Gaia Dergi

Gaia Dergi

Dergi
0.0/10
0 Kişi
·
1
Okunma
·
17
Beğeni
·
77
Gösterim
Adı:
Gaia Dergi
Unvan:
Sürdürülebilir Yaşam Dergisi
Doğum:
13 Nisan 2015
Gaia Dergi; ırkçılığa, cinsiyet ayrımcılığına, türcülüğe ve betonlaşmaya karşı, doğadan ve doğaldan yana yaşamı savunan alternatif bir platformdur.
“Bir sürü arkadaşımız öldürüldü, bir sürü dostumuzu bu fobi denen nefret denen illet yüzünden kaybediyoruz. Birileri gelip hiç yere, yok yere katlediyor. Birileri geldi öldüresiye dövüyor. Birileri gelip lanetledi. Birileri evden kovdu. Birileri dalga geçti. Birileri işten kovdu.”
Mit: Cinsel şiddete maruz bırakılan kişi şikâyette bulunmuyorsa, yaşadığı şiddet yeterince ciddi değil demektir.

Gerçek: Cinsel şiddetten hayatta kalan kişilerin pek çoğu destek alabileceği hizmetleri ve o hizmetlere nasıl ulaşacağını bilemez. Şiddet sonrası bu konuda konuşmak; ister yakın bir dost, ister bir yabancı, ister bir aile üyesi olsun, kolay değildir. Yaşanılan şiddet hakkında konuşabilmek bir yana; çoğu zaman utanç, suçluluk ve değersizlik duygularıyla baş edebilmek dahi kolay değildir. Bu da yardım alma ya da şikâyette bulunma adımlarını güçleştirir. Ayrıca şikâyette bulunan kişilere yeterli koruma sağlanmadığı durumlarda, failin tekrar şiddet uygulama riski artmakta ve bu da hayatta kalanlar için destek hizmetlerine başvurma konusunda çekince yaratabilmektedir. Destek hizmetlerinin güvenli bir süreç içinde ve kapsamlı şekilde uygulanması, failin tekrar şiddet uygulamasını engeller.
Mit: Cinsel şiddeti uygulayanlar tanımadık, yabancı kişilerdir.

Gerçek: Kimi zaman böyle olsa da gerçekte cinsel şiddet eylemlerinin pek çoğunda fail kişinin tanıdığı, güvendiği biridir. Failler; sevgili, eş, akraba, aile üyesi ve bakım sağlayan kişiler olabilir. Failin tanıdık olması, hayatta kalan için şiddetin açık edilmesini de zorlaştırır.
Cinsel şiddet; aile, akrabalar ve kültür yoluyla öğrenilir, aynı zamanda önlenebilir de. İşte yapabileceğimiz 10 şey;
1- Çocuğumuz televizyonda şiddet içeren bir sahne gördüğünde kanalı değiştirmek yerine, bunun hakkında konuşun. Eleştirel düşünmesi için onu cesaretlendirin.

2-bugün bir arkadaşınızı kıyafeti veya dış görünüşü yerine iyi yapabildiği şeylerle ilgili övün.

3- “Adam gibi yap”, “kız gibi yapma”, “erkekler ağlamaz” gibi sözler söylemeyin. Bunları duymak herkesi yaralar.

4- Herhangi birine karşı tehtid edici, ayrımcılık veya şiddet içeren sözler duyduğunuzda bunları sineye çekmeyin. Tepkinizi gösterin.

5- Çevrenizdeki insanlardan duygusal, fiziksel ve cinsel şiddete göz yummadıklarını belirten güçlü mesajlar vermelerini isteyin.

6- Hayatınızdaki kız çocuklarını daha güçlü, oğlan çocuklarını daha duyarlı olmaları yönünde cesaretlendirin.

7- Eğer çocuklar öpmenizi veya sarılmanızı istemiyorsa, onların bedenleriyle ilgili karar verme hakkına saygı duyun ve ısrarcı davranmayın.

8- Toplumsal cinsiyet rolleri kendi ilişkilerinizde nasıl ortaya çıkıyor? Sorgulamaya ve değiştirmeye kendi yaşamınozdan başlayın.

9- Toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen paylaşımlarda bulunmak için sosyal medyayı kullanın. Daha fazla öğrenin.

10- Cinsel şiddetle mücadele üzerine çalışan kişileri, sunum yapmaları için çalıştığınız yere veya okulunuza davet edin.

-Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
17 yaşındayken babasının uygun gördüğü kişiyle, Abdülhamit’in yaverlerinden Kolağası Mehmet Faik Bey ile evlendirildi. Bu evlilik ile Fatma Aliye’nin hayatında birçok değişim gerçekleşti, en önemlisi de yazı yazmasının yasaklanmasıydı. Zira yazı yazmaya ancak 10 yıllık bir aradan sonra devam edebilecekti. Fakat yasaklanan sadece yazması değil, okumasıydı da aynı zamanda. Öyle ki Faik Paşa, Fatma Aliye’nin elinde ilk defa roman gördüğünde itiraz edip “iffetli” bir kadının bunları okuyamayacağını söylemiş, kitaplarını yırtıp atmıştı. Dönemin zihniyeti gereği bir kadının, babasından sonra kocasına itaat etmesi beklendiği için rollerini kabullenmiş bir kadın olan Fatma Aliye, yazmayı bıraktığı gibi kitaplarını da raflara kaldırdı.Fatma Aliye’nin yazmaya yeniden başlaması, görev için uzun süre evden uzaklaşan Faik Bey’in dönüşüyle oldu. George Ohnet’nin Volonté romanı ikisinin de hoşuna gitmişti. Çeviri aşkıyla yanan Fatma Aliye, Faik Bey’den gelen izinle tercüme etmeye başladı. “Meram” adıyla basılan çeviride Fatma Aliye, içinde yaşadığı ataerkil toplumun baskıcılığı nedeniyle kendi ismini
kullanamamış, “Bir Hanım” imzasıyla edebiyat dünyasına giriş yapmıştır. Kadının adının
geçmesi dâhi o dönem için kabul edilemeyecek,
inanılamayacak bir şeydi. Zira sonradan bir makalesinde adını açıkladığında onun yazdığına inanılmamış, ağabeyinin ya da babasının yazdığı düşünülmüştü. Yazdıklarının bir kadının kaleminden çıktığına inanılınca da sert eleştirilere maruz kalmıştı.
Meram sonrası yazı serüveni devam eden Aliye Hanım’ın bu çalışması yoğun ilgi görünce yazdığı makalelerde Mütercime-i Meram takma adını kullandı.
Şunu unutmamak gerek ki, kürtajın yasaklanmasının beraberinde kadınların sağlığını tehlikeye atarak, anne ölümlerinin artacağı görünen bir gerçektir. Bu bağlamda bir feminist olarak sadece kadınların değil, toplumun aile planlaması çerçevesinde doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgilendirilmesi, kürtaj kararının kadınlara ait olması ve kadınların sağlıklı, güvenilir, ücretsiz kürtaj hakkına sahip olmasının kadın hakları açısından önemli olduğu
kanaatindeyim.
İslam öncesindeki dinler için önem taşıyan
"büyük siyah taş", İslâm döneminde ikiye kırılarak Kâbe’ye getirilmiş, burada şeytan ilân edilmiş ve insanların onu taşlaması, lanetlemesi istenmiştir. Dikkat ederseniz Müslümanların, Kâbe’deki "şeytan"ı taşlaması ile bir kadını taşlaması benzerlik göstermektedir. Kadını, şeytan ilân etmenin sadece başka bir boyutudur bu. Şeytanı da kadını da aynı şekilde öldürmek... Bu şekilde hem kadını hem de eski dini aşağılamış olurlar ve kadını şeytanla özdeşleştirirler. Böylece İslâmcı-erkek, kadına ve eski dine karşı zaferini tekrarlamış ve sağlamlaştırmış olur. Bu nedenle İslâm’ın hüküm sürdüğü yerlerde, kadına saygı beklemek yanlış bir beklenti olur.
Mit: Cinsel şiddet, cinsel arzuların kontrol edilememesi ile ilgilidir.

Gerçek: Cinsel şiddet, kontrol edilemeyen cinsel dürtülerden, cinsel arzulardan değil; güç ilişkilerinin kötüye kullanımından kaynaklanır. Cinsel dürtüler kontrol edilebilir. Pek çok şiddet eylemi, önceden planlanmış şekilde, hiyerarşinin olduğu her yerde gerçekleşebilir.
“İffetli kadın olmak istemiyoruz!” kampanyası, 1990 yılında başladı. Büyük ölçüde, TCK’nın 438. maddesine yönelikti. Bu maddeye göre, seks işçisi kadınlar, tecavüze uğrayınca üçte iki ceza indirimi uygulanıyordu. Sebep olarak, zaten
“iffetsiz” olan kadınların tecavüzü hak ettiği ve
“iffetli” kadınlara göre çok daha az hasar aldığı öne sürülüyordu. Feministler, sadece seks işçisi kadınlara tecavüzün meşruluğunu değil, kadınların iffetli-iffetsiz ayrımına tutulmasını da protesto ediyordu. Daha sonra da çok sık duyulacak olan “Bedenimiz bizimdir!”sloganı, ilk kez bu yıllarda kullanılmaya başlandı. Kampanya, İHD ve Baro’nun da katkılarıyla yasanın kaldırılmasıyla son buldu.
Mit: Tecavüzcüler hadım ile tedavi edilebilirler.

Gerçek: Bireyler, tecavüzü gerçekleştirmeye karar verirler. Hiç kimse kontrol edilemeyen tecavüz eğilimi ile dünyaya gelmez. Şiddet içeren davranışlar zaman içinde öğrenilir, şiddeti uygulayan kişi bu davranışlarından sorumludur. Sorun biyolojik olmadığı için, hadım gibi beden bütünlüğüne müdahale içeren yöntemler cinsel şiddet problemini çözmez. Kaldı ki; çoğu zaman öyle olmakla birlikte failler her zaman erkek değildir.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gaia Dergi
Unvan:
Sürdürülebilir Yaşam Dergisi
Doğum:
13 Nisan 2015
Gaia Dergi; ırkçılığa, cinsiyet ayrımcılığına, türcülüğe ve betonlaşmaya karşı, doğadan ve doğaldan yana yaşamı savunan alternatif bir platformdur.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 1 okur okudu.