmeyiniz, oyun sona erip günlük hayatınıza geri döndüğünüzde, "yaşamın olağan akışında" ikisi de sizi rahatsız etmeyecek düzeye inecektir. İyi seyirler efendim.
"Başkasına yargıçlık etmeye hakkın olmadığını asla unutma. Çünkü suçluyu yargılayan yargıç kendisinin de karşısında duran kadar suçlu olduğunu, o adamın işlediği suçta belki herkesten çok sorumlu olduğunu bilmelidir. Saçma görünmekle beraber gerçektir bu. Çünkü ben doğru bir insan olmuş olsam karşıma bir suçlu çıkmayacaktı belki."
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Faruk Yasin Turinay

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 3 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.