Fernando Baez

Fernando Baez

Yazar
7.9/10
27 Kişi
·
38
Okunma
·
1
Beğeni
·
188
Gösterim
Adı:
Fernando Baez
Doğum:
Venezuela, 1970
Mayıs 1933’teki kitap yakma olaylarının etkisi çok büyük oldu. Sigmund Freud bir gazeteciye kitap yakmanın insanlık tarihinde bir ilerleme olduğunu söylüyordu: “Ortaçağ’da olsa beni yakarlardı. Bugün kitaplarımı yakmakla yetiniyorlar.”
"Hypatia tarihte bilimsel araştırmalar yaptığı için ölüme mahkum edilen ilk kadındı."
Fernando Baez
Sayfa 103 - Can Yayınları, 1.Basım, Çeviri: Tolga Esmer
Jorge Luis Borges şöyle der:

"İnsanın araçları içinde hiç şüphesiz en şaşırtıcısı kitaptır. (...) kitap bambaşka bir şeydir: Kitap belleğin ve hayal gücünün uzantısıdır."
Fernando Baez
Sayfa 26 - Can Yayınları, 1.Basım, Çeviri: Tolga Esmer
"1933'te Nazilerin kitap yakmasını ciddi bir kitapsever olan Joseph Goebbels organize etti."
Fernando Baez
Sayfa 34 - Can Yayınları, 1.Basım, Çeviri: Tolga Esmer
368 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
“Meclisteki bireyler açıkça kitapları yakmanın işe yaramadığını, yazarların yakılması gerektiğini söyledi.”

Jean-Jacques Rousseau

*
Yazının icadından; Kil tabletlere, Kil tabletlerden; Rulo Papiruslara, Kodekslere, İpek Yazmalara, Kitaplara… Dünden, bugüne ve yarına... Ateşin çemberinden, kitabın tarihine bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu yolculuk pek iç açıcı olmayacak.

Kitabın tarihi ile ilgili bilgilerim, bu kitapla beraber alt üst oldu. Bildiğim her şeyi bir kenara bıraktım, bilmediğim ne varsa hafızama almaya çalıştım. Bilmediğim şeylerin çok olduğunu anlayınca, yavaş yavaş okumaya ve not almaya başladım. İncelemenin yarısını kitap bitmeden önce yazmaya başladım. Okumanızı tavsiye edeceğim ama, canınız yanacak şimdiden uyarayım(!)

*

Kitapların yok olma nedenlerini William Blades şu şekilde sıralamış; “ATEŞ, su, gaz, ısı, toz, ihmal, bilgisizlik, kötülük, koleksiyoncular, kitapçılar, kitap kurtları, böcekler, çocuklar ve hizmetçiler.”

Baze’in araştırmasına göre kitapların %60’lık bir oranı hesaplanarak, yani bilerek yok edilmiştir. Çoğunluğu yakılarak. Geri kalan %40’ın içinde ise, yangınlar, kasırgalar, seller, depremler, tsunamiler, hortumlar, muson yağmurları var. Geçmişte kil tabletlere yazılırdı, en kolayı su baş düşmanıydı. Kağıt üzerine yazılmaya başlandığında ise; baş düşmanı bağnazlık ve yardımcısı ATEŞ’ti. Sadece kitap yakmadılar, fikirleri yaktılar, geçmişi yaktılar, yaşam biçimlerini yaktılar, yetmedi İNSANLARI yaktılar, kazıklara oturttular, çarmıha gerdiler, bir direğe bağlayıp taş yağmuruna tuttular, dine küfür saydılar; kafir ilan ettiler, engizisyon birlikleri ve mahkemeleri kurdular insanlığa ve dünyaya korku saldılar.

Kitabın geçmişi, aynı zamanda insanlığında geçmişidir.

*

Tarihte gerçekleşmiş olan gerçekliğe, ironi ile yaklaşalım…

Kur'an mı, YAK GİTSİN!
İncil mi, YAK GİTSİN!
Tevrat mı, YAK GİTSİN!
Bütün Dini kitapları YAK GİTSİN!

Hepsini yakmışlar, yok etmişler. Mağaralara saklamışlar, buldurmuşlar yakmışlar. Toprağa gömmüşler, onları da bulmuşlar. El yazması olanları ayırmamışlar, ateşe atmışlar. Çoğaltılması yasaklanmış, karşı çıkanları yakmışlar. Kitapları yakacakları için, ezberlemişler. Kitaplar yandıkça ezberlerinde olanı yazmışlar. Bu bize şu soruyu en başından sorduruyor, geçmişten gelen metinler, gerçekten ilk yazılı olan hali ile karşımızda mıdır? Cevabı incelemeyi okudukça, kendiniz vereceksiniz buna eminim.

Kil tabletler, YAK GİTSİN!
Kodeksleri, YAK GİTSİN!
Metinleri, YAK GİTSİN!,
Kitapları, YAK GİTSİN!
Mürekkebi, YAK GİTSİN!
Matbaayı, YAK GİTSİN!
Yayınevlerini, YAK GİTSİN!
Kitap Satanları, YAK GİTSİN!
Düşünenleri, YAK GİTSİN!
Şairleri, YAK GİTSİN!
Yazarları, YAK GİTSİN!
Öğretmenleri, YAK GİTSİN!
Din adamlarını, YAK GİTSİN!
İlk Çağı, Orta Çağı, Yeni Çağı YAK GİTSİN!
Aztekleri, Sümerleri, Antik yunanı, YAK GİTSİN!
Moğolları, Çinlileri, Bizansı YAK GİTSİN!
Tükleri, İngilizleri, Amerikalıları, YAK GİTSİN!

