7.5/10
0 Kişi
4
Okunma
0
Beğeni
1.262
Görüntülenme

Hakkında

Asıl adı Mehmet Feridun’dur. Dukaginzâde Mehmed Cemal Bey’in oğlu olup İstanbul’da doğdu ve soyadı kanunu çıkıncaya kadar Dukaginzâde (Dukakinzâde, Dokakinzâde) aile adını kullandı. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de gördükten sonra İstanbul’a gitti ve Kuleli Askerî Lisesi’ne girdi. Buradan 1910’da, Harbiye’den de 1912’de mezun oldu. Teğmen olarak Balkan, Çanakkale, Kafkas cephesi savaşlarına katıldı. 1921’de Anadolu’ya geçerek Sakarya Savaşı’nda birinci grup erkân-ı harbiyyesinde görev aldı; aynı yılın kasımında yüzbaşılığa yükseldi. İstiklâl Savaşı’ndan sonra Harp Akademileri’ndeki tahsil dönemini tamamlayarak 1924 yılı Temmuzunda kurmay oldu. Aynı yıl Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye’de görevlendirildi. 1925’te Harp Akademileri taktik öğretmeni, 1926’da da harp tarihi öğretmeni oldu. Askerlerin yabancılarla evlenmesini yasaklayan kanunun çıkması üzerine eşi yabancı olduğundan 22 Eylül 1927’de askerlikten ayrıldı. Ancak sivil öğretmen olarak akademideki derslerine devam etti. F. Dirimtekin Türk Hava Kurumu’nda reis muavinliği (1935-1939), 1939’da Beden Terbiyesi İstanbul Bölge müdürlüğü, 1942’de Eminönü Halkevi başkanlığı görevlerinde bulundu. 1942-1946 yılları arasında bu halkevinin tarih ve müze şubesinin İstanbul müzeleriyle yakın bağlantı kurmasını sağladı. 1945’ten itibaren Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu bünyesinde ayrı bir kuruluş olan İstanbulu Sevenler Grubu’na üye seçildi. 1946-1950 yılları arasında İstanbul Şehir Meclisi üyesi ve İmar Karma Komisyonu başkanı oldu. Dirimtekin, şehir meclisi üyeliği 1950’de sona erince Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nda başkan yardımcısı olarak kaldı. Ayrıca Eski Eserleri Koruma Encümeni’ndeki görevini sürdürdü. İstanbul’un Fethinin Beşyüzüncü Yıl Dönümünü Kutlama Derneği’nde de üye idi. Bu derneği Ekrem Hakkı Ayverdi ile birlikte yeniden şekillendirip Fetih Derneği adıyla bir enstitü haline getirdi. 1955 yılında Ayasofya Müzesi müdürlüğüne tayin edildi, 1971 yılına kadar bu görevini sürdürdü. 26 Eylül 1976’da öldü ve 29 Eylül günü Feriköy Mezarlığı’na defnedildi. Eserleri. Feridun Dirimtekin’in Türk harp tarihine dair olan ilk yayınlarında I. Dünya Savaşı’ndaki çarpışmalara dair konular ele alınmıştır (Büyük Harp-Türk Cepheleri, I. Kısım, İstanbul 1926-1927; Büyük Harp-Türk Cepheleri: Çanakkale Cephesi, II. Kısım, İstanbul 1927; Büyük Harp-Türk Cepheleri: Filistin Cephesi, III. Kısım, İstanbul 1927; Büyük Harp-Türk Cepheleri: Kafkas Cephesi, İstanbul 1931, 2. bs.). Dirimtekin, bizzat içinde yaşadığı I. Dünya Savaşı dışında daha eski tarihlerdeki savaşlara dair de araştırmalar yayımladı: “1853-55 Seferinde Rumeli ve Kırım Harekâtı” (İstanbul, ts.); “1736-1739 Türk-Avusturya-Rus Seferi” (İstanbul 1928); “Nizip, 1831-1840 Türk-Mısır Seferi” (İstanbul 1931); “1714-1718 Türk-Avusturya-Venedik Seferi” (İstanbul 1932); “Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071” (İstanbul 1936; 1943, 2. bs.). Askerî Mecmua’nın çeşitli sayılarına ek olarak yayımlanan bu çalışmaların ardından Konya ve Düzbel (1146 ve 1176) (İstanbul 1944) ve Haçlı Seferlerinde İnönü ve Eskişehir Meydan Muharebeleri (İstanbul 1946) adlı kitapları kaleme aldı. Dirimtekin 1949’da İstanbul’un fethine dair büyük eserini verdi (İstanbul’un Fethi, İstanbul 1949; 1976, 2. bs.). İstanbul’un 1453’te kuşatılmasına dair üç ciltlik bir eseri olan Ali Rıza Sağman ile girişilen polemik üzerine ona bir makale ile cevap verdi (“İstanbul Surları Hendeklerinde Su Var mıydı?”, Tarih Dünyası, II, sy. 15 [İstanbul 1950], s. 643-647). 1952-1953 yıllarında Türk Turing ve Otomobil Kurumu Belleteni’nde Fâtih devriyle ilgili birçok makale yayımladı: “Fâtih’in Donanma Komutanlarından Has Yûnus Bey” (sy. 126 [1952], s. 6-9); “Fâtih’in Ordusu İstanbul’a Evvelâ Nereden Girdi?” (sy. 132 [1953], s. 17); “İstanbul Muhasarasında Donanma Haliç’e Nasıl Geçirildi” (sy. 133 [1953], s. 6-7); “Son Bizans İmparatoru Konstantin XI’in Ölümü” (sy. 135 [1953], s. 4-5); “İstanbul’un Muhasarası ve Zaptı” (sy. 136 [1953], s. 3-13); “İstanbul’un Zaptı Türkler’in Vicdan Hürriyetine Hizmetlerinin Bir Timsalidir” (sy. 136 [1953], s. 16-18). Dirimtekin aynı yıllarda İstanbul surları hakkında bol resimli şu iki kitabı yayımladı: Fetihden Önce Marmara Surları (İstanbul 1953); Fetihden Önce Haliç Surları (İstanbul 1956). Bunlarla birlikte Fetih’ten sonraki İstanbul’a dair küçük kitabı da üç dilde ayrı ayrı basıldı: Ecnebi Seyyahlara Nazaran Fetih’den Sonraki İstanbul (İstanbul 1953). Feridun Dirimtekin, İstanbul’un fethinin 500. yıl dönümü vesilesiyle dışarıda basılan ve içlerinde tarihî gerçeklere aykırı pek çok şeyler bulunan bazı araştırmalara dair tahlil ve tenkit yazıları da yayımladı (Amantos ve Moschopulos’un makaleleri hakkında, Fatih ve İstanbul Dergisi, II, sy. 7-12 [1954], s. 275-282; F. Babinger’in Fâtih’e dair kitabı hakkında, İstanbul Enstitüsü Mecmuası, I [1955], s. 123-132). Ayasofya’ya müdür olması ile kendini Bizans eserlerini incelemeye veren Dirimtekin, Osmanlı devri tarihiyle ilgili olarak İstanbul Enstitüsü Mecmuası’nda çıkan birkaç büyük makalesi yanında (“Belgrad’ın İki Muhasarası”, II [1956], s. 51-86; “Ecnebi Seyyahlara Göre Onsekizinci Asrın İkinci Yarısında İstanbul”, IV [1958], s. 93-134; “Sadr-ı Âzam Adnî Mahmud Paşa”, IV [1958], s. 167-190; “Ecnebi Seyyahlara Göre XVII. Yüzyılda İstanbul’un Medenî ve İçtimaî Hayatı”, V [1959], s. 56-98) yine birkaçı İstanbul’la ilgili olan bazı küçük çalışmalar da kaleme almıştır: Ecnebi Seyyahlara Nazaran XVI. Yüzyılda İstanbul (İstanbul 1964); “Fâtih Sultan Mehmed’in Annesi”, Türk Turing ve Otomobil Kurumu Belleteni (sy. 261 [1963], s. 15-17); “Türkler Devrinde İstanbul”, (a.e., sy. 35/314 [1972], s. 5-8); “19. Yüzyıldan Bugüne Kadar İstanbul” (a.e., sy. 36/315 [1972], s. 2-9); “Preveze ve İnebahtı” (Tarih Konuşuyor, VI/36 [1967], s. 2987-2992); “Selçukluların Anadolu’da Yerleşmelerini Sağlayan İki Zafer” (Malazgirt Armağan Kitabı [Ankara 1972], s. 231-238); “Muasır Bizans Kaynaklarına Göre Osmanlılar’ın Rumeli’ye Geçiş ve Yerleşişleri” (VII. Türk Tarih Kongresi [1970], Kongreye Sunulan Bildiriler, Ankara 1973, II, 577-580; Dirimtekin’in bu eserleri ve diğer çalışmaları için bk. Eyice, s. 268-281). Feridun Dirimtekin, meslekten bir tarihçi olmamakla beraber başta harp tarihi olmak üzere bilhassa İstanbul’un fethi üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Bizans arkeolojisi uzmanlığına dönmesi ise amatörce olmuş, dolayısıyla araştırmaları takdim metodu bakımından çok defa tatmin edici bir seviyeye yükselememiştir.
Ünvan:
Türk Tarihçisi
Doğum:
İstanbul, 1894
Ölüm:
İstanbul, 1976

