Ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlar arasında bir kedi olsaydım, bu
hayatın bir anlamı olurdu, daha doğrusu bu sorunun hiç anlamı olmazdı,
çünkü dünyadan bir parça olurdum. Bu dünya olurdum, oysa şimdi
bütün bilincimle, bütün içli-dışlılık gereksinmemle onun karşısındayım.
Öylesine önemsiz olan akıl, işte beni her türlü yaratığın karşıtı yapan
budur. Bir kalem çizgisiyle yadsıyamam onu. Öyleyse doğru olduğuna
inandığımı bırakmamalıyım Bana alabildiğine açık görüneni, bana karşı
bile olsa, tutmalıyım. Bu uyuşmazlığın, dünyam ile düşüncem arasındaki
bu kırılmanın temeli bilinçliliğim değil de nedir?