İlk önce yazılı olan her şeyi yakmışlar, yetmemiş insanları yakmışlar. Herkesi, her şeyi yakmışlar. Milyonlarca kitabı yakmışlar, kütüphaneleri yakmış, yıkmış, yağmalamışlar. Krallar yaktırmış, Papazlar yaktırmış, Hahamlar yaktırmış, Hocalar yaktırmış, Komutanlar yaktırmış, Yazarlar yaktırmış, Kraldan çok Kralcı olanlar yaktırmış, sonra kralcıları da yakmışlar. Ateşin ortasına atıp, cayır cayır yakmışlar.

MS. 3. Yüzyılda, bolca kitapların özetleri çıkmaya başlamış. Yani Platon yazmış, herhangi birisi bunu kopyalamış, yazmış, çarşıda satmış. Kitaplar Yunan’da o şekilde satılırmış. Şimdi adını vereceğim düşünürlerin, yazarların, şairlerin yazıları ve kitapları bir şekilde günümüze kadar gelmiş, gelmiş gelmesine de nasıl gelmiş? Özelikle uzun kitapların özetleri çıkarılmış, sonra çeşitli nedenler ile kitapların asılları yok edilmiş, toplatılmış, yakılmış vs. geriye özetler kaldığı için, değer görmeye başlamış. Bir eserin kendisi değil de, günümüze özetleri kalmış.

Şimdi, kitaplığıma baktım, Homeros’un İlyadası’nı gördüm. Hem kitabın içeriğine baktığımda, hem geçmişte yaşanmış kitap katliamlarına baktığımda bu kitabın orijinal bir metin olma ihtimali yok gibi duruyor. Bir de şöyle garip bir durum var ki, kitap kopyacıları kitabın orijinal halini de değil, kendi fikirlerini de eklerlermiş, hatta düzeltme yapılır, o şekilde satılırmış. Çok ilginç bir durum.

Mısır, Antik Yunan, İskenderiye, Çin, Roma, İstanbul’un Fethi, İslam Dünyası, Orta Çağ, Latin Amerika, Rönesans, İngiltere, Fransa, İspanya, Amerika…. Şili, Arjantin, Bosna-Hersek…

YANGINLAR, SAVAŞLAR… Kitap Kıyımının olmadığı dönem yok.

İncelemenin bu kısmını kitabın yarısını okuduğumda yazdım. Geri kalan kısmı ise, daha can yakıcı olmakla birlikte, neşteri vurup, hastayı kurtaramadığımız bölümdür!

*

TITANIC BUZDAĞINA ÇARPTI, İÇİNDEKİLERLE YOK OLDU. KİTAPLAR İSE İNSANLIĞA ÇARPTI, TIPKI BİR VOLKANİK DAĞA ÇARPAR GİBİ, KÜL OLDU!

Kitapların yakılması dediğimizde aklımıza hep Naziler geliyor sanırım. Muhtemelen bunun nedeni görseller. Yaptıklarını göstermeyi ve propagandayı sevmeleri, yaşanmış ya da yaşanmamış birçok olayda Nazilerin adını ön plana çıkarıyor.

İlk metinlerden, bugüne gelindiğinde yaşanmış acıların bir tarifi yok. Fırınlarda yakılan kitapların, insanların yakılmasına esin kaynağı olduğu düşünülüyor. Kitapları yakanlar elbet insanları yakacaklardı, yaktılar da. Yalnız, kitapları yakanların bir özelliği var. Kitap okumayı ve kütüphane oluşturmayı sevmeleri. Bunun en çarpıcı örneği Hitlerin ve Nazilerin Propaganda Bakanı Goebbels.

"1933'te Nazilerin kitap yakmasını ciddi bir kitapsever olan Joseph Goebbels organize etti." #39272793

Goebbels’in nasıl iki yüzlü olduğunu size bir fotoğrafla kanıtlamak isterim.
Bu fotoğrafın adına “Nefretin Gözleri” adı verilmiş. 2018 yılında Twitter da paylaşılmıştı ben de kaydetmiştim.
Fotoğraf: https://ibb.co/34LKdq3
Hikayesi İçin buyurunuz: http://wwturkiye.org/nefretin-gozleri/

Fotoğraf hikayesi de aynı kitaplarda ki durum gibiydi. Hitler de okuyordu, Goebbels’te okuyordu. Ama bu durum değişmeyen bir şeyi de ortaya çıkarıyordu. George Orwell ‘ın Hayvan Çiftliği ‘ni okuyanlar şu manifestoyu hatırlarlar:

"BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR
AMA BAZI HAYVANLAR
ÖBÜRLERİNDEN DAHA EŞİTTTİR!" #39870000

1984 , Cesur Yeni Dünya , Yakma Zevki , Fahrenheit 451 ve niceleri benzer alıntılarla doludur…

1933 Yılında Naziler bir kıyımın tüm ülkede nasıl uygulanabileceğini gözler önüne serdi. Planlı bir şekilde organize olunmuş ve meydanlarda kitaplar yakılmıştı. Kitapları yazanlar, bu durumu izlemek durumunda kalmıştı. Seslerini çıkaramamış ve göz bebeklerine yansıyan alevleri yüreklerinde hissetmiş, içten içe yanmış, insanlıklarını belki de orada bırakmışlardı.

