Fehmi Demir

Fehmi Demir

Yazar
9.3/10
4 Kişi
·
13
Okunma
·
1
Beğeni
·
120
Gösterim
Adı:
Fehmi Demir
Unvan:
Yazar
216 syf.
·Puan vermedi
Sultan çeşmesi, II.Abdülhamit dönemine ışık tutan ve Abdülhamit sevdalısı olduğu gözlerden kaçmayan bir abimizin romanı. Okumaktan çok keyif aldım bir oturuşta bitirmek dahi nasip oldu. Tarihe nasıl bakarsak öyle görürüz diye düşünüyorum. Hayatın kanunudur ; her daim iyilerin yanında kötüler de vardır ki devran dönebilsin. Romanımızda da II.Abdülhamit'i pek sevenler ve zerre sevmeyenler çıkıyor karşımıza. Bu yönden gerçekçi yanını da farkedebiliyoruz romanın. Romanda kendimizden kesitler buluyor oluşumuz daha da meraklı bir okumaya ve tedbiri elden bırakmamaya itiyor bizi. Kurgusal yönden de çoğu popüler tarih romanını geride bırakacak bir kitap. İçinde bulunmadığımız devirlere içimizin ısınmasını sağlayacak nitelikli bir anlatı. Romanda dünyanın Son Hükümdarı'nın dönemin insanlarının yüreğinde yeşertmiş olduğu harikulade muhabbeti görmemek imkansız, ziyadesiyle vatanına , padişahına bağlı , inançlı insanlar çarpıyor gözümüze. Hafiye romanı oluşu da farklı bir boyut getiriyor romana. Halk için yapılan casusluk, olmuş olana getirilecek çözüm değil de düzeni sarsacak herhangi kötü bir şeyin hiç olmaması için yapılan hayırlı bir iştir aslında. Toplumsal refahın, düzenin, eğitim seviyesinin(özellikle kadınların eğitilmesinin şart olması gerektiği kısmı) yükseltilmesi için çekilen bir dolu çile.. Ve beni de etkisi altına aldığı açıkça görülüyor: Evrensel sayılmış bir padişahın, yine ona yakışır nitelikteki muhteşem çöküşü..
240 syf.
·Beğendi·10/10
Mavi Fetih, fetih ruhunu hissetmek fetih atmosferini soluklamak isteyenlerin okuması gereken Fehmi Demir’in kaleme aldığı roman. Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethinden sekiz sene sonra Karadeniz’e yaptığı sefere katılan bir yeniçeri Çavaş Çelebi etrafından romanına başlıyor yazar. Çavaş Çelebi ile birlikte yeniçerilerin hayatı, nasıl devşirme olarak alındıkları ailelerinden alınıp başka ailelerin yanına verilerek Türk İslam hayat tarzı ile tanıştıkları, ocağa alınan çocukların ailelerinin kavuştukları ayrıcalıklara yer veriliyor. Baharın gelişi ile birlikte Çavaş’ın Babası yerine koyduğu Aybar Ağa sevinçli bir şekilde Çavaş Çelebi’nin yanına gelerek müjdeli haberi getirmesi ile sefer yolunun gözüktüğü anlaşılıyor. Geçen vakitte Aybar Ağa’nın müjdeli haberi gerçek oluyor ve Fatih Sultan Mehmet sefere çıkılmasını buyuruyor ve sefer başlıyor. Ve seferde başlarına gelenler hem düşmanın hem de doğa ile mücadele yazarın kıvrak kelimeleri ile akıp gidiyor.
Muhafız Adonis ise romanın başka bir ismi o da Kralın kızı Despina’ya aşık ama aşık olduğu kız kral babası tarafından Uzun Hasan’la evlendirilmiş.Hem sevdiği elinden alınan hem de Kralın sırtını yasladığı Uzun Hasan’a diş bileyen Adonis. Kralın Uzun Hasan’a sırtını yaslaması ona güveni sonucu İstanbul’da olan olaylara,Osmanlının yeni seferini umursamayan kralına ve halkın amaçsızlığına karşı bir şeyler yapılması kaygısında bir gün Krala gidip durum hakkında bilgi vermek istemiş ama kral Adonis’i umursamamış aklındaki şeytani planı söylediğinde ise onu azarlayarak huzurundan kovalamış, Adonis aklındaki planı uygulamak için kaleden kaçıp planını uygulamak için yola çıkmıştı.
Sefere çıkan ordu Bolu’dan geçerken Fatih Sultan Mehmet Hanın aklına Hocası Akşemseddin düşmüş yüreği sıkışmıştı. Bu bölümde vefayı ve fetih ruhunu okuyucuya yansıtan yazar,Fatih Sultan Mehmet Han’ın Hocasının kabrinin olduğu yerde ata binmeyip ordusu ile Göynük geçilene kadar kilometrelerce yolu yayan ve devamlı dua ederek geçişi duygusal anlar yaşatıyor okuyucuya.
