“Yaşadıklarından ya da içlerinde taşıdıkları tılsımlarından kendilerine çekerler bizi şehirler.
Canlıdırlar insanlar gibi. Doğarlar, yaşarlar...
Kendilerine ait kimlikleri, hikayeleri vardır... Ruhları, duyguları, renkleri vardır...
Bize dair herşeydir O şehir.... Biz neler yapıyorsak, neler hissediyorsak ve neye benziyorsak odur.
İçimizdeki duyguların rengine bakıp aynı renkten elbiseler giyer üzerine her gün...
O renkler tenimize yansır, yüzümüze yansır, ruhumuza yansır...
Ve hancı da olsak, yolcu da olsak, tam olarak kopamayız O şehirden ayrılırken...
Çünkü, O şehrin kokusu sinmiştir üzerimize, parmak izleri kalmıştır yüreğimizde...”