Törenler düzenlenerek kitaplar yakılmış, olay Goebbels’in deyimiyle “Alman ulusunun iç ve dış temizliği” olarak dünyaya takdim edilmişti.

1933’ten birkaç kare;

https://ibb.co/qBthL3P

https://ibb.co/xLNVqJN

https://ibb.co/mSmg1Zc

https://ibb.co/zRjLqr8

İspanya İç Savaşı zamanında ne kadar kitap yakıldığı, ne kadar kütüphane tahrip edildiği, insanlığa ne kadar zarar verildiği bilinmiyor. Karmakarışık bir savaşın içinde, karmakarışık kararlar nadide el yazmalarının sonsuza dek yok olmasına neden olmuş.

Bilinçli ya da bilinçsiz yapılan her yok etme olayları, korkunun yansımasıydı. Eleştiriden ve fikirlerden öyle korkmuşlar ki, çözümü kitap kıyımında bulmuşlardı. Belli oranda bunu gerçekleştirdiler. Bazı el yazmaları ve kitapların kopyaları yoktu. Ender eserler sonsuza kadar yok oldu. Franco’nun zararı hem insanlığa hem de tarihin anlaşılmasına darbe vurdu.
Mao’nun Kızıl Muhafızları,
Hitlerin SS’i SA’sı,
Franco’nun Polisleri, Aşırı Radikal Askerleri,
Stalin’in NKVD’si vardı.

Hepsi tek bir parmak işaretini bekliyordu…

Hepsi kendi içlerinde tüm güçlerini aldıkları emirleri uygulamakla kullanmışlardır. Sorgulamadan itaat etmişlerdir. Milyonlarca insanı katletmişler, milyarlarca metni yok etmişlerdir. İnsanları katledenlerin, kitaplara masumca yaklaşması beklenebilir miydi?

Sovyetlerde, Nazilerde, İspanya’da ne olduysa Çin’de de o olmuştur. Hiçbir farkı yoktur. Binlerce kütüphane talan edilmiş, yazarları idam edilmiş, yayıncılar kurşuna dizilmiş, satanlar hapislere atılmış.

Mayıs 1933’te ki kitap yakma eylemleri esnasında Sigmund Freud “Orta Çağ’da olsa beni yakarlardı. Bugün kitaplarımı yakmakla yetiniyorlar.” diyecekti.

Kitapkırım ve Kitap Soykırımı tabirleri artık gazetelerde yankılanmaya başlamıştı. Günümüzde ki teknoloji sayesinde, birçok şeye hızlıca erişebiliyoruz. Sansür bile çok fazla dayanmıyor. O yıllarda bu eylemlerin yani kitap yakmanın boyutları çok fazla anlaşılmamıştı. Daha sonra fark edilmiş, sonuçları ağır olmuştu. Bir tarih, bu eylemlerle yok olmuştu.

https://ibb.co/HC5ZSNv

Avrupa Utancın bir diğer adı da Din üzerinden en büyük kıyımları yapan “ Engizisyon Mahkemeleri” idi. Orta Çağ’da kurulmuş olan bu bağnaz yapı, Avrupa’nın bir nevi terör örgütü gibiydi. Yasaklı kitaplar üzerinden, yapmadıkları kıyım kalmamıştır. Aynı şekilde diğer örnekler gibi insanlığa hakarettir. Sovyetler zamanında ihbar nasıl bir can simidi olmuşsa, bu dönemlerde de aynı şeyler yaşanmıştır. İnsanlar bir gün daha yaşayabilmek için, arkadaşlarını, akrabalarını, babalarını ihbar etmiştir.

Kitapta da geçen bir durumu size başka kaynaktan aktarmak istiyorum.

“Engizisyonun düşman olup cezalandırdığı insanlar arasında ünlü felsefeciler ve bilim adamları da bulunuyor ne yazık ki. Bunlardan en bilinenleri; Roger Bacon, Ockhamlı William, Giardano Bruno ve Galileo Galilei’dir. Büyütecin mucidi olan Bacon’ın suçu Fransisken tarikatını eleştirmekti. Bu nedenle 15 yıl hapis yattı. İngiliz filozof William, Papalığa karşı imparatorluğu desteklemenin İncil’e uygun olduğunu söylediği için mahkum edildi ancak hapis yatmadı ve kaçarak Münih’te sürdürdü hayatını. Bruno, Kopernik’in tezini destekleyip evrende dünyadan başka pek çok gezegenin de yer aldığını iddia etti. Maalesef o diğerleri kadar şanslı olamayacak ve “dinden çıktığı” söylenerek diri diri yakılacaktı. Galileo ise dünyanın ve diğer gezegenlerin güneş etrafında döndüğünü savundu. Fakat kilise tarafından yargılanınca, görüşlerinin yanlış olduğunu kabul ederek canını kurtarmayı tercih etti. Ardından da sürgüne gönderildi.”
https://www.wannart.com/...izisyon-mahkemeleri/

HEPSİ YAKTI!
MİLYONLARCA EL YAZMASINI, KLASİKLERİ, KİTAPLARI YAKTI!
OKUMADAN YAKTILAR!
KENDİLERİNCE DEVRİMLERİNE ZARARLI OLAN HER ŞEYİ YAKTILAR!
İSPANYA’DA KURŞUNA DİZDİLER,
ALMANYA’DA FIRINLARA ATTILAR,
KİTAP KÜLLERİ GİBİ, İNSANLAR BACALARDAN UÇUŞTU!

