İyiye yorulduğuna pek rastlanmayan “çirkin” müziğin nesilleri topyekün yozlaştırabilecek bir tehlike olarak görüldüğü de oldu. 1950’ler Amerika’sında McCarthy akımının komünist cadı avı devam ederken gençlik kültürünce kucaklanan rock and roll hedef alınan bir düşmana dönüştü. Kendisi de bir zamanlar genç bir yıldız olan Frank Sinatra bu yeni müziği “son derece yabani, çirkin, yoz ve kötücül bir ifade biçimi…” olarak yermiş ve “Gençlerde neredeyse istisnasız olarak olumsuz, yıkıcı tepkiler yaratıyor. Yapmacıklık ve sahtekarlık kokuyor,” demişti. Bu müziğin söz konusu “çirkin” özellikleri (yabanıl, yoz, kötücül, olumsuz, yıkıcı, vb.) hem ses hem de kokuya bütünleştirmesi, duyulara yapılan saldırıda çirkinliğin daha geniş çerçeveli toplumsal etkenleri estetiğin gösterişli çekim alanına soktuğuna işaret ediyor. Gelenekçi kulaklara “çirkin” gelmiş olsa da diğer yeni müzik formları gibi caz ve rock-and-roll da dinlemek konusunda daha geniş çaplı bir kültürel devrime katkıda bulundu.