Sonra seferde bir mola zamanında Çavaş Çelebi, Hocası ve Babası yerine koyduğu Aybar Melik ile ava çıkarlar avladıklarını hünkara sunmaktır niyetleri fakat Aybar Melik’e ormanda bir ayının saldırısı ve bu saldırıdan kurtulamayan Aybar Melik’in aralarından ayrılışı seferin üstüne bir acı gibi çöker. Çavaş Çelebi ayıyı haklasa da Aybar Melik gitmiştir artık.
Sefer bu acı ile devam ederken Çavaş Çelebi de öncü birliğe dahil olmuş Koyulhisara doğru ordunun önünden gitmeye başlamışlardı. Koyulhisar da kalenin Osmanlı Ordusu gelmeden ele geçirilmesi gerekliydi ve aklı ve zekası ile Çavaş Çelebi bu işi başarı ile sonuçlandırmış.Ve sefer bir yeniçerinin bilek ve aklının kuvveti kahramanlığı ile devam etti. Sonra Adonis kirli düşünceleri ile Hünkara suikast girişiminde bulunacağı sırada Çavaş Çelebi önsezi ve dikkati ile Adonis’in kirli emelini bertaraf etmiş üstüne birde Adonis'in son isteğinde yine kendini öne atarak tek teke çarpışmışlar burada da kahramanlığı ile ordu içerisinde bir defa daha kendini göstermişti. Sefer devam ederken Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın mektubunu hükümdara getiren Sare Hatun’a Hünkarın -Anam diye hitap etmesi ona hürmette kusur etmemesi.Sare Hatun’un onu daha iyi anlaması amacı maksadını bilmesini sağlamak için onunla görüşmesi ve sefere dahil edip Trabzon’un fethinde onunda yanlarında durup alınacak sevaptan onun da istifade etmesini istemesi.Hünkar, çıktığı seferin toprak almak yurt ele geçirmek için değil diğer seferler gibi maksat gibi İlah-ı Kelimetullah için olduğu fetih ile kaleler, topraklar, ülkeler almanın önemli olmadığı asıl gayenin ne olduğunu anlatmış, fethin en zorlusu ve asıl biricik amacının insanlarının gönlünü feth etmek olduğu yaptığı seferlerde fethedilecek gönüllere ulaşmak olduğu çok güzel bir dille anlatılıyor.
Hünkar seferlerde devamlı halkın olduğu yerlerde halkla beraber vakit geçirmek, onlarla bir arada durmaya çalışıyor onların Osmanlı’yı tanımasını Osmanlı’nın ne olduğunu gözleri ile görmesini de istiyor. Ve Trabzon önlerine gelen Osmanlı ordusu. Ele geçirmesi o kadar zor olmayan zahmete fazla gerek duyulmayan Trabzon önlerinde Hünkarın asıl gayesinden vazgeçmeyip Trabzon’u yıkmak değil yeniden yapmak gayesi ile Trabzon’a zarar gelmesin diye Rum Kralının toplarla değil rızaları ile teslim olmasını beklediği o sıkıntılı zamanlar,bekleyişler,çarpışmalar.Yirmi sekiz koca gün,yirmi sekiz günde verilen onca şehit ve o asil gaye için yıkmadan dökmeden Trabzon’u ele geçirmek halkın zarar görmemesi için verilen özen. Ordu sonunda kale önüne gelince Pontus'lu Rumlar zoru görünce kalenin anahtarını teslim ediyorlar hünkara. Teslim ederken de şartlar öne sürüyorlar; malları ve canlarına dokunulmaması için talep de bulunuyorlar yalnız bilmiyorlar hünkar neden günlerdir ordusundan kayıplar verse de topları kullanmadan buraya bu kadar geç geldiğini halkın malına canına zarar gelmesin diye verdiği sabrı,cefayı…
Sonunda Karadeniz bir Türk Gölü oluyor İstanbul’un fethinden sonra Bizans’a bir darbe daha vuruluyor karanlığa,cahilliğe,yozluğa. Trabzon’da İslam ile tanışmak buluşmak için saatler sayıyor.Mavi Fetih baştan sona sizi o dönemin ruhu ile sarıp sarmalıyor Akşemseddin, Molla Gürani hocaların dualarını,Fatih’in İlah-ı kelimetullah yolunda ki emin ve kararlı adımlarını,Allaha olan kulluğunun her daim idrakini, Türk ordusunun gururlu kıvançlı hallerini devamlı Çavaş Çelebi’nin yanında at sürerek takip ediyorsunuz.
#KitapŞuuru

Yazarın biyografisi

Adı:
Fehmi Demir
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 13 okur okudu.
  • 2 okur okuyacak.