Kitap KIYIMI, aynı zamanda İNSANLIK kıyımıydı. Her bir kitapta İNSANLIĞI yaktılar!

Yevgeni İvanoviç Zamyatin ... Distopya dendiğinde ilk akla gelmesi gereken Biz i yazmıştır. 1984’ün, Cesur Yeni Dünya’nın ve birçoğunun fikir babasıdır. SOVYET rejimi tarafından sürgüne gönderilmiştir. Ve sürgünde ölmüştür. Ölümünden önce ise şu sözleri söylemiştir;
“Rusya’da bir yazarı onurlandıran şey kitaplarının yasaklı yayınlar listesinde olmasıdır.”

Bu kıyımları yapanlar, BİZ kitabında şu alıntıya kulak verebilse ve biraz insan olabilselerdi keşke…

"Ancak dostlarım, biraz düşünmek lazım, çok faydalı oluyor." #29045984

Geçmişe bir bakalım, hangi kitaplar yakılmış, hangi yazarlar yasaklanmış… Günümüzün değerini anlamak için, bu listelere ve kitapların konularına iyi bakmak gerekir.

* İvan Denisoviç’in Yaşamında Bir Gün, Aleksandır Soljenitsin,
* Gazap Üzümleri, John Steinbeck,
* Felsefenin Temel İlkeleri, Georges Politzer,
* Don Kişot, Cervantes,
* Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley,
* Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, George Orwell,
* Bülbülü Öldürmek, Harper Lee,
* Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque,
* Anne Frank’ın Hatıra Defteri, Anne Frank,
* Alis Harikalar Diyarında, Lewis Carroll,
* Canterbury Hikâyeleri,
* Doktor Jivago, Boris Pasternak,
* Dönüşüm, Franz Kafka,
* Hamlet, William Shakespeare,
* İnsan Hakları, Thomas Paine,
* Kruşçev’in Anıları, Nikita Kruşçev,
* Hayvan Çiftliği, George Orwell,
* Madame Bovary, Gustave Flaubert,
* Tom Amca’nın Kulübesi, Harriet Beecher Stowe,
* Ulysses, James Joyce,
* Çıplak Şölen, William S. Burroughs,,
* Zabit ve Kumandan ile Hasbıhal, Mustafa Kemal,
* Yaşadıkça, Rıfat Ilgaz,
* Azizname, Aziz Nesin,
* Böyle Bir Sevmek, Attilâ İlhan,
* Yengeç Dönencesi, Henry Miller,
* Yaşam ve Yazgı, Vasili Grossman,
* Harry Potter ve Felsefe Taşı, J.K. Rowling,
* Medarı Maişet Motoru, Sait Faik Abasıyanık,
* Türlerin Kökeni, Charles Darwin (…)

Birbirinden farklı yazar ve kitaplardan üzücü bir seçkiye tanık oldunuz. Bunun daha fazlası elbet var. Bir kısmı yasaklandı, bir kısmı basılırken toplatıldı, yakıldı, parçalandı ya da yeniden dönüşümde hamur kağıdı yapıldı.


KÜLTÜREL KARARTMA

Şili, Arjantin, Bosna… Hepsi birbiri ardına aynı kıyımları yaptılar. Bosna için ayrı bir parantez açmamız gerekiyor. Kitabı okuyana kadar, yaptıklarının büyüklüğü hakkında bilgim yoktu. İnsanlık tarihine insan kıyımları ile yazılmışlardı. Dünyanın en büyük kültürel kıyımını yaptıklarını bilmiyordum. Bu savaş esnasında yapılan kıyımı, Naziler bile başaramamıştı.

Nefretin Özel Bir Türü: BOSNA!

Bosna-Hersek kütüphanesi, savaş esnasında üç gün boyunca yanmış. 25 Ağustos 1992’de topçu ateşine tutulmuş, Sırp General Ratko, 25 yangın mermisiyle ateş emrini vermiş. Kütüphane de 1,5 Milyon Cilt Kitap, 155 nadir bulunan metin, 478 el yazması ve milyonlarca süreli yayın bulunuyormuş. Bir kısmı kurtarılmış ama büyük bölümü yok olmuş.

1888’de kurulan Bosna-Hersek Ulusal Müzesi’nin baş kütüphanecisi Kemal Bakarsic “Saldırı yarım saatten az sürdü,” diye yazar ve devam eder:

“Yangın ertesi güne kadar devam etti. Güneş kitapların dumanıyla örtüldü, yanmış kâğıt yaprakları, gri külden kırılgan sayfalar siyah bir kar gibi aşağıya süzüldü. Bir sayfayı yakaladığınızda sıcaklığını hissedebiliyordunuz ve sıcaklık dağılıp da sayfa avucunuzun içinde toza dönüşene kadar, bir an için garip bir tür siyah gri negatifte bir metin parçasını okuyabiliyordunuz.” Sy.270

ARJANTİN
1983’e kadar dikta rejimi ile yönetildi. Milyonlarca kitap yakıldı. 30 Ağustos 1980’de CEAL Yayınevi tarafından basılmış 1,5 Milyon kitap boş bir arsaya dökülüp yakıldı.