Okurlar

4 okur okudu.
7 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Lamartine'nin İstanbul ile alakalı düşünceleri
Orada Allah ile insan, tabiat ile sanat müştereken, dünyada insanların hayretle temaşa edecekleri en ulvi manzarayı yaratmak için işbirliği yapmışlardır. Napoli körfezini ve bütün güzelliklerini ebediyyen unuttum. Çünkü bu muhteşem ve ulvi manzarayı, diğer bir şeyle mukayese etmek, yaradana karşı bir hakaret olurdu. Eğer dünyaya yalnız bir defa nazar affetmek mecburiyeti olsaydı; şüphesiz buraya, bir hissi takdir ile bakmak lazımgelirdi.
Sayfa 32·Kitabı okudu
Fetihten sonra İstanbul'daki Bizans abidelerini, mebaniyi harap eden ve "kıyameti sügrâ" denilen zelzele 915 (1510) da vukua geldi. İstanbul'da 109 cami, 1070 ev ve Eğrikapıdan Yedikuleye kadar olan kara surlarının bir çok kısımları, Topkapı sarayının denize doğru olan duvarı, kız kulesi ve Galata surları yıkıldı. Fatih ve Bayazıt camilerinin kubbeleri kısmen ve Karaman çarşısı tamamen harap olmuştu. Bu yıkıntılar Anadoludan getirilen 37000 ve Rumeli'den getirtilen 2900 amele ile İstanbul'da bulunan 10.000 kişinin çalışmaları ile tamir edildi. Fakat bir çok Bizans binaları harap olmuştu. İstanbul'da ahşap ev yapmak adeti meydana gelerek, büyük devamlı taş inşaattan çekinildi.
Sayfa 6·Kitabı okudu
Reklam