Dünya da yüzyıllar boyu; Milyonlarca kitap yakıldı, binlerce yazar hapsedildi, sakat bırakıldı, dinden aforoz edildi, öldürüldü, ibreti aleme örnek olsun diye kurşuna dizildi, yayınevleri basıldı, yakıldı, yıkıldı, sansür uygulandı, matbaalar talan edildi, makineler parçalandı, kütüphaneler yakıldı, bilinçsizce harap edildi, el yazmaları yok edildi, tarihin büyük bir bölümü bu kıyımlara kurban gitti.

(…)


Hacı Seydaoğlu Kitap Paylaşım Sitesi mi Kurmuş, YAK GİTSİN!
Erhan Öykü mü yazmış, YAK GİTSİN!
Oğuz Aktürk Çok mu düşünüyor, YAK GİTSİN!
Osman Y. Kafka mı seviyor, YAK GİTSİN!
Metin T. Sistemi mi anlıyor, YAK GİTSİN!
https://1000kitap.com/meleenk Çok mu eleştiriyor, YAK GİTSİN!
Tuco Herrera Kafa karıştıran inceleme mi yazıyor, YAK GİTSİN!
Ebru Ince Çok mu okuyor, YAK GİTSİN!
Hakan S. ‘in Hikayeleri mi yayınlanıyor, YAK GİTSİN!
Moiz K Çok mu öğreniyor, YAK GİTSİN!
Necip G. Ortalarda çok görünmüyor, YAK GİTSiN!
https://1000kitap.com/AdemYesil Tarihi iyi mi biliyor, YAK GİTSİN!
Mete Özgür Şiir mi yazıyor, YAK GİTSİN!
https://1000kitap.com/diyetcibaba Dini mi sorguluyor, YAK GİTSİN!
Begüm Çakır Kitap videoları mı çekiyor, YAK GİTSİN!
Eda E. Çok derin düşünceleri mi var, YAK GİTSİN!
İbrahim (Sisifos) Rakamlarla kafayı mı yemiş, YAK GİTSİN!
Semih Bilimkurgu mu okuyor, YAK GİTSİN!

(…)
Bütün hepsini, Bütün herkesi, YAK GİTSİN!
Gamze Ö. Gülşah şirin https://1000kitap.com/nigrum_alba wabi sabi Yusuf Çorakcı https://1000kitap.com/beyzayz Yasee https://1000kitap.com/beydervis Nilüfer CEYLAN* https://1000kitap.com/Kolektif Beyza https://1000kitap.com/Silencee Mira mira Neytiri İlgen Aktürk Esra Koç M. Sadık özlem Havva Öztin Akarsu Aydasu Çelik Beyza https://1000kitap.com/uninvited Begüm(şimdi düşünmeliyim) https://1000kitap.com/nemesis13 fazi Mithril / Nobody Sezen B. Tuğba Dk Hakan Arık Çaça https://1000kitap.com/pikacu_ Volkan Karadağ https://1000kitap.com/rolann https://1000kitap.com/Kadimce https://1000kitap.com/ittihatci ftmnr teto Froz siyal EndoplazmikGaripbirKulum Damien Tayfun

ve nicelerini… Tüm okurları; YAK GİTSİN!

*

İstanbul’un fethi sırasında yaşananlar, denizlerde ki Türk korsanlar ve gemilerin batması nedeniyle yok olan kitaplar, Moğollar, Irak kültürel mirasının bile istene talan ettirilmesi, kitapların bakımsızlıktan yok olması, kütüphanelerin bakımsızlıktan çürümesi, kitapların üretim kaynaklı asitli bileşenlerden dolayı kendi kendine yok olması, kemirgenlerin hasar verdiği kitaplar ve benzeri konulara değinemedim. Bu ve daha fazlasını kitapta bulacaksınız. Kitapların başına gelmiş olan her şeyi bu kitapta bulacaksınız. Her bir konu, her bir örnek araştırmanız için, okumanız için size yeni bir kapı açıyor. Bu kitabın kaynakça ve dipnotlar bölümü ayrı bir zenginlik içeriyor. Rakamlarla bu yıkımı yakından hissedin. Faydalanmanız dileğiyle…

Not: Kitabın PUAN ortalamasına inanmayın, birileri kitabı okumadan puan vermiş ve ortalamasını düşürmüş. Titizlikle yıllara yayılan bir emeğin ürünü olan bu kitap, verilecek 10 Puandan bile daha fazlası. Kitap kıyımı ne ise, bile istene puan ortalaması düşürmekte aynı kafadır.

Dünyanın insanlara ve bilgiye katlanabildiğini sanmıyorum…

*

Kitapları sevdiğinizi söylüyorsunuz ve bu kitabı hala okumadınız mı?
O zaman kitapların ve insanlığın acı tarihini okumak boynunuzun borcu olsun!
10/10

*

John Milton:
“İyi bir kitabı öldürmekle bir insanı öldürmek aynı şeydir(...)" #39271972

-Bu inceleme 10 Word Sayfası uzunluğundadır, 2165 sözcük içermektedir.-

O zaman, İncelemeyi de YAK GİTSİN!
368 syf.
·41 günde·Beğendi·10/10
Ey 1000Kitap sakinleri!

Bütün kitaplarınızı buraya getirin, hepsini buraya getirin! Yıllarca size ezberletilmiş, dayatılmış, dikte edilmiş ve sizi manipüle etmiş ne kadar yazılı kaynak varsa hepsini ateşe vereceğiz! Hepsini yok edip sonra kendi ülkümüzü yaratacağız!

Dersem eğer bir gün bilin ki ruhumu şeytana satmışımdır. Hayır, hayır ruhumu şeytana satmadan da bu sözlerle kitap kıyımı yapabilirim tıpkı Hitler'in propaganda bakanı Himmler gibi! İspanya'da Franco'nun bacanağı Roman Serrano Suner gibi. Şeytana gerek yok evet, hepsi dünyada yaşamış, yaşıyor, yaşayacak!

Öncelikle bu kitabın yazılmasının enteresan bir hikayesi var onu sizinle paylaşmak istiyorum. Yazar, kitabı yazmaya başlamadan evvel Madrid'deki bir sahafta Miguel de Unamuno'nun bir kitabını arıyor tesadüf yıpranmış, cildi dağılmış, okunamayacak derecede bir kitaba denk geliyor. Önsözden Federico Garcia Lorca'nın bir şiir kitabı olduğunu farkedip heyecanla sahafa bu kitabın fiyatını soruyor. (ayrıca kitabın üzerinde de Yasaklı kitap.Asturias, Cehennem yazılı.) Sahaf sinirli bir şekilde ''Götür onu burdan, o komünistin kitabını buraya kimin getirmeye cesaret ettiğini bilmiyorum!'' diye yazarı tersliyor ve bu olaydan sonra bu araştırma başlıyor. Yaklaşık 12 yıllık bir çalışmanın bir eseridir bu kitap ve gerçekten övgüyü hak edecek bir çabanın sonucunda yazılmış. Eline kitap değmiş herkesin okumasını dilerim, çünkü bilmeliler! Yüzyıllardın süregelen kitapkırımlarını, elindeki kaynakların hangi badirelerden geçerek bugüne ulaştığını bilmeliler!



Kitap kronolojik bir sırayla yazılmış,Sümerlilerin yazılı kaynaklarından başlayarak günümüze kadar yok edilmiş, kaynakları elde olan verilerle günyüzüne çıkarmaya çalışmış. Mesela en iyimser tahminlere göre, Antik Yunan'da yazılmış bilim, felsefe, edebiyat alanındaki eserlerin sadece %25'i günümüze ulaşmış durumda. M.Ö. 500-200 yılları arasında Atina'da 2000'den fazla tiyatro oyunu sahnelenirken günümüze sadece 46 tanesi ulaşabilmiştir. Sophokles'e ait olduğu düşünülen 120 eserden günümüze sadece 7 tanesi ulaşmıştır. Bir de şöyle bir durum söz konusu, Antik Yunan'da ve daha sonraki bir çok uygarlıkta kitaplar yazıcılar tarafından çoğaltıldığı için, bir çok yazıcının esere kendi yorumlarını katmış olduğu, okuduğumuz eserlerin bile orijinal eserler olmadığı belirtiliyor.

Şüphesiz Antik çağ'ın en kötü olaylarından birisi İskenderiye Kütüphanesinin yanmış olmasıdır. Yunan'lı Demetrios tarafından kurulan kütüphane döneminin en büyük kütüphenesidir. Yaklaşık 40 bin kadar kitabın bulunduğu kütüphanenin neden yanmış olduğu tam olarak bilinmese de bu yönde bir çok teori vardır. Kütüphaneyi yakanların Romalılar olduğunu düşünende var, Araplar olduğunu düşünende var.Fakat gördüğünüz gibi sebepler sonucu değiştirmiyor, birilerinin iktidarlık hırsı, bir topluluğun belleğinin yitirilmesinin istenmesinin sonucudur bu kıyımlar.

Sonrasında Ortadoğu'da, Çin'de, Mısır'da, Roma'da, Bizans'ta, İspanya'da, İngiltere'de, Sovyetler'de, Şili'de, Arjantin'de, Almanya'da, Irak'ta hiç acımadan kitaplar toplatılmış, yağmalanmış, ateşe verilmiştir. Bu kitapların yok edilmesinin en temel sebebi, yeni bir tarih yazma arzusu, geçmişte oluşturulan kültürün yok edilmesinin istenilmesidir. Bunun için önce kitaplar yakılmıştır, sonra bu kitapları tekrar yazabileceklerini düşündükleri insanlar yakılmıştır. Bugüne kadar istatiksel olarak kitapların %60'ı bilinçli bir şekilde yakılarak %40'ı çevresel sebeplerden ötürü( sel,deprem vb) yok olmuştur. İstatistikten de anlayacağınız üzere yüzyıllardır her gelen medeniyet bir öncekini önce yok edip sonra bu medeniyetin, kültürünü ortadan kaldırma gayreti göstermiştir istisnasız ve kitapkıyım bunun en kolay yöntemidir.

Okuduklarım arasında en çok ilgimi çeken olay Hypatia cinayeti oldu. Hypatia tarihte bilimsel araştırmalar yaptığı için kilise tarafından ölüme mahkum edilen ilk kadın. Kilise Hypatia'yı MS 415 baharında cadı olduğu gerekçesiyle, tuğlalarla vahşice dövüp bütün vücudunu parçalara ayırıp, iç organlarını ve kemiklerini ateşe vermişler. Amaçları HYPATİA'NIN BİR KADIN OLARAK SİMGELEDİĞİ HER ŞEYİ YOK ETMEK! görüyorsunuz yüzyıllar geçti zihniyet hala aynı.


Bu ve bunun benzeri bir çok olaydan haberdar olmak isterseniz bu kitabı okuyun, geçmişte güce ve iktidara karşı gelmiş cesur insanların hikayelerini bilmek istiyorsanız bu kitabı okuyun! Sistematik olarak bellek yitiminin nasıl oluşturulduğunu bilip buna karşı gelmek istiyorsanız bu kitabı okuyun! Yakılan onca eser için gerçekten çok üzgünüm fakat bir kişi dahi kalsa o kitabı bilen umut var demektir. Bu kitapla alakalı şahane bir inceleme okumak isterseniz de sevgili Murat Ç'nin yazdığı bu incelemeyi de buraya bırakmış olayım.#39926123 Tarihteki kıyımları bir daha yaşamamız dileğiyle.

Ayrıca bu şahane kitabı bana hediye eden https://1000kitap.com/rolann'a tekrar teşekkür ederim :)
368 syf.
Yazar Fernando Baez'in hüzünlü bir hikayesi var, hem hayatı hem de dolaylı olarak bu kitap ile alakalı olarak. Yoksulluktan ötürü çaresiz kalan ailesi, Baez'i henüz 4 yaşındayken bir kütüphaneye bırakır. Baez, bu kütüphanede oyuncaklar yerine kitaplarla haşır neşir olur. Bütün hayatı kütüphane olan Baez bir zaman sonra kitapların ve kütüphanelerin yok edildiği bir evrensel tarihi ele alan eseri kaleme alacaktır. Keza büyüdüğü kütüphanesi de yanındaki nehrin taşmasıyla sular altında kalmış ve kitaplar suyun akıntısıyla kaybolup gitmiştir.

İşte Baez, bu gerçek hikayenin yaşayanı olarak hem tarihte yaşanılanlar hem de kendi yaşadıklarını baz alarak yazıyor bu kitabı. Çünkü kitap hafızadır, geçmişidir insanın. ve Baez önce kişisel olarak yaşadığı bu ''hafıza kaybını'' daha sonra evrensel anlamda yaşayacaktır.

Bu eserinde Qin Shi Huang elyazması rulolarının yok edilmesinden İskenderiye Kütüphanesinin yok edilmesine, Cordoba imhasından, Savonarola’nın yakılmasına, Maya Metinlerinin yakılmasından, Kongre Kütüphanesi’nin yakılmasına, Nazi kitap kırımından, Bosna Hersek Ulusal Kütüphensi’nin yok edilmesine ve hatta Irak’ta kütüphanelerin yakılmasına kadar insanlık hafızasının çok büyük bir bölümüne hitap eden birikimlerin nasıl yok edildiğini ve nasıl sonuçlar doğurduğunu anlatıyor bizlere.

İyi bir kitabı öldürmek insan öldürmekle eşdeğer denir. Bu tam anlamıyla doğru bir önermedir. Hafızası, bilinci olmadıktan sonra insan olmanın hiçbir özelliği kalmıyordu, kalmadı da.
368 syf.
·Beğendi·10/10
Uzun zamandır böyle zengin bir kitap okumamıştım. Gerek savaşlardan dolayı gerek cahillikten gerekse ihmalkarliktan dolayı kitap kıyımı her dönem yaşandı. Bazen kaybolan harap olan kitap ve tabletlerin peşinde bir sürü kitap yazıldı. Film çevrildi. Insanoğlunun belleği. Tıpkı Alzheimer hastası gibi boşluklarla yaşamak zorunda kalır insanlık ta tüm kitaplarını ve belleğini kaybederse. Kitap tüm kitap kıyımlarının ve tahribatların tarihini anlatıyor. Kesinlikle tavsiye ederim.
368 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Yazılı tarihin başlangıcından bu yana aşama aşama kitap ve kütüphanelerin yok oluşunu, nasıl yok olduğunu ve yok olma nedenlerini sistematik bir şekilde inceleyen bu kitabı sanırım üzülmeden, içi sıkılmadan, hayret etmeden okuyacak bir okur olmayacaktır.
Bağnazlığın sınırları nereye varabilir?
İnsan yok etmek için neler yapabilir?
İnsan amacı uğruna neleri yok edebilir?
Zaman zaman aklımı kurcalayan bu soruların yanıtlarının bu kadar ürpertici olacağını hiç düşünmemiştim. Tahammülsüzlük ve hoşgörüsüzlüğün boyutları sınır tanımaz bir seviyeye geldiğinde, kendi varlığını kabul ettirmek isteyen ve bunun için de eskiden kalan tüm izleri silmek isteyen devletlerin ve dinlerin sebep olduğu kıyımların gerçekten akıl almaz boyutlarda olduğunu hayretler içinde okudum. Alıntı yapılması gereken yüzlerce yer vardı ama sanırım bu kitaptan ne kadar alıntı yapılsa da yaşanan felaketi, kitap içinden alınan birkaç cümlenin, kitabın kendisi kadar sunması mümkün olmayacaktı.
Kitapların yok ediş ve oluşu iki sebebe bağlanıyor. Doğal sebepler ve doğal olmayan zalimce yöntemler. “Bellek Cinayeti, Kültür Soykırımı”, doğal olmayan yok edişler bu şekilde tanımlanmış. Tarihin ilk yıllarında meydana gelen doğal afetler, sebebi bilinmeyen yangınlar, kullanılan malzemenin dayanıksızlığı ve savaşlar neticesinde o dönem tarihine ışık tutacak tüm belge ve kitapların yarısı yok oluyor. Sümerlerin “e-dub-ba” yani tablet evi dediği kütüphanelerin ve içinde bulunan sayısız tabletlerin bin bir güçlükle günümüze ulaşan kısmının 21. yüzyıldaki trajik yok oluşu ise insanı hayretler içerisinde bırakıyor.
İlk dönemlerde, daha az kasıtlı, daha az kötülük bilinciyle yapılan sistemsiz yok edişler sonrasında birtakım çabalarla o yok edilen eserlerin, ezberden tekrar yazılarak, bazı yerleri çıkartılarak veya değiştirilerek sonraki yüzyıllara ulaşması sağlanmışsa da Ortaçağ’a gelindiğinde bu yok edişler tamamen kasti bir şekle ve geri dönülmez bir hale bürünüyor. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yok eden el ise Engizisyon mahkemeleri oluyor. İspanyol Engizisyonu, Katolik Hristiyan olmayan tüm inanç sahiplerini sürgün ediyor yahut öldürüyor ve o inançlara ait kitaplar yakılarak yok edilmeye başlıyor. Avrupa genelinde Kilise, Hristiyanlığı sorgulatacak, Hristiyanlığa ve ahlakına aykırı tüm eserlere savaş açıyor, ortaya çıkan mezhepleri yok etmek için inanılmaz baskılar uyguluyor. Ölümler, yakılan kitaplar ve inanılmaz bir baskı dönemi.
II. Dünya savaşında ise manzara daha korkunç bir hale geliyor. Bombalar kasti olarak kütüphanelerin ve devlet arşivlerinin bulunduğu binalara atılıyor. Evlere baskınlar yapılıyor, kitaplar toplanıyor. Devletlerin ideolojisine aykırı, devlet düzenini ve insanların değerlerini sarsacağını “düşündükleri” tüm kitaplara sansür uygulanıyor, basımı yasaklanıyor yahut yok ediliyor. Günümüzde çoğunu severek okuduğumuz yazarların, bir zamanların “en çok tehlike” arz eden kişileri olduğunu görüyorsunuz ve bu listedeki her ismi, sansüre ve baskıya uğrama nedenlerini absürt bulmadan edemiyorsunuz.
Peki iş Modern Çağ’da değişiyor mu?
Kitabın son cümleleri şöyle: “Bu felaketler karşısında şaşkınlığa düşen okuyucu, 21. yüzyılın, kültürün beşiğinin (Irak) soyulup yok edilmesiyle başlayacağını hayal edebilir miydi?”
Bosna Hersek, Kosova, Irak, Suriye ve belki de şu an daha meydana çıkmamış olan nice ülke nice kültür… Ve yine her zamanki gibi kitapların yanında yok olup giden tarihi değeri olan yapılar, arkeolojik alanlar, müzeler ve müzelerdeki sayısız tarihi eser. Dünyanın bu yok oluşlar karşısındaki ölüm sessizliği…
Ne yazık ki kitap sizi mutlu kılacak bilgiler vermeyi vadetmiyor, okurken canınız yanacak, oldukça rahatsız hissedeceksiniz, üzüleceksiniz. Yok olup giden, karaborsaya düşen onlarca değerli kitap ve tarihi eser için içiniz yanacak. Bu yazıda yalnızca başlıklarını gördüğünüz kısımları detaylarıyla okuyunca ürpereceksiniz. 12 yıllık bir çalışma sonucu meydana getirdiği bu eserle, acı gerçeklerle yüzleşmemizi sağlıyor Fernando Báez. Her kitapseverin mutlaka okuması dileğiyle…


Okur Notu: Çeviri ve imla yer yer rahatsız edici bir hal alsa da kesinlikle okunmaya değer bir kitap olduğunu ısrarla belirtmek isterim.
368 syf.
·12 günde·Puan vermedi
Kitap Kıyımının Evrensel Tarihinde yazar Antik Çağdan başlayarak 20. Yüzyıla kadar yaşanan kitap kıyımlarını anlatıyor. Bunu yaparken diğer taraftan insanlık tarihini de anlatıyor. Medeniyet tarihini de anlatıyor. Kitabın içeriğinde ne var derseniz Maya, İnka medeniyetleri Bizans, Roma, İspanya imparatorlukları, Endülüs İslam Devleti, Nazi Almanyası Franco İspanyası, Pinochet Şilisinin yer aldığı diktatörlükler ve bunun yanında küçük tarikatların yer aldığı kitap ve insan kıyımı var. Bir çok bilgiyi barındıran aslında geçmişten bugüne bu kadar kıyıma rağmen nasıl bir tarih yazımı kalabildiğini şaşırarak okuduğum bir kitap oldu. İnsanlık tarihini farklı bir yönden okumak isteyenlere tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Fernando Baez
Doğum:
Venezuela, 1970

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 38 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 183 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.